muhammed mursi

ebu cendel ebu cendel
mursi, vazifeye başlayalı henüz 5 ay oluyor..

bu 5 ay içinde, herhalde, onu çok yakından tanıdığını söyleyenlerin bile beklemediği bir performans sergiledi..

ilk dış gezisini amerika’ya değil, çin ve diğer ülkelere yaparak dikkatleri üzerine çekti..

arkasından iran’da tertib olunan bağlantısız ülkeler toplantısı’na katıldı ve orada yaptığı konuşma ve sergilediği vakur tavrıyla, yeni bir ilgi ve tartışma odağı oldu..

sonra, ankara’da ak parti kongresi’ne gelip tayyib erdoğan’la uyumlu bir çalışma başlatacağının işaretlerini yansıtması.. ki, mursi’nin o kongrede yaptığı konuşmada ‘osmanlı hakimiyetinde geçen uzun asırların ortak hatırasını iftiharla koruduklarını’ belirtmesi, mısır’daki arabçı cereyanlara karşı bir reddiye mahiyeti taşıması açısından ilginçti..

mursi, israil rejimine karşı da soğuk bir tavır belirtmeye ve 1979 martı’ında mısır- ile israil rejimi arasında imzalanan camp david andlaşması’nın -o andlaşmada yazıldığı üzere- halkın oyuna, referanduma sunulacağını dile getirince, amerika tarafından ikaz edildi..

buna rağmen, mursi, en azından, mubarek zamanında yıllardır kapalı tutulan refah sınır kapısını açarak, israil rejimi tarafından kesin bir muhasara, abluka altına alınmış olan gazze halkının rahat nefes almasına yardımcı oldu.. kasım ayı içinde israil rejiminin gazze’ye yaptığı ve 160 insanın ölümü ve gazze’nin hemen bütün alt yapısının ve kamu binalarının tahribiyle sonuçlanan ağır bombardıman sırasında ‘ateş-kes’ sağlanmasında da oldukça aktif roller ifa etti.

ama, 90 milyonluk nüfusu ve ağır ekonomik problemlerle boğuşan bu ülkede halkın mursi’den çok daha fazla beklentileri vardı.. ama, -mısır’ın ergenekon’u sayılabilecek- ‘derin devlet’ kadroları, laikleri, nasıristler, liberaller, ulusalcılar, firavuncular tek cebhe halinde, eski rejimin kendilerine sunduğu kazanımları yitirmemek için her türlü direnişi sergilemek kararlılığındaydılar.. bunun için de başta yargı organları olmak üzere eski rejimden kalma kadrolar alışkanlıklarını sürdürmeye ve eski statülerini korumaya, giderek daha bir kesin kararlı gözüküyorlardı..

dahası, temel konularda aldığı hemen her karar, mahkemelerden dönüyordu.. geçmişte, cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan ceberrrut kimselerin karşısında hemen hiçbir direnme işareti gösterememiş olan yargıçlar, ‘arab baharı’nın özgürlükçü rüzgarlarından kendilerinin de istifade edebileceklerini sergilemenin heyecanı içindeydiler adeta..

ve bu duruma bir son vermek isteyen mursi, ekim ayı ortasında başsavcı’yı vatikan büyükelçiliği’ne tayin eden bir kararname yayınlayınca, ipler tamamen koptu..

çünkü, başsavcı yeni vazifesine gitmeyeceğini, başsavcılığını devam ettireceğini, cumhurbaşkanı’nın kendisini azletmek veya değiştirmek gibi bir kanuni yetkisinin bulunmadığını iddia ediyordu..

mursi, bir kanuni engelle daha karşılaşınca.. durumu değerlendirdi ve başsavcı’yla bir görüşme yaptıktan sonra, onun hakkındaki büyükelçilik kararnamesini ibtal ederek vazifesine iade etti.. mücadele, eski düzenin ‘derin devlet’ güçlerinin zaferi olarak yorumlanacaktı tabiatiyle ve öyle de oldu..

