moderasyonumu nasıl beğendiniz

sophones sophones
asıl tartışılması gereken soruyu düzelttikten sonra ekrem imamoğlu'nun teşekkür edip beğendiğini söylemesi ama binali yıldırım'ın soruya çekimser kalmasıdır.

yarın partisinin nasıl bir propaganda yapacağını bilemediği için beğendim diyemedi.

muhtemelen yarından itibaren akp moderasyondan kaynaklı mağduriyet yaratacak ve binali yıldırım da beğendiğini söylediği ve teşekkür ettiği bir görüntüsünün olmasını istemedi. çok baskı gelince yarım ağızla bir teşekkür etti.
dumrul dumrul
programı henüz izlemedim, yalnız anladığım kadarıyla öyle moderasyonun filan çok lüzumlu olmadığı bir format olmuş zaten. biz münazaradan da tartışmadan da böyle bir şey anlamıyoruz. burada mülakat söz konusu. soru sor cevap al... demokrasicilik oynayacaksak da bu böyle oynanabilen bir şey değil.

bununla birlikte bu programa garip bir şekilde belli bir anlam yüklendi.

akp'nin 31 mart bozgununda rol oynayan pek çok faktör var. bunlardan biri ekonomik kriz, diğeri de halktan kopukluk ve ağır kibir haliydi. akp'nin bu program vasıtasıyla toplamaya çalıştığı şey de bu ikincisiydi. vermek istedikleri mesajı programda vermeyeceklerdi. programın kendisi zaten vermek istedikleri mesaj. (bkz: marshall mcluhan)

islamo-faşist diktatörlüğün, parti devlet aygıtının aşağılık karakteri yüzünden muhalif halkımız senelerdir öyle bir paranoyaya gark oldu ki bu münazara balonunun haddinden fazla büyümesine el birliği ile sebep oldular.

haliyle ismail küçükkaya'nın da üstüne gereksiz bir yük bindi. yani adamı sevmek sevmemek değil. yapabileceği hiçbir şey yoktu garibanın. programı akp tetikçilerinden biri sunsaydı onun da kulağı güzelce çekilecekti ve akp'nin bu programda vermeyi umduğu mesaja zarar verecek bir tavır içinde olmayacaktı.

özetle, bu eğer ekrem'le binali'nin karşılıklı tartıştığı gerçek bir münazara olsa binali güzel bir dayak yiyecekti programda ama format bu değil. öyle olsaydı bile zaten sandığa gidecek olan insanların birinin bile oyunun değişme ihtimali yoktu. bu saatten sonra olabilecek hiçbir gelişme de böyle bir sonuç üretemez zaten. akp, sandığa gitmeyen kendi potansiyel seçmenlerini ikna peşinde ve bunun için de ne söylediğinin zerrece önemi yok.

burada çok güzel bir ders saklı. kitlesel biçimde sandığa gitmemek mesaj vermenin en iyi yoludur. küskün akp'lilerin en azından bu açıdan muhaliflerin pek çoğundan daha fazla siyaset bildiği ortada. eğer bu tavırlarını 23 haziran'da sürdürmezlerse akp her şeye olduğu gibi devam edecek. onun numaralarını zaten hepimiz biliyoruz. sandığa gitmeyen akp'lilerin vermek istediği mesajın verilebileceği yer de yerel seçimler. çünkü bunlar iktidarın değişmesini istemiyorlar. kendilerine karşı tavrın değişmesini istiyorlar. bunun için de verdikleri mesajın altını çizmeleri, kararlı olduklarını göstermeleri gerek.

siyaset, toplum içinde yer alan her grubun kendi çıkarlarını savunması işidir. bize "hepimiz aynı gemideyiz" diye yutturmaya çalıştıkları gibi tüm toplumun ortak çıkarı diye bir şey yoktur. varsa bile bunun marjı çok dardır. kişisel ve topluluksal çıkarlarımız bazı durumlarda bazı kişi ve gruplarla işbirliği ve uzlaşmayı bazılarıyla da dövüşmeyi gerektirir. bir toplumun kuruluşunun abecesi de budur. devletler arası ilişkide de şirketler arası ilişkide de, bireyler arası ilişkide de, hayvanlarda da bitkilerde de bu kural geçerlidir. bu nedenle de akplilere dönük eleştirimiz "kendi çıkarları için bizi skiyorlar" olamaz. bu bir eleştiri konusu değil mücadele konusudur. gerçekte akp iktidarından hiçbir çıkarı olmadığı halde bunu göremeyenleri tabii ki eleştiririz. chp'den hiçbir çıkarı olmadığı halde onu destekleyenleri de eleştiririz.

23 haziran'a dair konu ne? eğer belediye rantından doğrudan nasiplenmiyorsa ekrem'in başkanlığı akp'liler dahil kimsenin zararına olmayacak. çünkü ekrem gelecek seçimlerde erdoğan'ın karşısına çıkabilmek için kimseyi küstürmeden, çalıp çırpmadan, akp'nin sürekli ofansına koz vermeden düzgün bir başkanlık yapmak zorunda. kendi çıkarı bunu gerektiriyor. akp ise küskünlerini bu seçimde sandığa çekebilirse "ne versek yiyorlar" demeye devam edecek.

bunu nereden biliyoruz? 7 haziran 2015'teki mesajı almak yerine 1 kasım sonrası daha da pervasızlaşmasından biliyoruz.

bu yüzden her nasıl moderatörlük yapmış olursa olsun ismail'e kızmayın. övmeyin de... bu programın goygoyunu yapan ve takip edenlerdenseniz kendinize kızın. çünkü sizin çıkarınız en azından bu tiyatroyu görmezden gelmekteydi. ama yapmadınız.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
küçükken bence ile sencenin kullanılacağı yerleri hep karıştırırdım.

sence bunu alalım, bence? diye sorunca karşımdakinin afallayışını gördüm binali'de. belki genel duruşu öyleydi şimdi tam emin olamadım.

bu da öyle. beğendiniz ama nasıl beğendiniz.

ismail de böyle seviyor demek ki
anlamlaragelesice anlamlaragelesice
akabinde ben ruhi bey nasılım demesini bekledim de tutmadı. o kadar garip sorulardan sonra bunu demesi daha normal aslında. insanların hayatlarından boş yere 3 saat daha çaldılar. istersen beğenme akıp gitmiş yıllar umarsızca.
abcd02561 abcd02561
buna ve genel olarak küçükkaya'nın moderatörlüğüne ezikçe diyen politikaya, siyasete falan hiç bulaşmasın harcarlar iki dakkada. fox'un halkın gözünde nerede olduğu belli zaten. muhalif fetcü bilmem ne. adam ertesi gün çarşaf çarşaf ''küçükkaya taraflı moderatörlük yaptı'' ''fox muhabirinin hain komplosu'' ''ekremin kankası iyi iş başardı''
gibi ağlamalardan kurtulmak için çok iyi bi hamleyle ''şimdi yüzüme söyleyin sıkıntınız varsa ertesi gün beni fetöcü ilan edip mağdur olup ağlamayın'' dedi. özellikle binali biraz geveler gibi olunca üzerine gidip tüm flu kısmı bertaraf etti ve net olarak binali'nin ağzından aldı istediği şeyi. tebrikler