muhibbi

2 /
zıpır zıpır
itdügi cevr ü cefâ bana vefadan yeg gelür
kıymet-i derdi bilen ider mi dermân ile bahs

mana; sevgilinin bana ettiği cevr ve cefa, vefadan iyi gelir. derdin kıymetini bilen derman ile konuşur mu hiç?
(derd tahmin olunacağı üzre aşk)
detone detone
"sanmayın sinem, kanlı yaşımdan kırmızı oldu benim

gönlün alevidir şimdi, dışımdan görünen benim

su içinde boğulur isem şaşılır mı nilüfer gibi

dalga vurup derya oldu yaşım, aştı başımdan benim

saflar dizdi kirpiğim, kan olup arada aktı gitti

ürktüler aşk sahipleri, aşk savaşımdan benim

ah çeksem gözyaşı denizimin dalgası başımdan aşar

gör neler geçti bu alem içinde başımdan benim

varmaz oldu bu muhibbi kıyısına sevgilisinin

bağlıdır yollar geçilmez, kanlı yaşımdan benim"
bilgetonyukuk bilgetonyukuk
kanuni sultan süleyman'ın mahlasıdır. sultan süleyman han şöyle yazmış ve benim de en çok sevdiğim şiiridir;

gözlerümden akadursun durmasun yaşum benim
ya ne içün saklaram şimden gerü başum benim
içtiğüm hûn-i cigerdür yedigüm derd ü elem
türlü türlü matbâğ-ı dilde pişer aşum benim
ey felek çarhun bozılsun olasun âhır harab
nitekim odları yaktun bu içim taşum benim
çektiğüm bâr-ı gamı çarhun kattarı çekmeye
gelmedi bu vâdi-yi mihnette padaşum benim
ey muhibbî tâ ölünce işbu derde çâre yok
bahr olsa yeridür şimden gerü yaşum benim
hellosweetie hellosweetie
dostum, ben gönlümü senden yana yolladim.
onun bir daha benden yana gelmesi mümkün degil.
ey yay kasli, okun ne zaman gögsümden yana dogrulursa,
o okun ucundaki demirden yana gögsümü germezsem,
erkek degilim.
ey dost, gönlümü aldin.
simdi maksadin cânim ise,
ben cânimi ve bâsimi
çoktan koydum bu yolun üstüne.


kanuni sultan süleyman, muhibbi mahlasi
i am an alfisti i am an alfisti
adam fena troll.

ışid ortadoğuya islam karanlığı getiriyormuş
pkk ise seküler çağdaş bir aydınlık için bu coğrafyada marksist bir yapı şeklinde mücadele ediyormuş.

şakaysa komik değil ciddiyse çok komik.

ya bak bu kafadaki adamlar işte sağda solda bok yoluna ölüp ana babasına keder ve elem veriyor ona yanıyorum.
acarabi acarabi
farklı ses, düşünce ve fikirlere tahammül etmeyi öğrenemememiz bu ülkeye, dolayısıyla da bizlere yaklaşık bir nesil kaybettirdi farkındamısınız. birbirinin tam zıttı fikirlere hoşgörülü davranmayı bu gidişle öğrenemiyeceğiz anlaşılan......
almost almost
uyumuzsa ne aceb sînesi pür-âteş olan
nitekim subha değin şem'-i şebistân uyumaz

göğsü (bağrı) ateşler gibi yanan zavallı aşık uyuyamasa şaşacak ne var ?
nitekim mum sabaha kadar uyuyamaz.

çok fena bir adam çok. sen 46 yıl padişah kal, 13 kez sefere çık, tahtta kaldığı 46 yılın 10 yıl 1 ayı seferler de geçsin, üstüne bir de muhibbi mahlasıyla, divan edebiyatının en üretken şairlerinden biri ol. resmen "suleiman the magnificent"

edit : yalnız oğullarından, şehzade mustafa gibi, osmanlı tarihinin tartışmasız en başarılı ve ileri görüşlü şehzadesini boğdurması, çok farklı nedenlerle ve bazı tarihçiler tarafından makulmüş gibi anlatılsa da, bana göre ve yine bazı tarihçilere göre, sonuçları açısından bakınca bir çuval inciri berbat etmiş gibi durmaktadır.

edit 2 : "halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" gibi efsane bir söz ve gerçeği de dile getiren kendisidir. ebussuud efendi gibi bir yobazın peşine takılana kadar, devlet-i aliyye yi (yani osmanlı imparatorluğunu) zirve noktasına çıkarmıştır.

edit 3 : lan ben ki ingiliz kültürüne hayran bir adamım, osmanlı yı geç, yeri gelir türkiye cumhuriyeti'ni pek çok açıdan yerden yere vururum. lakin tarih güzeldir arkadaşlar, açın, okuyun, günümüzle filan kıyaslama yapın. tarih okudunuz diye gerici olmazsınız merak etmeyin. ayrıca sadece türk tarihini değil, dünya tarihini okuyun tabii. özetle tarih okuyun evet.

