monosodyum glutamat

1 /
krem karamel krem karamel
hazır çorba gibi toz halinde paketlerde bulunan yiyeceklere,çeşitli meyvesularına tat vermesi için,aynı zamanda koruyucu amaçla katılan bir katkı maddesidir.e621 olarak da bilinir.kanıtlanmış bir yan etkisi bulunmamaktadır.
dibap dibap
5. tat olarak da bilinir umami olarak da,tam tarif edilemeyen bir tadı vardır. tadı pekiştirmek amaçlı kullanılır. umami japonların eseri olsa da çin tuzu diye de satılır menier hastalarına ya da tuzun yasaklandığı kişilere satılmaya çalışılır. bu kişilere ek bi zararı var mıdır bilemem lakin yararı da yoktur zira kendisinin adam gibi tuzlu bi tadı yoktu. tuz, kendisine en yakın tatmış sadece.
cips,bisküvi, hazır çorba gibi endüstriyel ürünlerdeki miktarı az olduğu için sağlık açısından bi sorun oluşturmaz lakin masada bulduğunuzda yemeğe boca etmeyiniz,adabıyla kullanınız
these pretzels are making me thirsty these pretzels are making me thirsty
msg kısaltması ile bilinir; hazır çorbalar, aromalı cipsler, tavuk suyu tabletleri, salata sosları, sucuk, salam, sosis, tütsülenmiş balık gibi ambalajlı birçok gıdada ve neredeyse tüm fast food ürünlerinde bulunabilir. hakkında insan sağlığını tehdit ettiği yönünde bir ön yargı bulunmaktadır ancak; içinde bulunduğumuz yaşam şartlarında msg'siz bir diyet neredeyse imkansızdır. çözüm aşırıya kaçmamaktır.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
hiç sağlıklı bi' şey değil. işte bu hazır yemeklerin falan içine koyuyorlar. türkçesi ne bilmemekle birlikte, kıvam ya da tat artırıcı olarak çıkıyor herhalde karşımıza.
içindeki sodyumdan da anlaşılacağı üzre, ekstra tuz gibi de değil gibi de. ilerleyen yaşlarda fazla tüketiminin alzheimer a kadar götürebileceği söylenmekte. "içindekiler" de görüldüğünde alınmaması daha bir güzel.
kutlubey kutlubey
msg(mono sodyum glutamat)
yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. tatlı, tuzlu farketmiyor, neye konsa tadi güzelmiş gibi geliyor. o yüzden üreticiler en berbat ürünlere dolduruyolar bunu. bunun zararlarının hepsi çok sayıda çalısmayla kanıtlanmis ve bununla ilgili bir rapor dünya sağlık örgütüne sunulmuş durumda.
zararlari:
- bu madde nörotoksin. sinir hücrelerine zarar veriyor. yol açtığı hastalıklar merkezi sinir sistemi tahribati ve buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, huntington hastalıkları, sara (epilepsi).
- retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)
- yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite
- büyüme hormonu baskılanması
- pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet
- böbrek ve karaciğerde hasar
- bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor yani bebek de aynı etkilere maruz kalabiliyor.

şu an piyasadaki neredeyse tüm cipslerde bu madde var.
bu zararlar ortaya çikinca maddenin i̇smi̇ni̇ deği̇ştirmeye başladilar. içinde msg, mono sodyum glutamat, glutamic asit kisaca glutamin veya glutamat bulunan seylerden uzak durulmali.
alıntıdır
hayatseninnabersorunaiyilikdediğimkadaryalan hayatseninnabersorunaiyilikdediğimkadaryalan
msg ( çin tuzu)!!!!!!!! denen zehir :

(uzun diye okumayayım demeyin lütfen okuyun, önemli!!! )

knorr un hazır çorbalarının üzerinde"hiç bir
koruyucu madde içermez" yazıyor diye alıyordum.özellikle son çıkardıkları
çorbalar çok kolay yapılıyordu ve gerçekten de çok lezzetli oluyordu.bu
maili okuduktan sonra hemen mutfağa gidip knorr çorba paketlerinin
içeriğine baktım.maalesef içeriğinde msg denilen madde var
""" msg nedir ..??? """ dikatlice okuyalım ve paylaşalım...!ar.
utanmadan sağlık bakanlığı'da bunu onaylayıp "türk gıda koteksi'ne uygundur"izni
veriyor.şimdi anlıyorum ki ince bir çizgiye dikkat etmek gerekiyor.şöyle ki
"hiçbir katkı maddesi yoktur" la" hiçbir koruyucu madde içermez"dikkat
etmediğimiz ama çok önemle dikkat etmemiz gereken iki ayrı ama önemli
bilgi..sizlerle paylaşmak istedim...

msg nedir?...
halimvural
biyolog
il halk sağlığı lab.
müdür yardımcısı
sivas
tel; 0346 2253514 0346 2253514
faks;0346 2245125
cep; 0533 6581415 0533 6581415

