muharrem ince

2 /
sin şin sin şin
tbmm yaptığı konuşmasında hükümete eleştiriler sıralamıştır ama eleştirilerin hepsi hamasi duygularla söylenmiş ve içi boş eleştirilerdir. fizik öğretmeninden siyasete, ekonomiye dair yapıcı ve akademik eleştiriler de vermesi beklenemez zaten. bir bir söylediklerini eleştirirsek;

+ sakalları kestiniz jiplere bindiniz havuzlarda yüzdünüz tabirleri çok aptalca. burada sorgulanan apaçık belli ki otokratik rejimin iplerini uzun zamandır ellerinde tutan kemalist kesimin rantlarının kesilmesinden dolayı burada bu tarz çirkince yakıştırmalar yapılmakta. jeep'e binmek ya da havuz da yüzmek gibi söylemleri hazımsızlık sancısından başka bir şey değil. keşke herkes jeep'e binse, keşke herkes yaptırdığı havuzlarda yüzse. zenginlik kötü bir şey midir? fakirlik edebiyatı güzelce yapılmış ve bir milletvekilinin aldığı maaşla orantılı olarak yaşayabileceği, bırakınız aldığı maaşı zaten çoğusu zengin, arsası tarlası fakirin çenesi yorar, jeep'e binmesi ya da havuz da yüzebilmesi milletvekili olduğundan dolayı mıdır? el adama güler. yoksul ve alt gelirli kesimi incitmemek için bu tarz eylemlerin olmamasını mı istiyorsunuz? böyle bir şey kişilerin kendi seçimleridir. mesela avrupanın en iyi maliye bakanı seçilmiş ve maliye de yabancıların da takdir edildiği hızlı gelişmeyi sağlayabilmiş bakanlardan unakıtan'ın başarısını oğlunun yolsuzlukları gölgelemiştir. doğru ve yanlış milletin sinesinde karşılığında ne kömür ne de koltuk kanepe gibi millete yakıştırılan şerefsizce sıfatlardan yoksun olarak değer bulmaktadır zaten.

+ memleketten insan manzaraları sunması. burası double komik. mikro sorunlar özellikle kendisinin bahsetmiş olduğu sorunlar makro problemlerin bir neticesi olabilmesi için uzun zamanlı bir konjonktür döneminin olması gerekir. ekonomik açıdan en gelişmiş ülkelerde bile bu tarz trajediler yaşanmaktadır. ülkenin yangın yeri olması 2001 yılından beri rakamlara göre doğru falan değildir. bütçe açıkları, büyüme, enflasyon gibi konularda devrim yapılmıştır. yalnız makro açıdan bu rakamların mikro açıdan halka yansıması hemen olmaz. gene burada belli bir konjonktür döneminin geçmesi gerekir. gelir dağılımında adaletin sağlanması ve etkin kaynak dağılımının yapılması gerekir. gelir dağılımında adalet, türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyüme ve gelişme daha fazla tercih edildiği için geri planda kalmaktadır. emek lehide değil sermaye lehine uygulamalar büyüme için yapılmaktadır. bu da gelişmekte olan ülkelerin bir problemidir.

