müslüman kadın

elastic love elastic love
müslüman bir kadın olmak için peçe,eşarp vb. şeyler ile örtünmek gerekmez. ülkemiz buna örnek gösterilebilecek harika bir ülkedir. unutulmamalı ki, kapanmak; islamiyetin değil, cehaletin simgesidir.
timbuktu timbuktu
islamın zaten genel olarak, kişi ve toplumun hayatını düzenlemek konusundaki dünyevi, toplum mühendisliğine ilişkin yönü, teogoni, eskatalogya, yaratılış vb. gibi konuları kapsayan uhrevi / içrek yönüne göre oldukça baskındır.

hıristiyan kardinallerinin, konsüllerinin yüzyıllarca teslisin vasıflarını veya isa'nın ilahiliğini tartıştıklarını, bu yüzden mezheplere bölündüklerini, teolojik ayrılıklar sebebiyle sonu katliamlara varan savaşlara giriştiklerini ama müminlerin giyim kuşamlarıyla ilgili konulara zerre ilgi duymadıklarını düşünürsek; islamın gündelik hayat içindeki yasakçı rolü daha fazla ortaya çıkmış olur.

islam çoğu kez, bir din olmaktan çok hukuki ve ekonomik yaptırımlarla, çeşitli organizasyonlar içinde uygulama alanı bulan, içtimai bir rejim gibi davranır. daha muhammed zamanından beri süregelen bir gelenektir. peygamber dinin başı olmasının yanında, bizzat devletin de başkanıdır. sonrasındaki dört halifeler, emevi, abbasi, endülüs, fatımi ve osmanlı halifeleri tamamiyle siyasete koşullanmış emir yada sultanlar olarak tarihe geçmişlerdir. son halife abdulmecid haricinde (o da zorunluluktan), bir tane bile halife yoktur ki devlet ricali arasında yer almasın, kendini sadece olması gerektiği gibi ruhani ameliyeye hasretmiş olsun.

şurası çok açıktır ki: islam dini, museviliği saymazsak (ki musevilik, islamdan da fazla müeyyide barındırır) ibadet ve itikat esasları itibariyle dünyadaki en yorucu dinlerden biridir. bu durumda ortalama bir erkek müslüman için bile bağlayıcılığı üst seviyede olan bir din anlayışı ile karşı karşıyayız. gelelim kadınların durumuna.

islam,

birincisi: kadına erkeklerin şehvetinden korunma gerekçeli örtünmeyi emreder ki burada kötü niyetin sahibi erkek cinsi ise, katlanılması gereken bunaltıcı bedeli kadının üzerine yıkmak seksist ikiyüzlülüktür.

ikinci olarak: kadının şahitliği erkeğinle bir değildir. yani kadınlara gördüğünü algılayamayacak, algıladığını doğru şekilde yorumlayamayacak, fiil ehliyeti olmayan, çocuklar muamelesi yapılmaktadır. burada şahitliğin geçerli kılınması için anahtar mehfumun nicelik olması ayrıyetten haysiyet kırıcı bir yaklaşımdır. bir erkeğin varabileceğe çıkarıma, ancak birden fazla sayıda olduğunuz takdirde ulaşabilirsiniz denmektedir.

kadının miras hakkı, islam hukukunda erkeğinkinin yarısıdır. ama bu adaletsiz bölüşüm bile sadece teoride kalır. çünkü pratikte çeşitli fıkıh ve içtihatlarla bu miras dağıtımı da erkeğin insiyatifine bırakılmıştır. yani koca, baba, ağabey falan "kadın kısmı ne yapacakmış malı, mülkü, parayı. ihtiyacın oldu mu biz bakarız sana" deyip; kadını, ekonomik bağımsızlığından, dolayısıyla yaşam içindeki tüm özgün tutum ve duruşlarından koparabilirler.

çok eşlilik sadece erkek lehine düzenlenmiştir. erkeğe dört eşe kadar izin var iken (nisa suresi), kadına kocasından başkası zinhar yasaktır. hatta bırakın poligamik birliktelikleri kocası boşamadan boşanamaz bile. erkeğe dört eş izni verilirken hepsine bakabilecek maddi güçte olmasının ehven olduğu salık verilir. bu yaklaşım bile karı (eş anlamında) olmak müessesesini bakılması gereken bir beslemelik, sığıntılık acüllüğüne dönüştürür.

özet olarak kadın ve müslüman olmak efendi kültürüne biat etmenin, dünya nüfusunun yarısını köleleştirilmiş olarak görme hevesinin ilahiyat temelindeki karşılığıdır. peki müslüman, üstelik dindar, başı örtülü kadınlar falan, bu biat/efendi kültüründen memnun mudur?