çok onemli:
bu msg denen illeti piyasalarda, daha masum bir ifade tarzı olsun diye çın
tuzu adıyla satıyorlar.

piyasada bazı dönerciler de bunu kullanıyorlar.
o kadar lezzetli oluyor ki, bir döner yiyecegine 2-3 döner yiyesin geliyor.

ayrıca ithal olarak gelen butun gıda maddelerinde bu msg var
(peyniri,eti,konservesi vs vs.)

msg nedir?...

msg adında bir yiyecek katkı maddesi var.

mono sodyum glutamat

yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel
olarak algılanmasını sağlıyor. tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. o yüzden gıda
üreticilerinin bir çoğu msg'yi karlı olduğu için kullanıyorlar.
msg zararlı mı ?
buna okuduktan sonra siz karar verin.
bu madde nörotoksin. sinir hücrelerine zarar veriyor. merkezi sinir sistemi tahribatı ve
buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, huntington hastalıkları, sar (epilepsi)
retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı) yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
büyüme hormonu baskılanması.
pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.
bu madde hamilelerde plasenta
bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.
özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği cips'lerde çok kullanılmakta.

hazır köfte harçları, et suyu tabletleri, hazır çorbalar, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.
şimdi diyeceksiniz ki, madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.
küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. küresel ticaret devleri insaf, merhamet
gibi duygularla asla çalışmaz. onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.
bu mamuller, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.
televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.
sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta.
basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz.
mesela cips. semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 tl ye alabilirsiniz. oysa ki 50 gram cips 1 liradır.
yani 1 kg . cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.
olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !....
kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. onların gıdaları organik ve doğaldır.
son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,
burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı? ben henüz rastlamadım.
gelelim genel sağlık boyutuna;
son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli
doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri. ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür. karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı? bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından,
yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler. emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.
her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada, küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada, dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
yarın çok geç olmadan !.....

lütfen ... mümkün olduğunca çok kişiye gönderiniz
--
ayşe atar
unıversal hospıtal bodrum
hemşirelik hizmetleri direktörü
kalite yönetim temsilcisi

not: bana gelen bir maildi bu. önemli olduğunu düşündüm burda da paylaşmak istedim.
ustadinsamy ustadinsamy
aji-no-moto gibi isimlerle de anılan yemek katkısı bir çeşit tuz molekülüdür. konserve çorba, konserve soslar, salçalar, hazır toz çorbalar, et suyu, köfte harcı, ekmek, şarküteri ürünleri, vb. akla gelebilecek her türlü endüstriyel gıda ürününe katılabilen tatlandırıcı şeysi.

zamanının japon bilim adamı, bay kikuane ikeda, yediği yosunlardan ötürü yeni bir tat hazzı aldığını anlamış. araştırması sonucu tatlı, tuzlu, ekşi, ve acı tatları haricinde ayrıştırabildiği bu beşinci tat hazzını 1908 yılında patentlemiş. bu molekülü patentlyip, tadın esansı anlamına gelen aji-no-moto adı altında gıda üreticilerine pazarlamayı çok kolay başarabilmiştir. çünkü artık gıda üreticileri çok ucuz olan bu tozu kattıkları ürünlerinde 10 kilo et kullanacakları yerde 1 kilo et kullanarak maliyetten kısabilmişlerdir. aynı zamanda bu maddenin varlığından bihaber tüketiciler bu ürünün bulunduğu ürünleri bulunmayanlara tercih etmişlerdir. yıllar yılı bu madde dünya insanının yediği tüm gıda ürünlerine girmeyi kolaylıkla başarmıştır.

fırsatçı restoran sahipleri ve endüstriyel gıda üreticileri bu maddeyi kullandıklarında ürettikleri ürünlerin sağladığı mali faydalarla kör olmuştur. halkın marketten aldığı her reyon ürününde illa ki en az bir üretim safhasında katılmış olabilen bir maddedir. örnek vermek gerekirse; hayali özgıda markası "biz msg kullanmıyoruz" diyebilir, ancak satın aldığı çeşitli baharatlar karışımında ihtiva olması ihtimali yüksektir. halbuki, rakibi olan hayali hasgıda markası msg kullanmıyoruz diye bir pazarlama yarışına girmemiştir; bu da hayali hasgıda ürününde şu demek olabilir... "hem satın aldığımız çeşitli baharatlar da msg var, hem de ne olur ne olmaz diye bizde ürünü işlerken ayriyetten bu mereti ürüne katıyoruz."

fırsatçılık bizde her nasıl domuz etinden çiğ köfte yapmaya kadar gidebiliyorsa, amerika'da kimi doğu asya kökenli restoran sahiplerinin fırsatçılığı kullandıkları en adi, en kokuşmuş etleri de msg katarak hazırladıkları soslarla biraz adam edebilmelerini sağlamıştır. uzun süre bu kalitesiz yemekleri yiyenlerin geliştirdikleri semptomlar kümesine çin yemeği sendromu denmektedir.