+ kamu iktisadi teşebbüslerinin yani kit'lerin özelleştirilmesine gelelim. kit'lerin açıklarından, bütçeye yükledikleri yüklerden haberi var mı kendisinin? 1950 sonrası ekonomik tablolara baksın türkiye'de kit'lerin zararları bütçe açıklarında nasıl birinci sırada yer almaktaydı görsün bir zahmet. peki bu açıkları kim finansman ediyordu? vatandaş. gelişmekte olan ülkelerde bu vatandaş da sermaye sahibi olanlar arasındakiler değildir bilakis ücretli kesimdir. hele ideolojik açıdan kimin parası kimin cebinde belli olmayan gelişmiş finansal piyasaların olduğu bir ortamda yok türkçülük, ırkçılık yapmadan önce şunu bir okusun. #4560530 bu ülkede bir şirketin satımı sanki ülkenin toprağının satımı gibi algılanmakta. haşa! böyle bir şey yok. özelleştirmeye karşı olanlar neden karşı olduklarının altını doldurabilseler, getirdiklerini götürdüklerini hesaplayıp çıkan sonuç pozitifse bunu beyan edebilseler ama nerede. özelleştirme yöntemlerinden, altın hisseden, neden akp döneminde daha fazla blok satışla özelleştirmeler yapıldı gibi konularda fikri var mıdır sanmam. yok araplara sattınız yok israillere sattınız. bunlar hep ideolojik. hep siyasi. bu kit'ler bir de baba malıymış. burada aslında değinmek istediği nokta baba olarak gördüğü vakti zamanında ülkede özel teşebbüs yetersiz, tasarrufların hiç olmadığı bir ortamda devlet eliyle teşebbüs kurdurmuş olan atatürk'dür. bu işler çok ideolojik. kimse etkinlik ya da hakkaniyet açısından değerlendirmiyor. bir tane fabrika kurdunuz mu diye hesap sormakta kendisi. günümüzde 1980'li yıllardan beri devlete böyle fabrika kurma, işletme gibi görevler zaten yüklenmiyor ki. bu insanlar dünya siyasetinden bu kadar mı uzaklar. devletin bu işlerde etkin olmadığını, zarar ettiğini, sosyal bir mekanizma olan devletin kar maksimizasyonu yapamadığı ve ideolojik olarak da yapamayacağını, minimal devlet anlayışını hiç mi duymadılar? fizik öğretmeni olması hafifletici nedenler arasında sayılabilir.

hala arka planda bağırıp çağırıyor, daha fazla lafa gerek yok böyle bir milletvekiline sahip olduğumuz için geleceğin nesilleri adına utanıyorum. neyse ki ben seçmedim vicdanım rahat. sosyal bilimlerden uzak olunur ama bu kadarı da tahsilli cahillik.
mosquito hunter mosquito hunter
söylediklerinden hangisinin dedikodu veya ispatlanmamış iddia olduğunu çok ama çok merak ettiğim milletvekili, akp hükümetinin dersine girmeden önce çok iyi hazırlanan bir eğitimci. 2002'den beri eğitim alanında yaptığı çalışmalar ve verdiği soru önergeleleriyle kendisini bilenler bilir.

atama bekleyen onbinlerce öğretmenin günahkarı olmadığı gibi türk eğitim sistemini belirleyen genel ilkeleri ve özel sektördeki maaş rejimini de kendisi belirlememektedir.

sözlerinin sonunda genel başkanına ithafen söyledikleri kanımca yersiz olmuştur. bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
andromedamsı andromedamsı
mesela kılıçdaroğlu' nun erzurum savcılığı ile ilgili iddialarını kaynak gösterip ak partiye yüklenmesi, ispatlanmamış bir yana, aksi ispatlanmış bir iddiadır.
bunu geçtim, her fırsatta ak partiyi şeriatçılıkla eleştiren kendisi ve grubu, ak partiyi allahtan korkmamakla itham edebilmiştir.
çerçi' ye laf sokmaya çalışması, sözlükte pek çok trollde gördüğümüz gibi bir ayar verme çabasıdır.
gömlek değiştirme söylevi, ak partiyi kendi muhafazakar tabanı karşısında zındık gibi gösterme çabasıdır.
öğretmen atamaları konusunda haklıdır bak ona birşey diyemem.
ama bu adam eğer, 'chp yi de eleştirecem size ne,' dedikten sonra baykal' a yağ çekmemiş olsaydı, tüm bu demogojik konuşmayı bir yana bırakır alkışlardım kendisini.