sonradan gelen edit : doğru tercümesi için bakınız #18065802. ben değiştirmeyeceğim ama referans olarak doğrusunu göstermek boynumun borcudur.
almost almost
karşunda ben pervâneyem sen şem'-i tâbânsın bana
aşkunla ben divâneyem sen âfet-i cânsın bana
cevr ü cefâ kahr u sitem mihr ü vefâ cûd ü kerem
ben bende-i fermânunam sen şâh u sultânsın bana
ben bülbül-i nâlânunam tâ subha dek giryânunam
şöyle senün hayrânunam sen dahi hayrânsın bana
hecr içre bulmuşken memât kıldun bana çün iltifât
buldum lebünden ben hâyat sen âb-ı hayvânsın bana
zülfüne gönlüm bestedür âhum göğe peyvestedür
cânâ muhibbî hastedür sen derde dermânsın bana

-----------------------------------------------------

karşında ben pervaneyim, sen parlayan mumsun bana.
aşkından delireyazmışım, sen cân nurusun bana.
hor gör beni, kahreyle, hoşgörün ve hacminle donat...
ben fermanının kuluyum, sen şah ve sultansın bana.
ben inleyen bülbülünüm, sabaha dek ağlayanın.
sana öyle hayranım ki, sen bile hayransın bana.
yokluğunun mevcudunda ölümüm anca iltifat olur bana.
dudağında yaşam gizi keşfettim sen hayat veren susun bana.
gönlüm saçlarına bağdır, feryâdım gökkubbede yankılanır.
ey canım muhibbî hastadır, sen derde dermansın bana.

edit : clitor eastwood beyefendi, farsça, arapça ve dahi osmanlıca'ya hakim olabilir. olur da okur ise, günümüz türkçesine olan çevirisinde düzeltmeler yapar ise beni mutlu eder :) veya dile hakim olan başka yazarların da önerisi ile mutlaka düzeltme yapar ve editlerim.

edit 2 : çok sevgili dostum clitor eastwood bey den, güzel bir geri dönüş aldım. sağolsun kırmamış beni. gerekli düzeltmeleri az sonra yapacağım. buradan da bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum kendisine. özellikle söz konusu "divan edebiyatı" olunca önce kendisine danışacağım bundan sonra :)

son edit : düzeltmeleri tamamladım ve şimdi daha bir içime sindi doğrusu. ara ara uğrarım diye umuyorum bu başlığa.
clitor eastwood clitor eastwood
süleyman beyciğim çoğu gece uyku sıkıntısı çekmiş ve bunu şiirlerinde dile getirmiştir.

"uyumazsa ne aceb sînesi pür-âteş olan
nitekim subha değin şem'-i şebistân uyumaz"

(bağrı korlara gark olup yanan aşık uyumamış da n'oolmuş sanki..
o gece hiç sönmeyecek olan mum, ışığıyla aşığa arkadaş olur.)
almost almost
ey benim gülen yüzüm, sevgilim...
senin güzelliğin dünyaya dedikodudur.
bu ne güzellik, bu ne yüz, bu ne güldür?
acaba saçın amberi görüp mis kokulu olmuş?
bu ne saç, bu ne kahkül, bu ne zülüftür…
aklım saçının kokusuyla doludur,
bu ne güzel koku, bu ne ıtır, bu ne hoştur…
gözyaşı dalgalarım taşıp başımdan aştı,
bu ne deniz, bu ne ırmak, bu ne nehirdir...
muhibbi ansızın divane oldu.
bu ne aşktır, bu ne derttir, bu ne huydur…
almost almost
celîs-i halvetim, varım, habîbim(harimi) mâh-ı tâbânım
enîsim, mahremim, varım, güzeller şâhı sultânım.

birlikte olduğum, sahip olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
can dostum, en yakınım, layığım, güzellerin şahı sultanım.

hayatım, hâsılım, ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
bahârım, behçetim, rûzum, nigârım, verd-i handânım.

hayatım, yaşama sebebim, ömrüm, kevser şarabım, cennet'im
baharım, sevincim, gündüzüm, güzel yüzlü sevgilim, gülen gülüm.

neşâtım, işretim, bezmim, çerâğim, neyyirim, şem'im
turuncu u nâr u nârencim, benim şem'-i şebistânım.

sevinç kaynağım, eğlencem, meclisim, kandilim, güneşim, mum ışığım
turuncum, narım, portakalım, benim haremimin ışığı.

nebâtım, sükkerim, gencim, cihân içinde bî-rencim
azîzim, yusuf`um, varım, gönül mısr'ındaki hânım

bitkim, şekerim, gencim, dünya içinde el değmemişim
azizim, yusuf'um, varım, gönlümün mısır'ının sultanı.

stanbûl'um, karaman'ım, diyâr-ı mülket-i rum'um
bedehşân'ım ve kıpçağım ve bağdâd'ım, horasânım.

istanbul'um, karaman'ım, rum mülkü diyarım
bedehşân'ım(lal madeni çıkan yer) ve kıpçağım ve bağdad'ım, horasan'ım.

saçı mârım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bîmârım
ölürsem boynuna kanım, meded hey nâ-müselmânım

dalgalı (yılan) saçlım, yay kaşlım, gözü baştan çıkaranım, hastayım
ölürsem vebali senin boynuna, medet et hey gayrimüslimim.

kapında,çünki meddâhım, seni medh ederim dâim
yürek pür gam, gözüm pür nem, muhibbi'yim, hoş halim!

çünkü kapında meddahım, her daim seni överim
yüreği gam dolu, gözü yaş dolu, muhibbiyim, hoş halim!
2 /