muhteşem yüzyıl

188 /
berlinetta
türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur veya şehirlerini şekilsiz gökdelenlerle doldurup oraları yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir. kendi tarihinden habersizdir. aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.

muhteşem yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem (!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen pirî reis'in kafasını vurdurmaktadır).

o muhteşem (!) yüzyılda anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). avrupa'da ilk yenilgimizi muhteşem (!) süleyman devrinde aldığı gibi (i.viyana bozgunu: 1529), hint okyanusuna her çıkışımızda mini mini portekiz'den sopayı yiyip kızıldeniz'e veya basra körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük (!) padişah efendimizin devrindedir. gene onun zamanında dünya keşfedilirken, hint okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554′te hindistan'da karaya vuran büyük (!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede hindistan'dan edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (mirât-ül memâlik) yazmıştı. el alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde seydî ali reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı.

büyük (!) sultanımız süleyman'ın fransa kralı i. françois'yı hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. o françois'nın kurduğu collège de france bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?

tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu şehzade mustafa'yı hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu.

artık yeter! bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? cehalet tüm fenalıkların anasıdır. biz de o anayı besleyip duruyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz. artık yeter! memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım.

celal şengör
venom
nasıl yazmayı unutmuşum bunu bilmiyorum..
daha önce bahsettiğim gibi dizi çoğu ortadoğu ülkesi, rusya, sırbistan gibi yunanistan'da fena patlamıştı (şuanda da latin amerika'da el sultan ismiyle gösteriliyor)

neyse düşman komşuya dönelim... yunan kadınlar (sadece ev hanımları değil) otantik saray hayatını, kıyafetleri, yağız yakışıklı akıncıları (burak özçivit) gördükçe bayılıyorlar, daha önce türk dizileriyle türkçe öğrenmeye merak salanların sayıları bu diziden dolayı katlanarak artıyordu. bu arada ırkçılar da gıcık oluyordu. zaten bütün kanalları fetheden (yaklaşık on adet) türk dizileriyle beraber bir de osmanlı'yı gösteren olunca bir kısmı fıttırdı.

amma velakin piyasacılar da bu işin kaymağını yedi
efi thodi isminde kardiçeli bir yunan teyze souleiman* diye bir şarkı bile yaptı (klipte türkçe altyazı var)


188 /