mustafa armağan

dumrul dumrul
bu cahil aslında çok eğlenceli bir adam. 1850'de tanzimat fermanının yıldönümü için basılan hatıra madalyonunu paylaşıp ezan mezan demiş.

twitter.com

altta da ak kafalar "hocam üstünde ne yazıyor" diye şey yapmışlar. valla bak. bizim laikler herifle kafa buluyor sandım ama profillere tıklayınca görüyorsun ki düz ak kafalar merak buyurmuş.

evladım hadi ecdadının mezar taşlarını okuyamama sebebin "bir gecede" cahil kalmış olman. arap alfabesiyle yazılanı okuyamıyorsun tamam. e birader oradaki de latin alfabesi. sen onu da okuyamıyorsun. çünkü osmanlı seni hiçbir biçimde skine takmadığı için madalyonu da fransızca basmış.




diyor ki "imparatorluk tanrının dilemesiyle hayatta kalacak"

bak allah demiyor, dieu diyor canım benim.

mustafa cahilinin ezan mezan demesi zaten bildiğimiz hokkabazlıklar ama bunu tanzimat döneminin madalyonu üzerinden demesi müthiş bir cehalet örneği. bu twiti özellikle beğenmemin bir diğer nedeni hem islamcı, hem de kemalist tarih okumalarını yerin dibine sokması. kemalist tarih okumaları her şeyi cumhuriyetle başlayıp bitiriyor. bu da bilinçli bir tercih ama anlatılanlar doğru değil. atatürk'ün reform hareketindeki rolü çevresindekiler gibi "aman halkın dini şeylerini incitmeyelim" kafasında olmamasından ileri gelir. o anlamda işin hızlı yürümesini sağlamıştır ama hayata geçirdiği reformların tamamı 2. mahmut'tan itibaren zaten fiilen uygulamaya konmaya başlanan reformlardı. 2. mahmut'un döneminde siyasi konjonktür tanzimat hareketini bir bildirge olarak ortaya koymaya elvermemiştir. bu nedenle tanzimat mahmut'un oğlu tarafından uygulamaya konmuştur.

tanzimat neydi?

şeriatın fiilen kaldırılmasıydı. tanzimatla birlikte "teba"dan vatandaşlığa geçişin adımları atılmış, müslüman ahalinin tüm ayrıcalıkları kaldırılmış. batılı ceza ve ticaret hukuku yürürlüğe konmuştu. madalyonda görüldüğü gibi arap alfabesinin kaldırılması gibi planları da vardı. adamlar 1858'de eşcinselliği suç olmaktan çıkarıyorlar.

bu madalyon tanzimat hareketinin kutlanması için basılmıştır. herif hala ezan mezan diye sayıklıyor.

tarihte hiçbir toplumun kaderi tek adamın iyiliği ya da kötülüğü üzerinden belirlenmez. tarihte gökten düşmüş bir tek figür yoktur. ulusal ve uluslararası şartlar vardır. konjonktürler vardır. gelenekler vardır. fikirler vardır. en orijinal fikirler bile temelde anonimdir. çünkü kimse mabadından fikir yumurtlayamaz. ben allame-i cihan olsam her boku bilemem ve her şeyi düşünemem. bir yığın farklı kaynaktan beslenirim ve başkalarından aldığım yığınla fikri harmanlayarak "yeni" bir fikri vücuda getiririm. sonra başkası da onu alır yeni bir sentez yapar. bu da zincir halinde üst üste konarak nesiller boyu gider.

gökten atatürk diye bir adam düşüp ülkeyi kurtardı diye bir şey yok. belirli şartlardan doğan zorunlulukları düşe kalka hayata geçirmeye çalışan bir gelenek var. gökten vahdettin diye bir adam düştü ve osmanlı'yı batırdı diye bir şey de yok. belirli şartlardan doğan zorunluluklara direnmeye çalışan bir gelenek var. bu geleneklerden biri galip geldiğinde ülke batıyor. diğeri galip geldiğinde ülke ayağa kalkıyor. vahdettin'in tek başına bir öneminin olmaması onu şerefsiz, alçak bir hain olmaktan çıkarmıyor.

siyasi olarak ona da laf sokalım, buna da laf sokalım diye söylemiyorum. tarihte bireylerin bir hükmü olmadığını anlamazsan mevcut karanlıktan da kurtulamazsın. sanırsın ki tayyip diye bir şey gökten düştü. o var olmasa biz batmayacaktık, o gittiğinde şak diye ayağa kalkacağız. oysa alakası yok. tayyip uzun bir zincirin halkası sadece. menderes, demirel, evren, özal diye giden bir zincir var. elinde kuran sallayarak miting yapma olayını başlatan kim? kenan evren. tayyip'le kenan evren arasındaki bağlantıyı yakalayamazsan bu ülkeyi kurtaramazsın. bu yüzden burada tayyip'le din yarıştıran sözde muhalefete karşı sürekli uyarılar yapıyoruz. tayyip bir anda ortaya çıkarak ülkeyi batıran bir tip değil, bir zincirin parçasıysa tayyip'i postalayarak ülkeyi kurtaramazsın. o zinciri kırarak kurtarabilirsin. bu da endişeli muhafazakarlar diye bize yutturulmaya çalışılan özgürlük düşmanlarını mutlu etmeye çalışarak, onların dilini kopyalayarak filan olmaz. buna girişenler sadece tayyip'in koltuğuna taliptir. koltuktakini değiştirmek ise bizim ilacımız olmayacak, bu olsa olsa placebo olur. semptomlar görünmez hale gelir ama kanser yayılmaya devam eder. oysa bizim çok radikal bir tedaviye ihtiyacımız var.
bu başlıktaki 124 giriyi daha gör