misafirperverlik

deniz büyücüsü deniz büyücüsü
tdk. konukseverlik diyor.

eskiden eve gelen misafire yemeğin en güzel yerini ikram etmekti, tatlının en fazlasını koymaktı, çayından son fırtı almasını beklemekti yenisini doldurmak için.. şimdi öyle değil..
annabel lee annabel lee
türk insanına biçilmiş özelliklerden biri.
genellemeler yanlıştır, ama bu kez işime gelmiyor böyle demek.
tatile giderken, karadeniz sahil yolunu kullanmıştık, "mide bulantısı" olayını sonuna kadar yaşadığımız bir yolculuktu.
bir tesiste değil, bir köyde durakladık.
kardeşim çıldırmış tuvalet arıyor, ağlamaklı bi halde agresif agresif davranıyor.
onu köydeki umumi, berbat bi tuvalete soktum ve kapıdaki köylülerde muhabbet etmeye başladık.
ve hemen davet edildik evlerine..
annemle babam o sıra bizle değildi. sonra aradık onlar da geldi, yüzleri güler bir şekilde.
deniz-kum-güneş vazgeçilmezimdir amma bu misafirperverlik anısı tatilin en güzel şeylerinden biriydi.
-bu da böyle bir anımdır-
kedinin adı yok kedinin adı yok
zaman zaman pamuk ipliğine bağlıdır;

patron yurt dışında ofiste de inşaat var.
arıyorum patronu, işçilerin yemeklerini biz mi karşılayacağız diyorum.
"karşıla.misafirperverliğimizi göster diyor."
yalnız 10 gün kadar sürecekmiş tadilat diyorum.
"hii o zaman kalsın." diyor.
sen bilin sen bilin
ilkokulda türk milletinin şanı vurgulanırken bundan çok yararlanırdı öğretmenim. ya o saçmalıyordu, ya millet olarak hızla değiştik. en temel özelliğimiz dedikoducu ve duygusal olmamız, ben bunu öğrendim yaşadıkça. keko-kürt diye aşağıladığıklarınız misafirperver bence.
riccon riccon
sırf bu kelime yüzünden sevmediğim insanlara siktirin gidin lan bu evden diyemiyorum. malum türküz sonuçta misafirperveriz.