mülteci sorunu

josephine k josephine k
yillar yillar sonra oturup buraya yazma ihtiyaci hissettim, cünkü nevsin mengü`nün dünkü yayininda gördüklerimden sonra icimde yükselen kizginligi bastiramadim. türkiye`de sol da sag da toplumun genel dinamiklerinden azade degil ve iki taraf da "cemaat-perest". bu ne demek? iki tarafin da bir kanaat önderi var ve kalan tüm destekciler sorgusuz sualsiz onun ezberini cogaltiyorlar, düsünmek sorgulamak, hele hele cemaatinizin duymaktan hoslanmayacagi seyler söylemek ve sormak yasak. sol buna officially yasak demez, ama herkes bilir ki yasaktir. dislanirsin, ocak disi kalirsin. bu ocak espirisini bu kadar sevmelerinin bilinc disi okumasi iclerinde yatan derin korku bana sorarsaniz.

neyse gelelim solun ve sagin bilerek ve bilmeyerek kilitledigi ve 4 yas cocuk dikotomilerine hapsettigi mülteci sorununda sorulmasi, konusulmasi adeta yasaklanmis konu basliklarina. kimse sevmeyecek bu yaziyi cunku göcmen asigi ve göcmen karsiti herkese esit mesafede uzagim, kendim de yurtdisinda yasayan göcmen bir kadinim ve herkesle kavgali, herkese kizgin ve herkese sinirliyim. bu toplumun dev bir vasathaneye dönüsmesinin tek bir sorumlusu yok, herkesin bu iste payi var ve en cok cemaatim beni dislamasin, diye sesi cikmayan, göze batmamak icin kiyida kösede nefes bile almadan oturan, sadece biyik altindan sizlananlarin.

ilgili görüntüleri sapanca`da vahabist, selefist kuveytli dini cult liderinin cami ziyareti filan seklinde aratirsaniz bulursunuz.

ben sorularimi birakiyorum. bugüne kadar bu konularin dogru düzgün konusulmamis olmasini türkiyede solun basiretsizligine ve kendini alice in wonderland sanmasina, hayati ve pratigi tatli teorilerin icine sigdirmaya calismak konusundaki akil almaz cocuksuluguna ve aslinda güncel hicbir soruna sloganlar disinda hicbir mantikli, uygulanabilir, gercekci, 360 derece cözüm önerisi olmamasina bagliyorum. tirnak icinde yazdiklarimin altini ciziyorum, cünkü türkiye solunda bu hasletler yok. sagdan bu yasima kadar büyük oranda akil mantik tartisma kültürü/adabi evrensel etik vs gibi yüksek degerler beklememis biri olarak 30umdan sonra türkiyede solun basiretsizligi, vasatligi, salakligi ve yetersizligi karsisinda yasadigim aydinlanma nedeniyle -haliyle- en cok onlara kiziyorum.

• yaklasan islami fundemantalist muhafazakarlasma dalgasina karsi ne düsünüyorlar, ne planliyorlar ve bunun gelisini neden göremediler? (gördük filan demesin kimse, göremediler ve bu kaygilari dile getirmeye calisan herkesi irkcilikla suclamakla, ucuz sosyal medya kavgalarinda like toplamakla mesgulduler.)

• yine cogunlukla sol cenahin sik sik dile getirdigi göçmen yükünü avrupayla paylaşmak, imzalanan geri kabul anlasmasini askıya almak ne kadar gerçekçi ve uygulanabilir? buna bir süre ben de inandim ama inkar etseler de su bir gercek ki biz su anda akp`nin kendi sizofrenik neo-osmanlici hayallerinin dogrusuna ne kadar göçmeni türkiyeye aldigini bilmiyoruz, veriler güncel değil, gerçek değil, manipüle edildi ya da bir asamadan sonra tamamen verileri tutmayi gereksiz görmeye basladilar, ok. yarin avrupa`yla tekrar masaya oturduk diyelim, bizde 8 mio göçmen var, hadi bakalim paylasalim bunlari desek "ee haci bize 3.5 - 4 mio dediniz, biz de ona göre pozisyon aldik, bize mi sordunuz dünyanin her yerinden bu kadar insani sorgusuz sualsiz ülkeye toplarken, biz 3.5 mio suriyeliden 1 mio daha aliriz gerisi de bizi ilgilendirmez" deseler, ne yapmayi planlıyoruz? avrupada ortalama insanin kafa yapisini az buçuk bilen, bu yaniti ya da buna cok yakin bir yaniti/soruyu alacagini da bilir. tekrar çocuk gibi avrupaya küsüp onlari ikiyüzlülükle suçlamak disinda, eli yüzü düzgün bir plani, cözüm önerisi olan var mi mesela?

