mikadonun çöpleri

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
ispik
melih cevdet anday'ın yazmış olduğu ilk kez 1967 yılında kent oyuncuları tarafından sahnelenen absürd bir oyundur.

uzunca bir süresi olmasına rağmen başarılı oyuncular tarafından sergilendiginde gayet hoş zaman geçirmenizi sağlar.
kış günü sokakta kalan bir kadın ve çocugunu acıyıp içeriye alan bir adamla kadının evdeki yaşadıkları, kadın erkek diyalogları üzerine kuruludur.

bu oyunda oynamaktan büyük grur duyacagım ama izleyenleri mennun edebilecekmiyiz orası ayrı tabii...
bir martıyım ben
müthiş bir oyundur...
bir kış gecesi rastlantı sonucu karşılaşan bir kadın ve bir erkeğin kendilerinden bile sakladıkları dünyalarını birbirlerini tanımaya çalışırken ama doğru ama yalanlarla açmalarıdır.birbirlerini tanımaya başladıkça tıpkı karı koca gibi kavga etmeye başlarlar.gerçekleri birbirlerinin yüzlerine vurup canlarını yakmaya çalışırlar.karakterlerin isimleri yoktur.kadın ve erkek olarak geçer.bu o karakterleri kendimizle ya da bir başkasıyla bütünleştirmemize yardımcı olur.kadının veya erkeğin bir sözünde,hareketinde kendimizden bir şeyler bulabiliriz...
elpinoras
mikado adlı oyunda, oyunda da bahsedildiği üzere, çubuk çekilirken diğer çubukları titretmemek esastır.
oyun da böyledir. iki karakter birbirlerini asla titretmemeye özen gösterirler, naif ilerler.
harikulade bir eser.

oyunun içindeki mikado adlı oyunun, oyun matematiğine hizmet ettiği görülür.
otomatize sevmelerdeyiz
mutluluktan mı bahsettin? kara sineğe dair...

oyundan bir tirad

"mutluluk nedir diye sorsanız bana, kaşıntıdır derim.
bir gün az kaldı mutlu oluyordum. bir sancı saplandı belime, kıvrana kıvrana yatağa düştüm.
böbrek taşı imiş. sancıdan öleceğim.
sabaha karşı idi, doktor geldi, morfin yaptı.
derdemez o korkunç sancı kesiliverdi, çok güzel bir dünya başladı birdenbire...
inanamıyordum... mutlu idim, tam anlamı ile mutlu...
mutluluğumu doya doya tatmak istiyordum...
ama o ara, kulağımın arkası kaşındı azıcık. şöyle sinek ısırmış gibi.
bense kolumu kıpırdatmak istemiyordum, mutluluğuma ara vermemek için.
ama o kaşıntı bozuyordu mutluluğumu. çaresiz kaldırdım kolumu, kulağımın arkasını kaşıdım, tam olsun mutluğum diye. kolumu gene yanıma uzattım. biraz sonra... biraz sonra gene o kaşıntı... kaşıdım, biraz sonra gene... gene kaşıdım.
bitmedi, bitmedi namussuz kaşıntı, iğneledi durdu ve berbat etti mutluluğumu."
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın