modern müslümanların en büyük problemi

1 /
yardırıcı doçent yardırıcı doçent
gösteriş müslümanlığıdır. açık ve net. nedir peki bu gösteriş müslümanlığı?

günümüzde pek çok kişinin arkasında bayrak tuttuğu vaziyetlerdendir. başımızdakilerin getirdiği baskıdan müslümanlığın iyisini, güzelini ve amacını anlamadan körü körüne bağlanan bağnaz ve yobazlar bu kesimi oluştururlar. hatta başımızdakiler benim gibi düşünüyorsanız sizinle aynı fikirdeyim diyerekten bu kişilere bu yola zorla sevk etmişlerdir. ancak islam bu kadar ucuz bu kadar gösteri mahiyetli bir olay değil.

gün geçmiyor ki sözlükte olsun hayatta olsun insanlar başkalarını yargılama yetisini kendinde bulmasın. inandığı allah a şirk koşmasın. kendini karar mekanizması olarak görmesin. bunların oluşmamış bilgi birikiminden olduğunu zannetmekteyim. islam hoşgörü dinidir. insanların ikili ilişkilerini iyiye, doğruya sevk etme dinidir. kimseyi yargılama veya zorla yönlendirme dini değildir. allah insanların kendi öz iradeleriyle iman yoluna girmelerini ister zorla veya yaptırımla değil.

sözlükte de dış hayatta da insanlar gördüğüm kadarıyla islamı, müslümanlığı reklam gibi kullanıyorlar. siyasete veya insan ilişkilerine yansıtıyorlar. ancak iman allah ile kul arasında yapılan bir icraat iken başkalarına göstermek niye? burada bile oruç tuttuğunu birilerine haykıra haykıra söylememen gerekirken(çünkü bunu allah için yapıyorsun) bağıra çağıra oruçluyum demek niye?

biraz daha hoşgörü dinine sahip olduğumuzu unutmayın. insanların cennete yada cehenneme gireceğini biz değil değer yargılarımız değil. allah'ın ta kendisi karar verecektir. cehennemlik olduğunu düşündüğünüz insanların giydiklerine, namuslarına laf atarken sizin yeriniz neresi acaba bunu yaparken hiç düşündünüz mü? milletin karısının, kızının namusu sizin değer yargılarınızla yargılanmak zorunda mı? bırakın da dininizi, inancınızı sadece allah ile yaşayın millet ile değil. (en azından gösteriş uğruna değil)
daisuke daisuke
kesinlikle çarşafla denize girmektir..
hani yapışıyor falanda, hıc hos olmuyo. acaba altında ne saklıyor sorusunun cevabıda pek iç açıcı çıkmıyor, dolayısıyla biran önce
çözüm bulunması gereken bir problemdir.
yirmibeşinkarekökü yirmibeşinkarekökü
dünyanın modern olmasıdır.
din öyle bir şeydir ki, insanı yerinde saydırır. bütün dünya, zina yapan kadına 100 sopa vurulamayacağında karar kılmıştır. devletler yasalarını buna göre yapmıştır. hukuk, algı, bilim tarihsel olarak bu yönde gelişmiştir. ama müslümanlıkta açık açık 100 sopa vurun diyor ayette. (nur 2)
kitap, evrensel olduğundan, her topluma ve her çağa uygun olduğunu söylediklerinden, şu çağda da zina yapana 100 sopa vurulmalıdır.
şimdi müslüman kişi devletini mi önde tutsun yoksa daha büyük bir güç olan allah'ı ve ahiret gününü mü?
eğer 100 sopa vurursa hapse girecek.
vurmazsa cehenneme gidecek.
örnekteki gibi bir çok günah-sevap-emir işleri çağa uymuyor.
o zaman bu müslüman ne yapacak? yapması gereken tek şey, yenilikleri durdurup, tüm dünyayı 600 yılındaki algı içindeki halde tutmaktır. bu da modern olmamak anlamına gelir.
işte sonuç olarak, modern çağda yaşayan müslümanın en büyük problemi modern çağdaki dünyada yaşamaktır.
üşengeçx üşengeçx
okumamak araştırmamaktır. ve de bunlar çok açık kendini belli etmektedir. birkaç soruyla ortaya çıkıyor zaten. ha dinine bağlı bir insan değilim. cumadan cumaya gidenlerdenim. bununla övünülmezde neyse siz esgeçin. geneli şu hoca böyle dedicidir dini konularda. yeri gelince de şeriat şunu emreder diye sallar veya 4 kadınla evlenme hakkım var diye dolanır zekat verir niye verdiğini bilmez. bi tane hoca çıksın bir şey söylesin çoğunluk sudan çıkmış balığa benzer. ilim çinde bile olsa gidip alınız diyen peygamberin ümmetidir ama o' na layık olmaya uğraşmaz. kadınları diri diri gömen insandan saymayan bir halkı karıncaya basacakken acaba diğer tarafta hesap sorarmı diyen bir mentaliteye getiren peygamberin ümmetiyim der ama vergi kaçırmak veya nereden diğerlerine giydiririm de yırtarım diye dolanır. benim atam şunu yaptı bunu yaptı diye gezer atarlanır ama kendisi onu bir adım ileri taşımaya uğraşmaz. elinin altındaki internette okuduğu şeyin doğruluğunu kontrol etmeye üşenir. ha bir de gösteriş yapmaya bayılır elinde son model telefonu altında son model arabası vardır yeri gelince mangalda kül bırakmayacak derecede muhafazakardır ancak sokakta gördüğü veya toplum içerisinde karşılaştığı yardıma muhtaç birinden topukları götüne vura vura kaçar ama facebookta görürse paylaşır beğenir vs. en önemli mesele ise kuran ve düşünme olayıdır. her evde kuran vardır ama açıp okuyan olmaz okuyan da alıp ölüsü için okur. burada bana da bir ders var mı diye düşünmez çünkü o kuran sadece ölülere okunmak içindir. mealini katiyen okumaz çünkü sevap değildir sanki sevabı günahı kendi belirliyor pezevenk. hadi okudu hiç üzerine düşünmez bitirir bırakır ama hiç aklına gelmez ki ben her şeyi yaratan insanı bu kadar detayına kadar kusursuz yaratan her şeyi düzen içerisinde yürüten bir yaratıcıya (allah c.c) inanıyorum düşünmem ve üzerine amel etmem için gönderdiği kitabı tek seferde anladım diyebilir. ha bir de çeviri hatasına göre anlamı değişebilen ayetler var ya ama tabi biz birer zeka küpüyüz ya şey yapmaya gerek yok.
fazla uzadı biraz yazdıklarım biraz bizim milletimizle alakalı. bizim millet derken aklıma geldi türbelere çaput bağlarız onlardan isteriz bi de o var sanki bizi o yarattı tövbe tövbe. bu örnek aynı zamanda tekrarlanarak kazanılan hareketlere örnektir. biri gider yüzünü gözünü sürer çaputunu bağlar istediği olursa bu defa daha kakabalık gider aynı olaylar zinciri devam. evet sınavlardan vb. önce türbe aşındıran teyzelere selam.
voiceofloneliness voiceofloneliness
diyanet ve ilahiyatlar tarafından topluma aşılanan hayattan kopuk formel dinin taşra tipi muhafazakarlığı ile laiklik maskesi altında müslüman düşmanlığı yaparak müslümanları hayatın her alanından dışlamaya çalışanlar arasında kalmak ve çaresizce birincisini desteklemek.
1 /