mikrodalga fırın

1 /
katil sincap katil sincap
anne yarısı sayılabilecek, abladan hallice becerikli, düşenin dostu, zalimin düşmanı, her aç kaldığımda bana evdeki envai çeşit yemeği(taşlaşmış ekmek vb.) ısıtarak yenebilecek kıvama sokan mikemmel alet.
666 666
sulun dipol momentinin yönünün, üzerine uygulanan mikrodalganın yönünün değişmesi ile değiştirmesi ilkesine dayanarak çalışan alettir. bu sürekli yön değişimi malumunuz olan sürtünme kuvveti nedeniyle bir ısı açığa çıkmasına neden olur. ısının sıcaktan soğuğa doğru akması sonucunda da ,içinde muhakkak su molekülleri barındıran yemeklerimiz bir güzel ısınır, pişer...afiyet olsun.
turfanda turfanda
mikrodalga fırınlar elektrik enerjisiyle çalışır. fırının bu elektrik enerjisini mikrodalga enerjisine dönüştürmesi ise bir magnetron ile olur. magnetron 2450 mhz frekansında mikrodalgalar üretir. bu mikrodalgalar, dalga kılavuzu vasıtasıyla fırının içine ulaşırlar. bu noktada mikrodalgaların birkaç karakteristik özelliğinden bahsedelim;

- mikrodalgalar, tıpkı güneş ışığının camdan nasıl geçiyorsa cam, porselen, kağıt ve plastik gibi çoğu maddelerin içinden geçebilirler.

- mikrodalgalar, duvara çarpan bir topun geri dönmesi gibi, metallerden yansıyıp geri dönerler.

- mikrodalgalar maddelerin içine nüfuz ederler ve özellikle yiyecekler tarafından emilirler.

en son mikrodalgalar fırının içine ulaşmıştı. bu mikrodalgalar pişirmek istediğimiz yiyecek tarafından emilirler. saniyede 2,45 milyar kez titreşen mikrodalgalar yiyeceğin içine girdiklerinde, su moleküllerinde bir titreşim oluştururlar.

mikrodalgaların polaritesi (kutupsallık) her değistiğinde (+) ve (-) yüklerle yüklü su molekülleri bir ileri bir geri saniyede 4,9 milyar kez titreşirler. bu yüksek hızdaki titreşmeden dolayı birbirine sürtünen su molekülleri ısı enerjisini açığa çıkarırlar. bu ısıyla ise yiyecek pişmiş olur. içinde daha fazla su molekülü olan yiyecekler daha hızlı pişerler.

klasik fırınlarda olduğu gibi mikrodalga fırınlarda ortam ve yiyecek kapları ısınmazlar. yalnızca yiyecekler ısınır ve pişerler. pişirme süresi ise çok daha kısadır.

sorularınıza cevaplar

çelik tenceremle mikrodalga fırında yemek pişirebilir miyim?

hayır, çünkü mikrodalga ışınlar metal malzemelerden yansırlar, içlerinden geçemezler. ama cam, seramik, plastik ve hatta kağıt kapta bile yemeğinizi pişirebilirsiniz.

mikrodalga ışınlar zararlı radyasyon yayar mı?

mikrodalga ışınlar iyonize olamayanlar grubuna dahildir. madde ve canlı hücrelerin yapısını değiştirmezler ve radyoaktif olarak zarar veremezler. fakat x ve gama ışınları gibi iyonize olanlar grubundakiler, maddenin ve hücrenin yapısını değiştirirler ve zararlı olabilirler.

mikrodalga fırına çalışırken elimi soksam ne olur?

sakın böyle bir şey denemeyin. mikrodalga fırınınızda sadece yemek pişirin. eğer elinizi çalışırken sokmaya kalkarsanız o da pişer.

mikro dalga fırında pişen yemek zararlı mıdır?

hayır değildir. mikrodalga fırınlar elektrik enerjisini, mikrodalga enerjisine; mikrodalga enerjisini de ısı enerjisine çevirir. fırından çıkan yemekte radyasyon falan yoktur, afiyetle yiyebilirsiniz.

mikrodalga fırının içini kapaktan bakınca görüyorum. peki mikrodalga ışınlar buradan ışık gibi dışarı sızmıyor mu?