abi o değil de; kendi grubunu da eleştireceğini söyledikten sonra baykal' ın parmağı neydi öyle? lan o parmağı ve o sert ifadeyi gördükten sonra, muharrem ince' ye de birşey diyemezsin ki..
baykal aynı ifadeyi oy sandığında bana karşı yapsa, şerefsizim chp ye atardım oyumu..
gxix gxix
bu adamı dersanesi olduğu için eleştirmek anlamsız. dersanelerin çarpık eğitim sisteminin bir sonucu olduğu açık ve net. o konuda söylenecek tek bir kelam bile yok. ancak dersane curcunasının alıp başını yürüyeli on yıllar olduğu ülkemizde, öğretmenlerin zaten iş bulamadığını dile getiren bir adamın "madem öyle, dersaneyi de kapatıyorum" demesi, söz konusu işsiz öğretmenlerin ne derece işine yarayacaktır? muharrem ince, bu açıdan kelimelerin en basit anlamıyla öğretmene istihdam sağlamaktadır.

ayrıca son konuşmasıyla 2002-2009 aralığını 11 küsür dakikaya sığdırabilmiş olmasına hayret etmekle birlikte kendisine saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. durumumuz daha iyi anlatılamazdı.
joker joker
fizik öğretmeni olduğu için konuşmaması gereken kişiymiş.

laflar birilerine dokununca nasıl da anlamsızlaşıyor, içi boşalıyor eleştirilerin. neyse, kendisi güzel konuşmuştur. "herkesin söylediğini söylüyor, boş eleştiri çözüm" diye bik bik konuşanlar, önce konuşmanın içeriğini anlasınlar. sen ben sağda solda konuştuğumuzda bizi dinleyecek toplam kitle ile adamın tbmm tv de başbakan, tüm bakanlar ve milletvekillerine seslenişi aynı değil heralde. takdir edersiniz ki kendisi halkı temsil ettiği için orada ve bizim söylemek istediklerimizi tam da doğru şekliyle kürsüde söylüyor. ha illa farklı ve ispatlı iddialar arıyorsanız, size bir adet kemal kılıçdaroğlu verelim susturucu niyetine. çok rezil etmişliği vardır kendisinin elindeki kapı gibi belgelerle. velhasılkelam, sayın muhammer ince'yi kutlarım, güzel konuşmaydı. umarım bu tarz, net ve açık muhalefeti devam eder. varsın bizim bildiklerimizi söylesin, söylesin de bizim bildiklerimizi bilmeyenler öğrensin.
alcoolico alcoolico
konuşmasında ki bazı yerleri cımbızlayıp tahsilli cahillikten dem vuran insanlar hayatlarında hiç bilanço nedir görmüşler midir, merak ediyorum.
bir devlet kiti batacak şekilde zarar eder diğeri eşşek gibi kar eder. genel toplama bakmışsın kitler zarar ediyor, bir önemi yok.
o zaman zarar edenleri satarsın.
petkim satılmadan evvel tek lira zarar etmiyordu, tüpraşta, tekelde.
birilerinin borazanlığını yapacağına. iki dakka durup düşünse yeter halbu ki ;

tekelin zarar etmesi mümkün mü allah aşkına.
karları yatırıma dönüştüremeyen bir devlet "çiftliğinden" söz ediyosunuz, tabii ki kar marjları düşük çıkacak.

devlet kurumlarının çoğu ödeneği sonuna kadar kullanır, çünkü artanın gideceğini bilirler.
her sene yazıcılar, monitörler değişir.

trt de 8000 i sözleşmeli 12000 kişi var. bunu özel sektöre versen kafadan 4000 i uçar.
çünkü sen yönetim olarak devlet malı deniz felsefesini yokedememişsin ki daha. bir sürü gereksiz personel var.