ama aradan bir buçuk ay kadar bir zaman geçince.. kasım ayının son haftasında, mursi, anayasadaki bazı boşlukları ve yorum farklılıklarını kendi anlayışına göre yorumlayarak yeni bir kararname yayınladı ve yeni anayasa hazırlanıncaya kadar, cumhurbaşkanı’nın yayınladığı kararnamelerin mahkemelerce ibtal edilemiyeceğine dair bir kararname yayınladı ve hemen ardından da daha önce azledip makamına iade etmek zorunda kaldığı başsavcı’yı da azletti. artık, o eski büyükelçilik yolu da tıkanmıştı... dahası, mubarek döneminden kalma yüksek bürokrataların yargılanamıyacağı şeklindeki kanuni dokunulmazlıkları da kaldırdı ve sahnedeki yerini daha güçlü olarak almış oldu..

ama, bu durum açıklanır açıklanmaz, artık kaybedecek fazla bir şeylerinin kalmadığını düşünen bütün laikler, liberaller, ulusalcılar, batıcılar, sosyalistler, firavuncular, nasıristler, mubarek’i deviren dev gösterilerin yapıldığı ünlü tahrir meydanı’nı doldurdular.. gösterileri günlerce devam etti.. mahkemeler de mursi’nin kararlarını protesto etmek için çalışmalarını durdurdular.. meclis’deki islamcı kanada muhalif kanat da meclis çalışmalarını boykot kararı almıştı. ne var ki, mursi, bu kararından geri adım atmamakta kesin kararlıydı.. muhalifler, mısır halkın onyıllar boyunca kendi tahakkümleri altında ezmiş olan eski rejimin tarafdarları, pankartlarında, mursi’ye ‘yeni fir’avun’ yakıştırmasında bulunuyorlardı. ‘mursi ve ihvan ülkemizi çaldı!’ gibi, geçmişte kendi yaptıklarını şimdi mursi’ye nisbet eden beyanlar da cabası..

ki, bu iddialar da bulunanlar, henüz 5 aylık bir cumhurbaşkanı’na bile tahammül etmek istemezken, kendilerinin, ülkenin kaderinde 60 yıl boyunca saltanat sürdüklerini hatırlamak bile istemiyorlardı.

bu arada, ihvan-ul muslimin tarafdarları da mursi’ye destek gösterisi yapmak istedilerse de; mursi onlardan, gerilimin tırmanmaması adına, bu teşebbüslerini ertelemelerini istedi ve nihayet, yeni anayasa metni de, 29 kasım gecesi, 508 sandalyeli mısır meclisi’nden oturuma katılan 364 m. vekilinin oybirliğiyle kabul edildi ve referanduma sunulmak üzere mursi’ye gönderildi. mursi de bu anayasa metnini 15 aralık’ta referanduma sunmak kararı aldı..

anayasa, islami prensipleri esas alan bir kamu düzenlemesini öngörmekte.. bu anayasanın halk tarafından kabul edileceği kanaati giderek artıyor.. çünkü, halk kitleleri, mursi’nin kesin kararlı ve tedbir ehli bir yönetici olduğuna dair kanaatlerini daha bir pekiştiriyor..

nitekim, 1 aralık günü, mursi muhaliflleri tahrir’de bir daha dev bir protesto mitingi için toplandıklarında, ihvan da, aynı meydanda, ayrı bir mitingle mursi’ye destek vermek isteyine, mursi onlardan mitinglerini kahire’nin ayrı bir meydanında yapmalarını rica etti ve bu isteğe uyan yüzbinler nahda meydanı’nı ve çevresini doldurunca, tahrir’de toplananların 3-5 binlik küçük bir grup olarak kaldığı gözlendi ve moralleri bozuldu..

ama, onlar yitirecekleri başka bir şeylerinin kalmadığını düşünerek, daha da şirretli ve şiddetli gösteri çağrılarında bulunuyorlar. ne var ki, sessiz çoğunluğun muhammed mursi’nin yanında harekete geçmesi ve hele yeni anayasanın referandumda kabul edilmesiyle, muhalifler şirretliklerini arttırmak isteseler bile, onların gücü ve umudu daha da zayıflayacaktır..

mısır’da eski rejimin derin devlet yapılanmasının direnme çabalarına karşı, mursi’nin ve büyük halk kitlelerinin temelden yeni yapılanmaları getirecek azimli yolculuklarının müslüman halkın hayrı yönünde gelişmesi dua ve temennisiyle..
bu başlıktaki 165 giriyi daha gör