münevver karabulut

2 /
zs zs
cesedinin kızımın okulunun karşısında, evime yakın bir yerde bulumuş zavallı kızcağızın öldürülmesi.

cinayet zanlısının hala yakalanmamış olması ve zanlının ailesinin de buna hala çanak tutması kendilerini de bok yoluna götürmüştür.
kırmızıdenizyıldızı kırmızıdenizyıldızı
insanlığımdan utanıyorum bazen, insanlığımdan ama özellikle de çaresizliğimden utanıyorum. bazen kelimeler bile kayboluyor içimde. çaresiz kalıyorum, böyle bir şeydi son günlerde yaşadığım. bu yazıyı yazmak uzun bir zamanı gerektirdi benim için.


fazlasıyla korkuluyum son günlerde, insanın insana yapabileceklerini gördüğümdendir belki. insan ne kadar alçalabilir, ya da gerçekten her insanın içinde bir canavar var mıdır? bundan mıdır acaba bu işkenceciler, bu seri katiler. bu “insan” lar gerçekten insan mıdır. onlar insansa biz neyiz, bilemiyorum.


ortada korkunçça işlenen bir cinayet var, belki de çoğumuz beynimizin arka taraflarına itiyoruz, çünkü hatırlamak bile ürpertmeye yetiyor insanı. belki de böyle düşünmek, buna inanmak istiyorum. bu tepkisizlik başka türlü açıklanamaz çünkü.


saygıdeğer (!) emniyet müdürümüz celalettin cerrah beyefendinin talihsiz(neden talihsiz denir buna anlamış değilim, basbayağı saçma ) açıklamalarına değinmek bile istemiyorum. kendisinden başka bir özlü söz daha bekliyordum. “herkesin polisi kendi vicdanıdır” falan.


bir insan nasıl tanıyabilir ki bir insanı? hangimiz birbirimizi en yakın yüzüyle tanıyoruz? tanıyabilir miyiz? münevver de tanıyabilir miydi? tanıyamazdı, bilemezdi. kimse aşık olduğu insana toz kondurmak istemez, kimse kimseyi tanımadığı için suçlu olamaz. bir aile de kızına kendi kararlarını vermesi için yardımcı olduğunda da suçlu olamaz. üstelik bu kişi ailenin de güvendiği biri olabilirdi.


hayatımızda kaç kez katil gördük de davranışlarını ayırt edebilelim?


katil belli olmasaydı anlardım belki, makul bulurdum. katilin kimliğini çözmeye çalışıyorlar derdim, uzun bir süreç derdim. ama ne şimdi bu? hangi hukuka, hangi adalete sığıyor bu? biz neye güvenerek yaşayalım?


şimdi olaya bir de teknik açıdan bakalım. cem garipoğlu’nun babası gömleğinde münevver’e ait olduğu tespit edilen kan yüzünden yeni tutuklandı. şimdi bir moleküler biyolog adayı olarak biraz konuşabilirim sanırsam. bu gömlekteki kanın münevvere ait olduğu nasıl oldu da bu korkunç cinayetten yaklaşık iki ay sonra tespit edildi?


evet. dna izolasyonu ve bunun sonucunda dna testi çok basit bir işlem. türkiye’de üzeri kapatılsa da, günden yüzlerce babalık testi yapılıyor adli tıp’ta, özel laboratuarlarda. bu süreç hiçbir zaman iki ayı bulmuyor. ama gelin görün, şu işe bakın ki, münevverin gömlekteki kanının tespiti bu kadar uzun bir süreç gerektiriyor. garip değil mi sizce de???


güvenemediğimiz bir ülkede yaşıyoruz. neye kime nasıl güveneceksin? hakkını nasıl arayacaksın, ve gerçekten de suçlu cezasını bulacak mı? buna inanmıyorum işte. “hayata dönüş operasyonu” ‘nda olduğu gibi, dava düşecek belki. neden peki? çünkü sadece güçlüler kazanıyor bu ülkede, haklı olanlar değil!


münevver karabulut, insanlıktan çıkmış bir cani tarafından katledildi.



herkes susuyor ama. katil aramızda dolaşıyor, katil hala sokaklarda. burada bir yerlerde. bir suç işleyen, böyle korkunç bir suçu işleyen hala sokaklarda dolaşıyor. kadına yönelik şiddet azalmıyor, artıyor. üstelik sadece kırsal kesimlerde de değil artık. aileye kızılması bana bundan saçma geliyor aslında. çok saygı duyulan “aydın” insanlar bile kadınlara şiddet uygularken, onları tanıdıklarını iddia edenler bu yönlerini hiç ama hiç bilmezlerken nasıl oluyor da sayın(!) cerrah, ailenin ve daha yolun başındaki bir genç kızın bunu anlamasını bekliyor?


münevver öldü. güldünya gibi.


biz insanlığı ölmeyenler, hala bir şeyler için mücadele ediyoruz. çünkü vicdanımız var bizim. çünkü bu ülkede tek yaşamıyoruz. çünkü hepimiz zincirin birer halkasıyız.