bastan söyleyeyim, insanlari toplayıp geri göndermek gibi hem etik hem de feasible olmayan zirvalarla gelmeyin. gerçekçi olmak gerekiyor. biz toplum olarak kendimizi kandirmayi severiz bilirim, nitekim kazin ayagi öyle değil.

sadece siyasiler de değil, bütün pro-göcmen stk`lar, bilhassa vasat akademi (göcenleri dünyanin geri kalaninda kimsenin ciddiye almadigi s*kim sokum arastirmalarina malzeme yapmak disinda ne cözüm önerileri var, duymak isterim), sol cevreler vs.. herkes oturup en mantikli, makul, gerçekçi, uygulanabilir plan programlarini döksünler görelim lütfen.
ben bu toplumu biraz taniyorsam, su anda en göcmen sevdalisindan en sagcisina sapanca`da gördükleri gece kabuslarina girmeyecek tek grup terörist islamci cetelerdir ama sol da sag da standart ezberinden asla sasmiyor, cemaatleri tarafindan dislanmaktan asiri korktuklari icin asla derinlikli etraflica konusulacak bir tartisma atmosferi olusmuyor.

• yine sol cenahtan siklikla dile getirdigi bombos bir slogana gelelim. "göçmen istemiyorsan baskasinin ülkesinde savaş cikarma/savasa girme" söylemi. ok, etik olarak tamamen bu söylemin yanindayim ancak gerçekçi olalim türkiye suriyenin savasina girmeseydi bugün türkiyede milyonlarca göçmen ve beraberinde yükselen selefilik tehdidi vs olmayacak miydi? mesela türkiye demokrasisinin altin günlerinden biri bana sorarsaniz irak savas tezkeresini meclisten geçirmediğimiz sihhiye meydaninin kizilayin tika basa dolu olduğu o özel gündür. evet, meramimi anladiniz, türkiye irak`a girmedi ve türkiyeye hic irakli mülteci gelmedi mi?

• hadi biraz kürt soluna da beyin jimnastiği olsun. kuzey irak`ta kürtler otonomi ilan ettiler ama sahlanmis bir demokrasi ve insan haklari atmosferi göremiyoruz. kuzey irak`ta neden kadin sünneti gibi vahşetler gündeme gelmeye basladi otonomi ilanindan cok kisa bir süre sonra? (hic bos yere yalanlamayin google`layip bulun, bunlar gözümüzü kapatinca kaybolacak sandigimiz gerceklerimiz, yeter artik.) neden mesela gecen kis kuzey irakli kürtler polonya sinir kapilarinda donarak öldüler? hani kadin erkek, eşit eşit, isil isil bir demokrasi insa ediyordu kürt hareketi, noldu? ucagi rötar mi yapmis bu demokrasinin bir türlü gelemedi buralara cünkü? ya da hicbir zaman dandik sovyetik hayallerden ötesine yetmedi mi hafsalaniz? (buralarda pr`larini böyle yapiyor bu arkadaslar ama biz hdp`ye oy veren "cihangirli türkler" olarak kazin ayaginin öyle olmadigini gayet iyi biliyoruz. artik yasak konulari konusalim, sistim cünkü.)

• ortadogulu müslüman erkek gercegiyle hayatimizin herhangi bir evresinde yüzlesmeyi planliyor muyuz, mesela bir takim abstact sosyal medya kavgalarinin disina cikarip bu konuyu ve hayati önemini tartisabilecek miyiz günün birinde?

