mutlu olmak

2 /
bulanti bulanti
nedir mutlu olmak? bireyin amacına ulaşması için bir araç mıdır? yoksa başlı başına bir amaç mıdır? mutluluk insan faktörü olmadan varlığını sürdürebilir mi? bir çıkarım mıdır yoksa bir mertebe mi?

meseleyi elbette farklı perspektiflerde değerlendirmek bizi kesin bir yargıya yaklaştıramayacak olsa da okuyucunun yapacağı çıkarımlara ve seçimlere az da olsa katkıda bulunacaktır.

…

hayatta mutlu olmak istemeyen var mıdır şeklinde abes bir soru elbette bu yazıya başlamak için pek uygun değil. lakin her insan evladı huzur, haz ve mutluluk üçgeninin bir, iki hatta üç köşesine birden sahip olmak ister. bu, insanın doğasından gelen, bastırılamaz bir istektir.

banka soyan bir adam bunu önce yaşamak için, sonra da çaldığı parayla zevkli, mutlu ve huzurlu(nasıl olacaksa) bir hayat sürmek için yapar. yada en basitinden hayatlarımızı idame ettirebilmek için ve ondan sonra da hayat denilen geri sayımı mutlulukla süsleyebilmek için hepimiz çalışır, çabalar, hatta çalarız…

…

haz, mutluluk elbette hayatı süsleyen eşyalardır. boş bir odadır hayat. onu süslemek için farklı yollardan farklı eşyaları bulur ve toplarız. bazımız manevi şeylerde mutluluğu arar. bazımız da metalarla kendini tatmin yoluna gider. ama amaç bir yerde aynıdır.

bu bağlamda tavuk yumurta, yumurta tavuk ilişkisini kurmak hiç de zor olmaz. yani mutluluk bir araçtır. hayat odasını süsleyen, dolduran eşyaların bütünüdür. ama aynı zamanda bir amaçtır da. oda ile bütünleşmiş hatta o odadan daha da önemli olmuştur. maddesel varlığın bu dünya üzerinde sürmesine eğer hayat diyor , bu süreci hücresel boyutta sınırlandırıyor ve ötesinin yokluk olduğu fikrine kapıldıysanız mutluluğun elbette bir anlamı olmadığını düşünmeniz işten bile değildir. sonuçta hepsi bir gün bitecektir. yani bir gün gelip de yok olduğunuz zaman kişiliğiniz, karakteriniz, sizi siz yapan bilinciniz de yok olacaktır. mutluluğunuz yada mutsuzluğunuz hiçbir anlam ifade etmeyecektir o vakit…

lakin işe farklı bir açıdan bakıyor ve inanç denilen bir üst boyuta çıkabiliyor, ve mantığınızla, iradenizle kendi gerçeklerinizi idrak edebiliyor ve tüm bunları harmanlayabiliyorsanız mutluluğun boşa olmadığını anlayabilirsiniz. yani varlık hücresel boyuttan ibaret değildir. öyleyse mutluluk sadece varlığın ufak bir parçasıyla değil, tümüyle ilişkilendirilebilir.

öbür yandan ilk bakışımızla varlığın olmadığı yerde mutluluğun da varlığını sürdürmediği de doğrudur. lakin bireyden bağımsızlığından söz etmek yine mümkün değildir. öbür taraftan olup olmaması insanın kendine bağlıdır ve fark etmez.

…
görüldüğü üzere hayatı , varoluşu ve bu varlığı ilişkilendirebileceğimiz temel ereği kendimizce sorguladığımız, bir yerlerde aradığımız vakit karşımıza çok farklı şeyler çıkıyor.

yaşam olmazsa mutluluk da olmayacaktır.

mutluluk olmazsa insan olarak yaşamı sürdürmenin bir manası kalmayacaktır.

varlık sürmezse mutluluğun da yaşamın da bir anlamı kalmayacaktır.

mutluluk sadece insan yada varlığın olduğu yerde varlığını sürdürebilir. bu açıdan bakıldığında mutluluğun ulaşılması gereken bir mertebe olduğu ise sanrıdan öteye geçemeyecektir.

edit:"konuşamayacağı şeyler üzerinde insan susmalıdır." ludwig wittgenstein
bergerac bergerac
gezegenin ücra köşelerinden birinde, her zaman olmasa da çoğu zaman köşe başını mesken tutmuş, meşruyeti varoluşuyla ispatlanmış bir yerde amerikan salatasının üzerine mayonezlerle karolar çizebilmektir.

apurtumanın beşinci katında, salonla mutfak arasındaki mesafeyi hesaplayabilmek için çaba harcarken, üsteki karete kursunun camları sallamasına rağmen çalan veyahutta çalabilen telefona "buyrun" edasıyla cevap verebilmektir.

-se' li -sa' lı koşullu ısrarlara, tepetaklak, doğması gereken asırdan ya çok önce ya da çok sonra doğan, çok da geri kalmış bir ülkenin son vatandaşının, alfabenin otuzuncu harfini aramaya çalışmasıdır.

iki çocuk ve bir teyzenin, üçüncü tekil şahıs olabildikleri bir delinin cenazesinde avuçlarını açıp yukarı doğru, kumarbazın o son zarını göstermesidir.
dali dali
büyüdükçe zorlaşan şeydir. en mutlu anlarınızın çocukluk dönemlerinde kalmış bir kaç anıdan ibaret olduğunu ve o anlarda yaşadığınız mutlulukla şu an tarifini yaptığınız mutluluğun birbirinden çok farklı kavramlar olduğunu göz önünde bulundurursanız, büyüdükçe mutluluktan ne kadar çok taviz verdiğinizi anlarsınız.

kayıtsız şartsız bir mutluluktur çocuğunki, bildiği tek şey mutlu olduğudur. ama siz mutlu olmak için bazı şeyleri unutmak zorundasınızdır..

bir başka deyişle, mutlu olmak için unutmak zorunda olduğunuz şeyler ne kadar çoksa, mutlu olmanız da o kadar zordur.

ya da bir başka deyişle, ne kadar az şey bilirseniz o kadar mutlusunuzdur..

ya da en güzel deyişle: cehalet mutluluktur!
pixie pixie
yağan yağmurun sesinin güzelliği ve odanın karanlık basık olması tezatlığı arasında kalmış bünyenin aldığı bir haberle içine girdiği psikolojik durum. sevgi pıtırcıklığı hali.
hairsprayqueen hairsprayqueen
yaşamın amacıdır, atılan her adımın varmak istediği tek sonuçtur. öyle ya da böyle..
birini mutlu etmek istemek bile bundan duyacağımız mutluluğun hayaliyle olur farketmesek de..
herşeyin varması gereken son noktadır, olamayandır.
mephisto mephisto
bazen yarını düşünmemektir,kaygısız olmaktır,rahat olmaktır.tabii bu tanımlamalarda bunları yapabilmekten yoksun olan insanın kafasında yarattığı mutluluk kavramının bileşenleridir.göreceli bişeydir aslında mutlu olmak.
(bkz: geronimo)
(bkz: geronimo türkçesi)
sanki cazorla sanki cazorla
çok sebepsiz vuku bukabilir ve sebepler içinde yüzerken bir türlü uğramayabilir.. biraz kaprisli, düz biraz da.. dengesizlikler içinde bir ahenk giyinir gezer dolaşır.. gelsin diye beklersin gelmez; gelir gitmesin diye gözünün içine bakarsın gider.. küçük sayılar arasında gizlidir bazen, bazen bol sıfırlar arasında saklıdır..
"hay ahengine senin!" dersin sonra, dengesizdir yani düpedüz..
2 /