mikrodalgalar kapakta bulunan metalin üstündeki ufak deliklerden dışarı çıkamazlar. çünkü mikrodalganın fiziki karakteristikleri buna uygun değildir. dalgaların frekansı (saniyedeki titreşim sayısı) ile dalga boyu arasında şu ilişki vardır: yüksek frekans kısa dalga boyu, alçak frekans uzun dalga boyu demektir. bunu terside doğrudur. kapakta bulunan ufak delikler ışık dalgalarının geçmesine izin verirler ve fırının içini görürüz. çünkü ışığın dalga frekansı son derece yüksektir, dolayısıyla dalga boyu da çok küçüktür.

dalga boyunun çok küçük olması kapaktaki deliklerden geçmesine müsaade eder. mikrodalgaların ise frekansı düşüktür ve dalga boyu daha uzundur. bu yüksek dalga boyuyla kapaktaki ufak deliklerden geçemezler ve içeri tekrar geri yansırlar.

kısa bir tarihçe

1946 yılında radarla ilgili bir araştırma projesinde dr. percy spencer da görevliymiş. dr. spencer magnetron denilen vakum tüpü üzerinde çalışırken cebindeki çikolataların eridiğini farketmiş ve şaşımış. sonra bir deney yapmış. mısır tanelerini magnetronun yanına koymuş ve görmüş ki mısırlar patlamış, her tarafa saçılmış. sonra çiğ bir yumurtayı koymuş magnetronun yanına. arkadaşları ile ne olacağını beklerken yumurtanın piştiğini ve patladığını görmüşler. dr. spencer kendi kendine sormuş: yumurtayı bile pişiren bu mikrodalga enerji yemekleri de pişiremez mi? işte mikrodalga fırınlar üstündeki ilk çalışmalar bu tesadüf sonucu başlamıştır.

son olarak mikrodalga fırınları kullanırken dikkat etmeniz gereken şeyler:

- çalışan bir mikrodalga fırından en az bir kol mesafesi kadar uzakta durunuz ve yüzünüzü yemek pişmiş mi diye fırına yaklaştırmayın

- fırın boşken çalıştırmayın

- kapak kapanmıyor veya hasar görmüşse fırını çalıştırmayın

- fırının içini sık olarak temizleyin.

- yemek pişirirken metal kap kullanmayın.

- kalın kabuklu yiyecekler pişince içinde buhar kalır ve kabuk çatlayınca dışarı buhar fışkırır. o yüzden dikkatli olun.

bu yazıyı yazarken soylenasil.com sitesinden yararlandım.
excalibur excalibur
benim gibi tembel bünyeler için hayat kurtaran teknoloji harikası. üstelik artık 1 dakikada pişen yemekler de var, hem de ıvır zıvır yemekler değil etli kuru fasulye, etli nohut, türlü vs. marketinizden ısrarla isteyiniz.
hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
90 derecelik çözme opsiyonu tercih edileceğine doğal ortamın, oda koşullarının tercih edilmesi çok daha hayırlı olacaktır; zira en ufak bir şeye yaramaz.. aynı süre içerisinde tabiat ana onu bir güzel hazırlar; yanına da o çok sevdiğin ayranını yapar servis eder.. -90 derece opsiyonuyla kıyaslanınca tabii-

15 dakikadır dönüyor, tık yok..
ali kamber ali kamber
bu aletle tanışalı birkaç ay oluyor taş çatlasa. fakat ilk kullandığım andan beri hayranlıkla izliyorum çalışmasını. her ne kadar ülkemizde çamaşır makinesi kadar yaygınlaşmamış olsa da, çalışma ilkesinin verdiği şaşkınlık bırakın çamaşır makinesininkini, uçağınkiyle bile yarışır. oysa o kadar da basit ki... enerjiyi paketleyip paketleyip malzemenin içine gönder, fakat bu paketler yalnızca su molekülleriyle etkileşime girsin, su molekülleri hızla ısınsın, böylece malzeme bir iki dakikada yenmeye uygun sıcak bir hâl alsın. kusursuz.

2009 yılındayız ve iki dakikada gıdalarımızı ısıtabilen bir aletimiz var, güzel. öyleyse 2050 yılı için vizyonu çiziyorum: iki dakikada gıdalarımızı soğutabilecek bir alet icat edelim. kolayı, fantayı yemekten çok önce buzdolabına koymak gerekmesin. onun yerine, atıyorum, antimadde buzluğa* koyalım ve kolamız, fantamız iki dakikada buz gibi olsun. bunu nasıl yapabiliriz hiçbir fikrim yok. tek bildiğim, her ne kadar akla aykırı görünse de, bir şeyi soğutmanın ısıtmaktan teknik olarak çok daha zor olduğu. fakat bu zorluğun mühendislerimizi yıldıracağını zannetmiyorum. hem 40 sene uzun bir zaman.
1 /