ya da petkim; yahu hiç mi kafanız çalışmıyor sizin arkadaşım.
plastiği türkiye geneline dağıtan bir kurum bu petkim. nasıl zarar eder yahu. tam tersi ben ziraat menkul değerlerde staj yaparken baktım bilançosuna, beleşe sattılar dedim. zarar ederse yönetim zafiyetinden eder, çok zorlamak lazım. buda yurdumuzun bir gerçeği. sen çok iddialıysan iktidar olarak önce yönetim kaliteni düzelteceksin. devlet bana göre en büyük özel sektördür, sınırsız üretim sınırsız pazarlama kabiliyeti vardır. önemli olan bu kurumların başında kimlerin olduğudur. amerika bile limanlarını yabancıya özelleştiremiyorken* sen kalk izmir limanını hong kong luya sat. liman lan bu, nasıl zarar eder. taşşak mı geçiyosunuz. deseniz ki kit kaynaklarını "kullanma" da, "yönetme de" devlet mi yoksa özel sektör mü bunu tartışalım deseniz, tamam. ama kalkıp her kitim hıyar diyene zarar tuzu ile koşarsanız, bi siktir git de deriz evelallah.

kamu iktisadı gören veya kamu yararına mantıklı iki gram bilgisi olan herkes bilir ki.
kamuda ki özelleştirmeler ya devlet zarar ettiğinde, ya da özel sektörün devletten daha ucuza - daha kaliteli hizmet edebileceği zaman yapılır.
bu kamu iktisadının kamusal çıkarlar için belirlenen bir gerekliliğidir. zarar; verilen hizmet maliyeti, aldığı parayı geçtiğinde olur.
sen babanın çiftliği gibi 10 kişi çalışacak yere 50 kişi alırsan tutmaz tabi hesaplar.

telekomu sattık. hadi özelleştirdik, kısmi olarak. ne değişti peki ? alan kişi anasını belliyor milletin.
yapılması taahhüt edilen yatırımlar yapılamadı daha.

yapılacaksa kontrollü özelleştirme yapılır, insan gibi.
zarar bahanesiyle kar edenleri bile satarsan bu enayilik olur en amiyane tabir ile.

ayrıca bu kadar merkalıysanız özelleştirmeye doğuda kaçak elektriğin haddi hesabı yok.
özelleştirilmiş dağıtım oralarda da, niye hala zarar yazıyor. % 70 - %90 kaçak olan yerler var.

şirket görev illeri

akdeniz elektrik a.ş. antalya, burdur, ısparta il sınırları
aras elektrik a.ş. erzurum, ağrı, ardahan, bayburt, erzincan, ığdır,kars
çoruh elektrik dağıtım a.ş. trabzon, artvin, giresun, gümüşhane, rize
dicle elektrik dağıtım a.ş. diyarbakır, şanlıurfa, mardin, batman, siirt, şırnak
fırat elektrik dağıtım a.ş. elazığ, bingöl, malatya, tunceli
gediz elektrik dağıtım a.ş. izmir, manisa
çamlıbel elektrik dağıtım a.ş. sivas, tokat, yozgat
osmangazi elektrik dağıtım a.ş. eskişehir, afyon, bilecik, kütahya, uşak
toroslar elektrik dağıtım a.ş. adana, gaziantep, hatay, mersin, osmaniye, kilis
uludağ elektrik dağıtım a.ş. balıkesir, bursa, çanakkale, yalova

vangölü elektrik dağıtım a.ş bitlis, hakkari, muş, van
yeşilırmak elektrik dağıtım a.ş. samsun, amasya, çorum, ordu, sinop
boğaziçi elektrik dağıtım a.ş istanbul ili rumeli yakası.
istanbul anadolu yakası elektrik dağıtım a.ş. istanbul ili anadolu yakası.
trakya elektrik dağıtım a.ş. edirne, kırklareli, tekirdağ.
menderes elektrik dağıtım a.ş.


özelleştirme amaçları


varlıkların verimli işletilmesi, maliyetlerin düşürülmesi

elektrik enerjisi arz güvenliğinin sağlanması ve arz kalitesinin artırılması

kayıp/kaçak da azaltma sağlanması

yenileme ve genişleme yatırımlarının özel sektör tarafından yapılması

rekabet sonucu sağlanan faydaların tüketicilere yansıtılması

http://www.oib.gov.tr/ypk_strateji_belgesi.pdf
................................

amaçlara gel maşşallah. her sene saatler değişiyor. bu saatlerin parası kimin cebe giriyor acaba ?
ya da kayıp - kaçakda azalma var mı ? yok. çünkü hala zam yiyoruz.

