milano

1 /
prusa prusa
kuzey italya'nın merkezi olan kent. po ovası'nın nimetlerinden, coğrafi konumundan ve sanayi'den yararlanmış, moda başkenti olmuş aşmış bir şehir. temiz ve düzenli, kızları da bakımlı..
şehrin merkezindeki duomo meydanı avrupa'nın en hareketli meydanlarından. duomo'su ise gotik mimarinin çok çok ince ve sivri bir örneği. roma gibi baştan sona tarih kokan bir kentin yanında çok daha mütevazi konumda, bütün politik işleri de roma'ya bırakmıştır çünkü.
boundless boundless
akşam üzeri uzun bir tren yolculuğundan sonra tren istasyonuna varmamla tanıştığım şehir, hemen kozmopolit yapısını hissettirmişti, tren istasyonunda yeterli turist bilgilendirmesinin olmayışı beni sokaklarına bir hostel bulmaya atmıştı ki gezinmeye başladım yüksek binalarının arasında, ama öyle pahalıydı ki etraf geceyi tren istasyonunda uyku tulumumda geçirmeye karar verdim, karanlık bastıkça çevredeki tipler değişmeye ve tehlikeleşmeye başladı, öyle ki italyanın hemen hemen her bölgesinde sokakta yatmış biri olarak burada sabahlamak istemedim ve sevmediğim bu şehri herhangi bir yere giden en yakın trene binerek terk ettim, kısacası ben bu şehre ısınamadım o da bana
procrastinateduck procrastinateduck
milano’ya adım atar atmaz görülebilecek ilk yer muhtemelen duomo meydanı olur. burası istanbul'un sultanahmet'i gibi denilebilir. meydanı kuşatan güvercin sürüsü kendinizi birden sultanahmet'de hissettirebilir. meydana adını veren duomo kilisesi devasal boyutlarda olduğu gibi en ince detayına kadar işlenmiş olmasıyla da büyüleyicidir. kilisede leonardo da vinci’ye ait bir heykel vardır ki bir insanın tüm kaslarını, sinirlerini ve damarlarını tek tek görebilirsiniz. milano; sadece mimarisiyle değil, caddeleri, mağazaları ve restoranlarıyla tam bir bütün. şehrin en uğrak yeri corsobuonesaires caddesidir. buraya neden arjantin’in başkentinin ismi verilmiştir bilemiyorum. aklımda kalan diğer bir mekan ise viamontenapolione sokağıdır. bu sokağın özelliği ise italya’nın en gözde giyim markalarının yer alması olabilir. fiyatlar el yakacak cinstendir, o ayrı. sonuçta bir fırsatını bulup gidilesi, görülesi, gezilesi bir şehirdir milano.
recai pengül recai pengül
en tekinsiz yerleri tren istasyonu ve çevresidir. buralar dışında genel olarak güneydeki italyan şehirlerinden çok daha güvenlidir. turistik amaçlarla varıldıysa pek alternatifiniz yoktur: milano'ya hükmetmiş en büyük ailenin kalesi castello sforzesco, duomo katedrali, meşhur moda evlerinin bulunduğu moda/alışveriş üçgeni, porta ticinese, kanallar bölgesi navigli (güzel tatlıcılar var), eğer meraklıysanız san siro stadı ve yakınlarda sayıabilecek formula pisti. en fazla (o da zorla) 2 günde biter şehrin turistik yerlerini gezmeniz. ama uzun bir süre kalacaksanız hem kendisine has bir çekiciliği var, insanı bazı nimetlerine çok çabuk alıştırıyor (`aperitivo) hem de hem avrupa'da pek çok şehre kalkan ucuz uçaklar için merkezi bir nokta. ayrıca burayı merkez olarak kullanıp kuzey/orta italya'da pek çok güzel yere günübirlik geziler yapabilirsiniz. torino, venedik, bologna, cenova bunlar arasında.
portakallı lazarus portakallı lazarus
güneylilerin pek hoşlanmamasına rağmen duomo'suyla,porta ticinese'siyle,cadorna'sıyla,como'suyla,porta genova'sıyla,metrosuyla, leonardo da vinci'nin son yemek adlı tablosuyla, modasıyla,pek estetik olmayan duvar yazılarıyla, venedik'e 3 saat olmasıyla kendini içten içe sevdiren küçük çocuk.soğuk binalar,sıcak insanlar,bol gülümsemeler....
zeus zeus
gözüm kapalı italya'da yaşanacak şehirler listesinde ilk sıraya yerleştirebileceğim bir şehirdir..italya'nın kuzeyinde yer alan ve lombardy olarak tanımlanan eyaletin başkentidir..şehir nüfusu anlayışı onlarda biraz garip..bazı kaynaklara göre 1,5 milyon nufüslu şehrin, metropol sınırları kapsamında 7 milyona yakın nufüsu olduğu da belirtiliyor..