• bana sorarsaniz bu dini kültler birer terör yuvasi derdim. mesela devletin göcmenlere yönelik hicbir entegrasyon politikasi izlemedigi bir toplumda -ki avrupa izliyor ama pek basarili oldugu soylenemez, cünkü kültür kolay degismez ve bu insanlar din gelenek görenek ahlak anlayisi vs köyünde bildigi hayati sirtinda türkiyeye getirdi- bu insanlarin tipki köyden kente göcen türkler ve kürtler gibi dini kültlerin eline düsecegini kimse hesap etmedi mi? akp bunu istiyor biliyoruz ama mesela sol o sirada otlaniyor muydu neden ucuz sloganlar disinda hicbir anlamli cümle kuramadi bu konu üzerine? sol neden kendini israrla alice`in harikalar diyarinda saniyor, hayatin gerceklerine karsi bu kadar ilgisiz? neden sacma sapan ütopyalarinin bir coping mechanism oldugunu göremiyor?

• hadi biraz türk-almanlari, yurt disinda yasayan müslüman göcmenleri, gercek islam bu degilcileri de gicik edeyim. malum onlarin da cogu "solcu". kimisi hepinizin malumu türkiyede akp`li erdoganci filan ama burda solcu. bir kismi da baya bu ütopya-sever cemaatin solcusu. malum avrupa`nin ukrayna`ya tutumundan sonra ozellikle müslüman göcmenlerde bir dislanmislik hissi yayildi, dile de getiriyorlar.

peki avrupa neden ortadogulu bilhassa kirsaldan gelen müslüman göcmeni istemiyor, bu konuda kendimize yeterince dürüst müyüz?

mesela daha dün dogu almanya`da bir sehirden berline gectim ve hayat kalitem özellikle türk arap müslüman nüfusun yogun yasadigi mahalleme girer girmez ciddi oranda düstü cünkü daha metroda tacizler basladi. disari cikinca da iyice yogunlasti. kendimi etek boyum, bi fiziki tacize ugrarsam neyle vurayim nasil karsi koyayim diye hesaplar yaparken buldum. (dogu almanyada halk daha zenofobik ve islamafobik egilimler tasiyor, özellikle müslüman göcmen sayisi oldukca az, olanlar da diken üstünde. su da bir gercek seküler bir kadin olarak tipinizden nereli oldugunuzu cikaramadiklari sürece kendinizi tehdit altinda hissetmenize neden olacak hicbir sey de yasanmiyor bir yandan da.)

bu konuda alman türkler basta olmak üzere hristiyan cografyada yasayan (kültürel) müslümanlarin asla kendine karsi dürüst oldugunu düsünmüyorum. sorbonlusunda bile tatli bir politik dogruculuk var ve bir takim problemlere isaret ederken bu konunun hep etrafindan dolaniyorlar. almanya özelinde konusursak türklerin ve araplarin uyumsuzlugunun en cok ayyuka ciktigi yerler berlin ve kuzey-ren vestfalya aka göcmenlerin gettolarda yasadigi alman toplumuna uyum saglamaktan en cok imtina ettigi ve onlara saygi da duymadigi yerler. dürüst olalim. (ben ruslar, ukraynalilar, iste alt-orta sinif hintler, balkanlardan gelenler cok uyumlu diye söylemiyorum ama sayica görece az olduklari icin dikkat cekmiyorlar, onlarin özellikle sivri tiplerini de türk ve/veya müslüman sanmaniz gayet dogal. zaman zaman bana da oluyor, ama konustuklari dilden cikarabiliyorum en nihayetinde. ama bu almanlar ya da burdaki diger göcmenler icin mümkün degil, bu tipleri birbirinden ayiramiyorlar ve hepsine türk deyip geciyorlar.)