günümüz araştırmacıları mono sodyum glutamat'ın sinir hücrelerini aşırı zangırdatması (bkz: uyarılmak) sonucu, sinir hücre ölümlerine ve gereksiz tetiklenmelere girdikleri bulgularına ulaşmışlardır. bu maddeyi tuz gibi, şeker gibi her öğünde hergün defalarca bünyesine katan bireyler yaşlandıkça obezite, şeker hastalığı, tansiyon, kalp hastalıklarıyla cebelleşmeleri yetmiyormuş gibi alzheimer, sonradan ortaya çıkacak çeşitli alerjiler, solunum yetmezliği, epilepsi, çocuklarda hiper aktivite gibi türlü sinir sistemi hastalıklarına da davetiye çıkarmaktadırlar.

uzun dönem kullanımının sonucunda yeterince bulgu olamayınca, araştırmalar kısıtlı, ve de güçlü bir gıda endüstrisi olduğu sürece bu madde gıdalaramıza her gün katılıp bünyemize girmeye devam edecek. her nasıl ki zamanının doktorları bulgu eksikliği nedeniyle hastalarına sigara tavsiye edebilmişse, halkta bu maddeyi bilinçsizce kullanmaya devam edip ileride çıkacak bulgularda kendilerini bir istatistik haline getirmeye devam edecektir.

günümüz şartlarında olay bu maddeyi kesinlikle almamayı hedeflemek değildir. olay ancak, bireylerin oluşturduğu bilinç sonucu bünyeye girişini seyreltmek ve girdiği zamanlardaki dozajını azaltmaktır. bu madde üzerinde bilincin artmasıyla, daha çok taze meyve ve sebzelerin doğal yöntemlerle hazırlanıp pişirilmesi kendi ve ailemizin diyetinde mümkün olduğunca doğal besinlerin yer alması uzun dönemde sağlık risklerini azaltır.

bilelim, bilgilendirelim! (bkz: arkadaşlar hepinizi çok seviyorum)
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
güvenilir olmamasına karşın gayet sağlam kaynaklarla oluşturulmuş bir wikipedia makalesine göre, ne kadar deney yapıldıysa da söylenen olumsuz yan etkilerin hiçbiri bu maddeyle ilişkilendirilememiş. ama yine de bu maddenin çok zararlı olduğuna dair yaygın bir inanış var.

1968'de robert ho man kwok adlı bir adam the new england journal of medicine'ye bir mektup göndermiş. mektubunda ne zaman bir çin restoranında yemek yese birkaç saat boyunca bazı tuhaf hastalık belirtilerinin (boynun arkasından sırta ve kollara yayılan bir uyuşma ile birlikte halsizlik, çarpıntı) ortaya çıktığını yazmış. o zamandan beri bu tartışılıyor. ama yapılan bilimsel deneylerin hiçbiri, msg'nin bu ve rapor edilen başka yan etkilerle bağlantısını doğrulayamamış yazanlara göre. ve şahsen çeşitli e-postalar veya facebook gönderileri gibi doğruluğu kesin olmayan bilgiler yerine deneyler ve gözlemlerle doğrulanmış bilgilere, sağlam bilimsel kaynaklarla ilişkilendirilmiş makalelere güvenmeyi tercih ediyorum. her ne kadar öteki türlüsü bir komplo teorisinin heyecanını verse de, bu gıda katkı maddesinin uzun vadede zararlı etkilerinin olduğu kesin bir şekilde doğrulanana dek bunlara inanmamayı seçiyorum.

tüm bunlar bana sağlıksızlığımızı tek bir maddeye yükleme çabası gibi geliyor. sanki o maddeyi almayı kesince birdenbire daha sağlıklı bireyler haline gelecekmişiz gibi. buna inanmayı seçiyoruz. ama buna inanmak için kanıtlar yetersiz. eğer gerçekten ortada bir komplo teorisi varsa, eğer o wikipedia makalesi, o makaleyi hazırlarken kullanılan kaynaklar, tüm o fda, who, fao, jrc raporları yalansa, bu savınızı bilimsel kanıtlarla destekleyin. bu kadar basit.

(bkz: monosodium glutamate - wikipedia, the free encyclopedia kikunae ıkeda of tokyo ımperial university isolated glutamic acid as a taste substance in 1908 from the seaweed laminaria japonica () by aqueous ex... wikipedia )
asprin asprin
"ulan falan yerin bir tantunisi var, adam parmaklarını yer" dersiniz ya, işte o dur size parmak yedirten. 5 kilosu 180 tl'ye bulunur. gıda işinde olup da kullanmayan adam gerçekten namusludur.
1 /