"efendiler efendi olmayı kendilerine hak, köleler ise köle olmayı kendilerinde ödev olarak görmeden; kölelik rejimi bin yıllar boyunca sürüp gidemezdi." j.j. rousseau - toplum sözleşmesi.
o c o c
hep suçlu. bugün yine bir yerde "oruçluyken kadın mayo giyerse, erkek de bakarsa kadın da günaha girer" diye bir saçmalık okudum. böyle şeyleri dayatan dinin ciddiyetini sorgulamak ayrı bir konu ama, hâla nasıl ciddiye alınıyor islam anlayamıyorum. ucu en fazla sınırlı sayıdaki vücut sisteminden birine varabilecek olayı tabulaştırmanın sebebi nedir, allah ve toplum niye cinselliğe bu kadar katı yaklaşır anlamak mümkün değil.

ben çıksam, bana havadan kitap yağıyor kadınlar hepiniz saçlarınızı pembeye boyayıp göklere tapacaksınız desem siktir yerim muhakkak, ama dünyadaki on binlerce, hatta yüzbinlerce dinden (peygamber ya da) tutunabilenleri böyle insanlığı, kadınlığı aşağılayan dinler olunca insan düşünmeden edemiyor nasıl bir canlıyız ki sayısız tercih arasından gidip kadını en çok kafesleyen, aşağılayan dini seçebiliyoruz diye. daha da acısı, kadınların buna ne kadar çabuk boyun eğdiği.
arturo bandini arturo bandini
kendine saygısı olmayan onursuz kadındır ya da kuranı hiç okumadığından islamiyetin kadına bakışını bilmiyordur.
erkeklerin müslüman olmalarını bir nebze anlıyorum sonuçta her şey onların üzerine kurulu islamda ama kadınların müslüman olması çok tuhaf.

neyse, keyfi bilir.
ergengerisi ergengerisi
hiç kimse kendine değer vermezken mal gözüyle bakılırken kendini insan yerine koyan haklar veren bir dine inanmıştır, bu boyutuda var işin evet güzel kardeşim dinde erkeklerle eşit haklar tanınmıyor kadınlara fakat hayatta herkes pekçok alanda başka insanların gerisinde kalır,bazen olaylara önemsenmez ve karışma hakkı olmaz yani her insan farklı zorluklar çeker dünyada bunu anladığımızda zaten dine kalbi ısınır ve güvenir insan herşeyin yerli yerinde olduğu bir dünyanın yaşamaya değmez olduğunu farkettiğinde.
powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası
hayatım boyunca anlayamayacağım konuların odağındaki insandır

kabul ettiklerim:
1-1400 yıl önce dünyanın belirli bir bölgesinde kadınlara işkence yapılıyordu. kadınlar köle, eşya olarak görülüyordu.
3-müslümanlığın ortaya çıkışıyla beraber kadınlara uygulanan bu işkenceler azaldı.

bir türlü kabul edemediklerim:
1-müslümanlık kadına şiddeti ortadan kaldırmadı (azalttı).
2-kadın ve erkek eşittir demedi (hatta eşit olmadığı meşrulaştı).
3-tek eşliliği önermedi, çok eşliliğe de sadece erkek için izin verdi.
4-miras, boşanma hakkı ve benzeri bir çok konuda her zaman erkek üstün tutuldu. (ne de olsa kadın kaburgadan yaratılmıştı)
5-bu ve benzeri, zamanla değişmesi ve ilerlemesi gereken kurallar; dogmatik ve statik olarak sunuldu.
6-müslümanlık ilk geldiği dönemde kadın hakları bir nebze ilerleme kaydetti ama bir daha hiç ilerleyememek üzere de mühürlendi.


bir kadının bilinçlendiği zaman sorması gerekmez mi;
"allahım beni yarattın ama neden ikinci plana attın?"
"neden önce erkeği yarattın da onun kaburgasından kadını yarattın? hadi bunu yaptın da neden herkese söyledin?"
beyaz yarasa beyaz yarasa
islama göre pek çok hakkı olmasına rağmen yaşam tarzını ve haklarını erkeklerin belirlediği kadındır. örneğin türban konusunda erkekler yıllardır tartışır dururlar; ancak kadının bu konudaki fikri hiçbir zaman kendisine sorulmaz.
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
imam gazali'nin en meşhur eserinden örneklemek gerekirse (ihya-i ulum-id-din 2.cilt sayfa 410)

"...en doğrusu ve en selametli hareket müslüman kadın için evinde oturmaktır. en uygun hareket odur ki, müslüman kadın ancak mühim bir mesele için evinden çıkabilir. zira sadece herhangi bir manzarayı temaşa etmek için veya mühim olmayan işler için müslüman kadının evinden çıkması mürüvvetine helal getirir. çoğu zaman da fesada yol açar..."


bir başka islam saçmalığında buluşana kadar esen kalınız. bgv.
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
"eğer kocanın tepesinden ayağına kadar bütün bedeni, irinler içinde kalıp hanımı o irinleri diliyle silerse, yine de ona(erkeğine) karşı teşekkür etmek vazifesini eda etmiş sayılmaz."

muhammed.

istediğiniz kadar "yalayın", işiniz zor hanımlar!