mutlu tönbekici

1 /
stocky2001 stocky2001
bugünkü yazısında araştırma konusunun en hararetli tartışmalarının itüsözlük'te döndüğünü belirten ve örnekler veren yazar, ki bence yazıları ile de tuğçe baran efsanesini cidden gömmüştür.
(bkz: bayramınızı hangi isimle kutlayayım? | mutlu tönbekici | gazete vatan şeker mi ramazan mı tartışması herhalde bu yılın en lüzumsuz tartışması oldu. bunun müslüman cemaat içinde bir yara, bir dert olduğunu bilmiyorduk.... gazetevatan )
akılfikirdükkanı akılfikirdükkanı
yıllar önce bir arkadaşımla benim evime gelmiş yazar. 1993 yılında beyoğlu bekar sokakta'ki eve bir oyuncu arkadaş nerden tanıdığını hatırlamadığım yazarımızla gelmişti. evin oturma odasındaki çekyatın rafında çocuk kitapları sayılabilecek yayınlar vardı. kitapları benim bilgi kaynaklarım sanan genç gazeteci konuşmalarımız sırasında benden duyduğu bazı entellektüel bilgi kırıntılarına şaşırmış ve evden ayrılırken de kendi el yazısıyla mutlu tönbekici ve telefon numaralarını yazmıştı. genç okurlara hatırlatmakta yarar var o zamanlar cep telefonu yoktu. yıllarca o kareli kağıt evde fihristin içinde kaldı şu an bir kutunun içinde duruyor olabilir. ben ne zaman mutlu tönbekici yazısıyla karşılaşsam gözümün önüne düzgün bir el yazısıyla yazılmış o kağıt gelir.
rafraf8 rafraf8
milliyetteki ece temelkuranın vatandaki benzeri.

kendisini beğenerek okuyorum gerek duruşu gerek cesareti gerek tabuları yıkmaya çalışan yazılarıyla çoğu erkek yazardan kat be kat gözü pek...
sayenizde sayenizde
kendisinin itü sözlükte yazar olmasını diliyorum kuvvetle, içimden öyle geldi vallahi süper olur.

çok ''sizden-bizden'' gibi yazıyor, sözlük tadında.
yenisekme yenisekme
izmir ile ilgili yazısının tümünde, kendisine gelen eleştirilerin her satırına cevap vereceğim diye kendini paralayan hırslı bir hasan cihat örter havası var. yani hasan cihat örter'i eleştirseniz, onun göstereceği tavır bu olur. paragraflarca, koca bir yazı boyunca izmir'e saydırayım diye bu nasıl bir hırs amanallah?

"izmir de yazık ki anadolu kekolaşmasından çok uzun zaman önce nasibini aldı ve öyle rahat rahat öpüşmeler koklaşmalar, mini etekle çarşı içinde tek bir bakış ve tacizle karşılaşmadan yürümeler falan geçmişte kaldı. tabii ki malatya ile kıyaslandığında rahattır ama bir amsterdam da değildir. "

menemen olayları da izmir'de yaşanmıştı ona bakarsanız gibi bir cümle kurmasını beklerdim. çok süper tespit olurdu, bunu atlamış. ikimizin bildiği izmir farklı yerler olmalı, zira ben bahsettiği manzaraları sürekli görüyorum, üstelik o izmir'in en kırsal ve şehirdışı beldelerinde dahi kızlar okula minicik etekleriyle gidiyor. ayrıca merak etmesin, o kızlar beş tacizciyle karşılaşsa o tacizcilerin analarından emdiği sütü burnundan getirecek elli insan da vardır muhakkak çevrede.

"da bu hareketten bir bereket çıkmayalı neredeyse 60 yıl oluyor bilmem farkında mısınız? en son ciddi hareket demokrat parti’nin kurulmasıydı zira."

neyle neyin bağlantısını kurmaya çalışıyor anlamadım. bir şehrin hareketliliği o şehirden çıkan siyasi oluşumlarla mı ölçülmekte? hareket istiyorsa, izmirli o hareketin en güzelini örneğin son yerel seçimlerde çekti. şu seçimlerden sonra sözlüklerde ve çevremde 5876564 tane insanın hepsi izmir'e yerleşme hayali kurduysa vardır bir nane.

"ne bir izmir sanatından söz edebiliyoruz, ne bir izmir markasından, ne bir izmir tarzından. varsa yoksa gevrek, çiğdem ve güzel kızları..."

valla izmir sanatı, ankara sanatı, yozgat sanatı falan bunlar ne demek oluyor tam bilmiyorum. izmir'in marka çıkarma konusunda sandığından başarılı olduğu ise kesin. sadece izmirli ticari markaları kastetmiyorum, izmirlilik ve izmirli yaşam tarzı bile kendi başına bir marka zira.

"bir de bu “hoşgörü” meselesi pek “hoş” doğrusu. “neye” hoşgörüden söz ediyorlar acaba? sadece ve sadece kendilerine olabilir mi? kendimizi çok hoş görürüz biz. yani o kadar olur.."

bu hoşgörüden kastedilen, izmir'de bütün farklı kesimlerin mitinglerinin olaysız ve medeni bir şekilde geçiyor olması kastediliyor olabilir mi mesela? taksim'de adam pataklanırken izmir'de 1 mayıs mitinginde millet halay çekiyordu, istanbul'da bir hrant dink anma yürüyüşü bile olay olurken izmir'de polisler bile sakin sakin duruyordu. "türban veya eşcinsellik konusunda izmirli hoşgörüsünden eser yok" buyurmuşlar mesela. halbuki türbanlıların da gayet rahat yaşadığı bir memleket izmir. fakat "oğlun eşcinsel" dediğin zaman tepki vermekle eşcinsellere karşı hoşgörüsüz olmanın aynı şey olmadığını birinin bu hanıma açıklaması gerek belli ki. dünyanın neresinde olursa olsun "oğlun eşcinsel" denmesi bir anne-baba için tepki verilecek bir şeydir. biri bana da oğlumun eşcinsel olduğunu söylese ben de kızarım ama sokakta öpüşen iki erkek görsem pis pis de bakmam. bakmıyorum.

"kimse dememiş ama izmir çenesi de çenedir haa bu arada. açıldı mı kapanmaz. gir bu konulara bir araba dolusu lafı yersin anında."

bu doğru. yarı izmirli olmak bile yetiyor bu çeneye sahip olmak için, gördüğümüz üzere.

“izmirli olmak izmir’in bok koktuğunu görmezden gelmektir.”

yapma yau? o körfezin birkaç yıl önceki en leş, deniz suyunun bile en balçık kıvamında olduğu alsancak'ta bile deniz kıyısında kahvaltı yapabiliyorsak (deniz kıyısında kahvaltı da başka bir ritüeldir mesela, bunu atlayıp günbatımı ritüeli olan rakıdan bahsetmiş kendisi sadece. çok ayıpladım), o suyun dibini görebiliyorsak hepimiz midesiziz demek ki, bundan bu sonuç çıkıyor. evet yüzde yüz tertemiz değil körfez ve kirli birkaç noktası var (örneğin ege ordu komutanının evinin önü hala biraz kokar), fakat birkaç sene öncesiyle aradaki farkı görmezden gelmek de az buz başarı değil. sanırsın izmirliler fanatizme kendini öyle kaptırmış ki körfezde dalıp dipten kum çıkarmaca oynuyor. teallam.

bir araba dolusu laf etmiş bulundum kendisine ama, okuyup anlayacak kadar sakin olduğunu sanmıyorum. bu da böyle kendi çapımda bir çalışmam oldu. bu eserimde sevgiyi anlattım.
1 /