mhp li başkanın telefonundan bombacının aranması

dumrul dumrul
biz anlatınca atarlanmaya yer arayan tipler bol oluyor. onun için bazı soruları da emekli general haldun solmaztürk sorsun.




diyor ki ben oraları çok iyi biliyorum. ne olduğu da kafamda net şekilde yerli yerine oturuyor ama somut kanıtlar üzerine konuşamayacağım için spekülasyon yapmak istemem. yalnız şu iki soru üstüne düşünülmeli:

1- bu teröristin telefonundan herhangi bir yerdeki herhangi bir chplinin adına kayıtlı bir telefonla görüşülmüş olsa ne olurdu?

2- sizin adınıza bir hat alındığında size peş peşe bir yığın bildirim gönderilir. "adınıza şu numaralı bir telefon hattı açıldı" diye. bu kişiye böyle bir bildirim gelmedi mi? geldiyse hangi girişimlerde bulunmuş.

ikinci soruya dair ben bir şey diyemem çünkü en son hattımı açalı 15 seneyi geçmiştir. adıma bir hat açıldığında ne olduğunu bilmiyorum. ama kazara herhangi bir muhalifin adına böyle bir "korsan hat" açılsa ve bir terörist orayı arasa bütün havuz kanalları 7/24 bunu bağırır, bütün havuz manşetlerinde aylarca bu yer alır, süleymanı tayyipi, devleti gece gündüz bunu konuşurlardı. o kişi ve çevresinde kim varsa tutuklanır üç beş celsede de müebbet giydirilirdi. bunu da biliyorsunuz değil mi?

tam da bu yüzden gerçekte bu kişinin böyle bir görüşme yapmış olması olmamasının bir önemi de yok. biz bu konuları öyle olsun böyle olsun, eleman soruşturulsun filan diye tartışamayız. şu bahsettiğim tavır farkı bize karşımızda meşru aygıtlar olmadığını gösteriyor. meşru olmayan siyasi ve adli aygıtlardan hiçbir şey talep edilmez. bunlar tamamen yok hükmündedir. her konuya böyle bakmak durumundayız. hukukta usul esasın üzerindedir.

bu salt modern hukukun ilkesi de değil. osmanlının son dönemlerinde medeni hukuka karşı şeriat hukukunu savunan ahmed cevdet paşa bizde ilk kez "usul esasa mukaddemdir" ilkesini ortaya koymuştur.

meşru olmayan bir gücün hiç kimseyi yargılama, sorgulama hakkı yoktur. meşru olmayan yöntemlerle kimse yargılanıp sorgulanamaz. çünkü bu ülkede hukuku yeniden inşa etmek istiyorsanız önce bu ilkeye uygun hareket etmek durumundasınız. bu yapılmadığı zaman "kim kimi skerse" ilkesi devreye girer. şu an akpnin uyguladığı hukuk sistemi de bu. onun karşılığı da şu olur: ben yeterince güç toplarsam dilediğimi asar dilediğimi keserim kimse de bana "senin yargını tanımıyorum" diyemez. ne farkı var ki oğlum? ben gücümü senin kafana vurma kapasitemden alıyorum. işime geleni yargılıyorum işime gelmeyeni yargılamıyorum. senin bana karşı koyacak gücün yoksa adımın yanında hakim savcı cart curt titri olması ya da olmaması neyi değiştirir? şimdi türkiyede erdoğanın açık emri olmaksınız bu elemana "gel bi bakalım doğru mu söylüyorsun yalan mı söylüyorsun" diyebilecek bir tek savcı, bir tek polis var mı? yok! bitti. konu bu kadar açık. bu kadar basit...
bu başlıktaki 4 giriyi daha gör