mülhem olmak

francesca francesca
cumartesi sabahı kalkmışım, daha kendime gelip belirli bir kalıpta cümle kuramazken evden çıkıp dur şurada bir kahvaltı yapayım diye eski bir kahvaltı salonunda oturmuş bekliyorum. arka masamda konuşan adamların sohbeti kulağıma doluyor.
kelime seçimleri, akıcı konuşma, muhteşem bir ses tonu ve cümlelerin vurgusuna şaşırıyorum. ama tanıdık da geliyor.
-peki müdürüm buna nasıl mazhar oldunuz?
+ "inanın bana belki bir daha yapamayacağım ama bana mülhem oldu"
son cümleden sonra dönüp dikkatli baktığımda lise felsefe hocam olduğunu farkediyorum. insan da hep merak uyandıran bir tipi vardı zaten, yanına gittiğinizde üstünüze bir çeki düzen verir, konuşurken kelimeleri özenle kullanırdınız. müthiş enerjisi olan bir adamdı. konuşma gayri ihtiyari kulağıma mı doldu yoksa bilinçaltım özellikle mi dinledi acaba diye kendimden utanarak bir sorguladım. koca adamlar sabahın karanlığında kahvaltı yaparken bile içeriği dolu sohbet ediyorken ben yarı yaşlarında olacağım sözde, kurduğum tek cümle sipariş vermek ve sonrasında tşk etmekti. ses tonunu ayarlayıp yanlarına yaklaştım.
-merhaba hocam
önce gülümsedi. sonra ayağa kalktı ve tokalaşırken elimi ellerinin arasında tutup...
+merhaba evladım, 175 francesca değil mi?
-hocam vallahi bravo, ben nasıl hatırlatacağım kendimi diye düşünüyordum?
+güzel evladım neden unutayım, her biriniz benim güllerimsiniz. içeri girdiğinde daha tanıdım ama hatırlamazsın diye düşündüm ve rahatsız etmek istemedim.
-tsk ederim hocam. nasıl hatırlamam kusura bakmayın hocam, ben etrafıma bakmadım. nasılsınız? (güllerimsiniz! numarama kadar hatırlıyor. müthiş.)
sonrasında bir çay içilerek edilen sohbetle güne başladım. müthiş enerji, mutluluk dolu hissettim kendimi ve düşünüyorum acaba mülhem olan şey neydi?
tanımı da yapayim. mülhem olmak: esinlenme, içine doğmak