mizantropi

govnor govnor
heraklitos tarafından temelleri atılmış; platon ve sokrates tarafından "aslında heraklitos öyle demek istemedi, zaten mizantropi geçiçi bir şeydir..." denmiş, günümüze yakın arthur schopenhauer tarafından modernize edilmiş ve samuel johnson tarafından "dünyandaki en iyi insanlardan biri olarak ben; kendimin bile ne kadar kötü biri olduğumu biliyorum ve insanoğlundan bu sebeple nefret ediyorum." denerek son noktası konulmuş felsefi düşüncedir.

aşırı özet ve sığ hâli ile "insanoğlu, etrafındaki her şeye ve kendi türüne zarar vermekten başka içgüdüsü olmayan, içi tamamen kötülükle dolu ve kendi çıkarından başka hiçbir şey düşünmeyen; bu zamana kadar hayatta kalmış olması bir tür hata olan ve bu sebeple doğanın dengesini bozan bir türdür. sevilecek bir yanı yoktur" düşüncesini barındıran felsefik düşüncedir.

insanoğlunun tarihini ve çok iyi insanların bile aslında içte ne kadar kötü olduğunu düşünürsek; bence de dünyadaki en mantıklı felsefi akımlardan birisidir.
raıf efendi raıf efendi
mizantropi sözlük anlamıyla "insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek " anlamına gelir.
bu görüş ve düşüncelerin etkin olduğu kimselere ise mizantropist denir.
heidi gel içelim heidi gel içelim
"ne garip odalardı bunlar. hepsinin duvarlarında o, içeriye ayak atar atmaz cilalanmış gümüş parıltısı birdenbire sanki bir beddua veya bir tılsımla bulanan büyük, geniş aynalar vardı. birtakım insanlar, ömrünün macerasında oynadıkları rolün hakiki yüzüyle bu aynalarda görünüyorlar, sonra tekrar kayboluyorlardı. zavallı abdullah efendi, onları bir vakitler ne kadar ciddiye almıştı. kimi sadece bir hokkabaz, kimi sadece bir budala, kimi düpedüz bir yalancı, kimi ayaklarının ucunda yaltaklanan bir köpek, kimi ağzında etinden kopardığı kanlı bir lokma ile karnını doyurmağa getirilmiş, zulüm, riya ve yalandan yapılmış gibiydiler. hepsinin karanlık yüzlerinde, kin ve haset melun yıldızlar gibi parlıyordu; hepsinin yüzünü düzgün bir soytarı gülümseyişi, iğrenç bir yara gibi ikiye bölüyordu."

" abdullah efendi'nin rüyaları", a. h. tanpınar