*http://www.tumgazeteler.com/?a=1386031

son olarak petkim konusunda bir mahkeme kararı;
2003 yılı, ve ret kararı çıkmış. nedeni de kamu yararına olmaması.
ama akp babalar gibi sattı.

http://www.petrol-is.org.tr/hukuk/davadilekceleri/050903_petkim.htm


edit: telekom konusunda, kısmi özelleştirme noktasını atlamışım. düzelttim. + ekleme yapıldı.
lillymarlin lillymarlin
tbmm'de muhteşem bir konuşma yapmıştır. söyledikleri bizim bilmediğimiz şeyler olmasa da, bilmeyenler çok olduğu için akpnin başımızda olduğunu hesaba katarsak çok çok iyi etmiştir.
aradan şu sözünü burda paylaşmak isterim:

"abd'den korktuğunuz kadar allah'tan korksaydınız, bugün memleket bu halde olmazdı"
bu özlü sözden sonra tabi meclis başkanı da çemkirmeye başlamış ama mübarek muharrem bey oralı olmayıp akpye giydirmeye devam etmiştir.
helal olsun hocam!

ay lav yu muharreem!!! ay lav yu muharreem!!!
sin şin sin şin
ateş vardır böyle yanar yanar söner ve son anlarında söndükten sonra böyle pat çat tekrar korlanır ama o korlanma cılız bir şekilde sönmeye mahkum son çabalarıdır ateşin. işte türkiye üstüne çökmüş ve artık son çabalamasını yaşıyan bu zihniyetteki insanlar, meclis kürsüsünde mikrofon buldukları vakit, tbmm yakışmayacak ve üslup açısından halk ağzıyla söylenmeleri bundan dolayıdır. muharrem ince gibi aşağıdaki abimiz de orada kendisini aratmayacak şekilde konuşabilir.


dunkelheit dunkelheit
deniz baykal'ın kendisine 'beni doğru düzgün eleştir' şeklinde ikazına değil, 'mikrofonun sesi kesiliyor,süren bitti' ikazına maruz kalmış kişidir. hiç bir genel başkanın kendisinin haberi olmadan, kürsüde yerden yere vurulmasını beklemeyiniz. o zaman zaten baykal otoritesi bitmiştir, 'hemen başkan değişebilir' nidaları yükselir.
smyrnahk smyrnahk
yaklaşık 3 yıl önce babam sayesinde tanıştığım kişidir. o zamanlar bana kendi yazdığı iki kitabı vermiştir. şu anda chp yalova milletvekili olmasına karşın aslınca eğitimcidir bu muharrem bey. mecliste yaptığı son konuşma ile de gündeme oturmuş bir siyasetçidir şimdilerde. bir çok kişinin bildiği konuşmalar yapmasına karşı bir nevi meclisteki sesimiz olmuş çıkmıştır. arkalarından söylemenin esirgendiği bu ülkede kişilerin yüzüne söylemiştir herşeyi. çok da güzel yapmıştır.
bildiğim ve okuduğum kitapları için;
(bkz: bu kaçıncı kirlenişin beyaz)
(bkz: 1 ileri 5 geri)
su kusu su kusu
muhalefet partisi olup da muhalefet yapamayan chp de hayat belirtisi olduğuna inanmama sebep olmuş nadir millet vekillerinden biridir.olay yaratan son konuşmasında her konuda olmasa bile kaynak da göstermiş, herkesin araştırıp ve görebileceği gerçeklerden bahsetmiştir.farkında olmayan,inanmayan ya da inanmak istemeyenlere, sadece iktidar partisini desteklemeyenlerinin değil tüm türk halkının haksızlığa uğratıldığını gözler önüne sermeye çalışmıştır.son konuşmasını haklı bulmak için chp'li olmanın hatta solcu olup olmamanın bile hiç bir önem arz etmediği milletvekilidir.
2 /