ancak su da bir gercek buradaki alman türkler özellikle erkeklerin ve özellikle belli bir yas araliginin üstündeki ve altindaki erkeklerin ne kadar sorunlu olduklari gercegiyle asla yüzlesmek istemiyorlar. bu insanlar birinin babasi, abisi, amcasi, dayisi ve belki dedesi filan. ya a ergen oglu, ergen yegeni, torunu filan. burasi cokomelli. kimse benim ailemde bu olmaz demesin, ailesine uygun bir dille evrensel insan haklari, kadin haklari gibi kavramlari usul usul ögretmenin bir yolunu bulsun.

kadin düsmani, tacizci ve özellikle kendi komünitesinden olmadigini düsündügü kadinlara karsi inanilmaz ölcüde tehditkar ve bunu bilincli olarak yapan kalabalik bir erkek grubu var burda (cünkü ecnebi kadin aka "herkesle yatan ama onlara vermeyen orospu" ve onlardan kendilerini alacakli hissediyorlar). onlarin yarattigi imaj burda bütün müslüman ülkelerden gelen göcmenlere bir leke sürüyor ama insanlar "o grupla" mücadele etmek yerine sürekli almanlarla mücadele ediyor, onlarin fikrini degistirmeye calisiyor.

beni de siklikla non-turkish / non-muslim sandiklari icin tavir ve davranislarinin beden dillerinin -kültürü de gayet iyi bildigim icin tabii ki- ne anlama geldigini gayet iyi okuyor, analiz ediyorum. mesela bu lesi nasil kaldiracagiz fikri olan var mi? yoksa almanlar zaten irkci, yeni gelenler kendini top model saniyor, bizi begenmiyor filan diye herkesi etiketlemek ve zirildayip durmak kolay. buraya da bu kültür iyice yerlesmis.

buradaki ortadogulu erkek modeli üc asagi bes yukari söyle.. fark edilmemeye, siradan, anonim bir insan olmaya (standart büyüksehir gerekliligidir bunlar) katlanamiyor, cogu zaman kadinlardan olumlu ya da olumsuz bir reaksiyon alana kadar gözünü dikip tehditkar bir sekilde uzun uzun bakmaktan, yolunu kesmeye ve laf atmaya türlü cesit oldukca rahatsiz edici ve tacizkar eylemlerde bulunuyorlar. -tabii ki hepsi böyle degil ama dürüst olalim en pro-göcmen almanin bile aklina kazinmis türk ve/veya müslüman (erkek) profili bu. o yüzden digerleri toplumun icinde anonimlesmis -olmasi gerektigi gibi- olmasina ragmen bu, ne yazik ki cok kücük de sayilmayacak grup asiri derecede göze batiyor.

bir de kendilerini highlight etmek icin amerikali siyahilerin stilini kopyalamis bir grup var. yine sormaya deger. aslinda alman toplumu sanildigi kadar homojen bir toplum degil, aralarinda italyan, fransiz, kuzep avrupa, ingiliz vs asilli bir sürü göcmen kökenli insan var, onlar icin almanlasmak cok dogal ve siradanken neden sadece araplar, türkler, kürtler filan almanlasmaya asiri derecede direncli? üstelik bu durum sadece almanyada bir sorun degil, türkiyede suriyede iranda irakta vs de ciddi bir sorun?

nitekim simdilik sorularim bu kadar, aklima geldikce eklemeler yapmaya devam edecegim.

ps: pandemide sokaga cikma yasaklarinda istanbul`da erkek arkadasimla dolasirken genel olarak bizi rus bir cift sanan istanbul esnafinin tavir ve davranislari da özellikle bana karsi asiri derecede mide bulandiriciydi, bunu da belirtmeden gecemeyecegim. bu bir sorun, bunlari nasil cözecegiz? bu sorunlari aciklikla dile getirmedikce ve cözmedikce bu sorunlar bizi yemeye devam edecek. cok eminim bunlari egip bükmeden incinip darilip küsmeden konusmadikca bu sefaletin icinden cikamayacagiz. bu toplumun duygulariyla degil akliyla hareket etmeyi artik ögrenmesi gerekiyor. herkesin tabularini minciklamaya baslamasi da gerekiyor. yeterse yeter artik.
bu başlıktaki 15 giriyi daha gör