zengin topraklar üzerine kurulan bu citta di italia klasik avrupa mimarisi ve şehir planlamacılığına maruz kalmış..kötü birşey olarak lanse ettim ama öyle değil..demek istediğim ortasında kathedrali, çember çember yayılan şehirler;

1621; (bkz:
)

katolik hristiyanların en büyük kiliselerinden biri buradadır..kısaca the duomo olarak bilinen duomo di milano şehrin merkezinde yüzyıllara meydan okurmuşcasına durur..ilk taşı 1386'da konan ve günümüzde halen inşaatı devam eden bir kilise olduğunu da belirtelim ki ihtişamına ihtişam katalım;
(bkz:
)

gece yaşantısı bahsedildiği kadar vardır..zaten kuzey italya'da bir milano, güney italya'da bir roma yetiyor bu ülkeye..eğlence yaşamı pek bir canlı ve renkli..restaurant haline getirilmiş nostaljik tramvaylardan kuyruklarca insanın girmeye çalıştığı gece klüplerine, sıra sıra şarap evlerinden doğal güzelliklerine hayran kalacağınız parklara kadar herşey mevcut bu şehirde..

iki adet havayolu, italya'da gördüğüm en uzun binası*, etkileyici tren istasyonu, büyüleyici caddeleri, utanmasa evimin kapısının önünde bırakacak düzeyde yaygınlaşmış tramvay hatları, temiz ve dakik metrosu, kasmayan havası ve atmosferi ile cidden yaşanacak bir şehir diyorum ve sözlerimi burada kesiyorum (başa geldim yine)..
air air
31 aralık akşamı o meşhur duomosunun savaş alanından farkı yoktu. ses bombası mıdır, maytap mıdır nedir onlar birbir patlarken (galeride bile) polisler de bel bel izlemekteydiler.
turmalin turmalin
2006'da malpensa havaalanı eski yeşil iett duraklarını (hala bazı yerlerde var:sarı çizgili falan) hatırlatan garip dekorasyonsuzluğuyla havaalanından çok otogara benziyordu.eminim bi değişiklik yoktur.
bu kadar "janti" bir şehrin bu kadar dandik bir havaalanı olması düşündürücüdür.

asıl önemli meseleye gelirsek:milano'daki italyan erkeklerinin (daha doğrusu genel olarak italyan erkeklerinin) türk erkeklerinden farkı daha yakışıklı olmaları değildir.sanıldığının aksine ortalama bir italyan erkeği kesinlikle bir türk erkeğinden daha güzel değildir.
aradaki farkı yaratan italyanların metroseksüel takılıp kendilerine bakmaları,iyi giyinmeleri,tavırlarına dikkat etmeleri ve son olarak da epey bir kısmının zaten gay olmasıdır.
dolayısıyla kendine bakan ve giyimine+tavrına dikkat eden bir türk erkeğinin bir italyandan aşağı kalır bir yanı yoktur.

kadınlar ise özellikle bacak konusunda türklere fark atar bu da o kadar pizza makarna yemelerine rağmen çılgınca bisiklet sürmelerinden kaynaklanmaktadır.

yani insanoğlunun azmedince yapamayacağı şey yok,biraz azimle hepimiz milano'daki insanlar gibi olabiliriz.
tabi olmak ister miyiz orasını bilemem...
1 /