çünkü biz mücadele edenler ve münevver için acı çekenler “gerçekten” insanız.
kertenkelebek kertenkelebek
aslında artık türkiye'de işlerin nasıl döndüğünü, insan canının değerinin ne kadar hafife indirgendiğinin bir kanıtı olan genç kızımız... bir insanın canına kıyılıyor üstelik bir insanın hiçbir zaman haketmeyeceği bir şekilde, mide bulandırıcı bir şekilde... adli tıp raporuna göre münevver'i öldüren darbe vücuduna yediği bıçak darbeleri değil. düşünebiliyor musunuz kızcağız ölmeden canlı canlı testere ile kesiliyor. cinayetin failleri alenen belliyken bir şekilde sürekli örtbas ediliyor. yetkili kişiler münevver'in ailesini teselli etmek yerine suçluyorlar kızlarını gece dışarı çıkmasına izin verdiler diye! sevgilisi varmış diye!! eğer bu şekilde hafif! bir kız gibi davranmazsa başına böyle şeyler gelmezmiş diye! namustan, edepten bahsedenler vicdanları sızlamadan bir ölünün arkasından bu yorumları yapabiliyor nedense, katili bulmak haricinde her şeyi yapıyorlar.. bu saatten sonra katilin bulunması münevver'i geri getirmez ya da iğrenç bir şekilde öldürüldüğü gerçeğini de değiştirmez.. ama isyanım yaşadığım ülkede bir insan canının bu kadar ucuz olması, gücün; paranın en iğrenç gerçekleri bile örtebilmesi...
sleeping beauty sleeping beauty
17 yaşındayken düşünmesi bile içini acıtan bir şekilde cinayete kurban gitmiş bir kızcağız,bir evlat..imkanları sayesinde evet imkanları sayesinde saklanabilen,ruha sağlığı bozuk bir katil.bu kızcağızın bu şekilde öldürülmesi mi kötü yoksa katilin hala serbest olması mı?hayır bence en kötüsü insanların verdiği tepkiler,yazdığı yorumlar...

internette ne zaman denk gelse acaba bir gelişme var mı diye okuyorum haberlerini,bir de altta yazan yorumlara bakıyorum sonra.''sahip çıkaydı kızına'',''geceleri sokaklarda gezerse elalemin oğlanlarıyla böyle olur işte'',''anası babası suçlu bunun''...vs yazanlarla dolu.bir tek ''oh olsun'' demedikleri kalmış...ki bunları yazabilecek kadar acıma duygusundan,utanmadan yoksun insanların içinlerinden geçirdiklerine eminim ben!

ve ben böyle insanlar varolduğu için yemin ederim üzülüyorum.dünyada iyi ve kötü insanların olması bir çeşit denge falansa ; ben sıçayım öyle dengeye!
sleeping with ghosts sleeping with ghosts
tiki kızların bilmem ne yapılıp öldürülmesini destekleyen onca kişi varken ( hatırlatırım bir de bu mantığa (!) sahip birileri vardı, çıkıp "aman efendim köylü kızı açılıp saçıldı sevgilisi oldu, evde otursaydı" diye konuşan! ) katilinin zar zor ele geçirilmesi utanç tablosu!

rahat uyu...
zaphod zaphod
bugün öğrenildiği üzere iki kişinin cinayeti işlemiş olduğu düşünülen genç kız. cesedin üzerinde iki farklı kişiye ait tükürük ve kan izlerine rastlanmış.
delicaponcadı delicaponcadı
gözümün önüne geliyor. pırıl pırıl, ailesinin gözbebeği gencecik bir kız... boğuşuyor, can çekişiyor, bağırıyor, ağlıyor, yardım istiyor. kanlar içinde... yavaş yavaş nefesi kesiliyor. kimsenin haketmediği bir yerde o kısacık hayatı son buluyor. yapan ya da yapanlarda nasıl bir nefret varmış... ne yaptıysa hırsını alamamış. 18 yaşında bir kıza böylesi hırslanmak, ondan böylesi nefret etmek için nasıl bir sebep olabilir? daha çocuk yaştayken ona kim böylesi kızmış?

ne desem boş. düşündükçe deliriyorum. görüntüler gözümün önünden gitmiyor. en kısa zamanda adalet yerini bulsun tabi ama münevver geri gelecek mi? o ananın babanın ızdırabı bitecek mi?
vela vela
yalnız ve güzel ülkemin adalet sisteminin turnusol kağıdı olmuş, zavallı bir kızdır.
zenginsen yırtıyorsun bir şekilde, fakirsen tuttun demektir şeyi.

benzer durumda ki katil ben olsam çoktan kodesi boylamıştım be hacı. yok lan, parasız olduğumuzdan değil, annemin harbi bir hatun oluşundan. kendi elleriyle çoktan teslim ederdi polise. yazık lan.
carpathia carpathia
iyiki bakireymiş dedirten insan. ya bakire olmasaydı kimbilir daha neler diyecekti insanlar? kimbilir kaç kişi "haketmiş" gibi iğrenç söylemlerde bulunacaktı, ki hala ve hala "ailesi sahip çıksaymış" diyenler bu kadar çokken. insanların düşüncelerini anlayamıyorum. insanlar ya flörtü yaşayamamış olduklarından bu denli bi kompleks oluşturmuşlar önüne gelene saldırıyorlar ya da hayattan, sevgiden, paylaşımdan bi haberler. hadi bunu geçtim, bu kız bakire olmasaydı ya da belki kimilerinin deyimiyle orospunun önde gideni olsaydı nolucaktı? bu cinayeti hakedicek miydi yine? bu ülkede namuslu olanlar olmayanlar gibi bi ayrımla mı insanlar gözetiliyor? hayat kadınlarının başına gelse "oh olsun haketmiş" mi dicektik yani? o zaman bu lafları söyleyenler insanlar kime gideceklerdi "ihtiyaç" adı verdikleri bu eylemi gerçekleştirmek için? bu kadar üzücü bi olayın üstünden reklam yapmaya çalışanlar, bu üzücü olayı yine kendi komplekslerini bastırmak için kullananlar; lütfen susun artık.
2 /