mutluluğumuz bozulacak diye çok korkuyorum

1 /
battal boy cekirge battal boy cekirge
canı sıkılan hatun kişinin bir kedi misali kendine oyun ararken kurduğu cümledir. bu cümleyi kurarak tahminimce erkekten mutluluğun bozulmayacağına dair cümleler duymak ister,kendi aklındakileri karşıdan duyunca rahatlar. duyamazsa da kavga çıkartır,birkaç gün trip atar ve yine rahatlar.
sonuç olarak hatun kişi rahatlar.
eldorado eldorado
hatun kişinin korkusu gibi gözükse de, çoğu zaman adam kişinin başından eksik olmayan laf ve bu korkuyla ister istemez yüzleşilebilir, sonucunda ise bunalım ve depresif hareketler gözetlenebilir.
jineps jineps
kaybetmekten korkmaktan ileri gelen bir endişedir.sendromun geçmesi için karşı tarafın sabırlı olması muhakkaktır.geçicidir.
esdora esdora
hayatında bir şeylerin ters gitmesine ve üzülmeye alışmış bünyelerin mutlu olduklarında istemsizce düşündükleri şeydir.
iao iao
filmlerde bu cümleyi söyleyenlerin mutluluğu bu repliğin zikredilmesinden 5 ila 10 dakika içinde bozulmaya başlar, önce "yalannn yalannn!" denildikten sonra sevdiceklerinden hava tazyiklikli tokat yerler. ağlayarak ve dönerek yatağa düşerler. ama "kötü kadın" olmakla itham edildikleri için (iftirayı atan da genelde kötü sinsi kılkuyruk tipli önder somer'dir.) evden kovulurlar. "elveda yavrum elvedaaa" şarkısı eşliğinde evden gider sonra da pavyonlara düşerler. mutluluğunun bozulmasından çok korkan kadının saçları boya ya da kireçle grileşirken, esas adamımızın hem şakakları hem de bıyıkları grileşir, bir şekilde kötü adam önder somer esas iyi adama bir şeyler itiraf eder, tam ölmek üzereyken "o masumdu, sadece seni sevdi!" diye hönkürür sonra "nayır nayır ben ne yaptım!?" nidalarıyla esas adamımız esas kadını bulmaya yollara düşer.

o arada bu çiftin çocuğu illa tesadüfi bir şekilde parklarda gezerken falan anasını bulur, "size anne diyebilir miyim, bana annemişsiniz gibi geldi, hiç annem olmadı." tadında bir şeyler söyler illa. esas kadın ya cici teyzeliğe terfi eder, bazı durumlarda içi kan ağlaya ağlaya esas adamla bir hizmetçi-efendi ilişkisiyle konuşur. (bilmemkaç yıl birlikte olduğu karısını esas adam tanımaz kadını görse de yuh be ruhsuz herif) hatta senaryoya göre bakıcı bile olabilir. "o ses, ah o ses" yok adam bu versiyonda kör olmadı neyse.

finalde gerçeği öğrenen esas adam ağır çekim koşuyla kadını bulur. "ben yanlış yaptım! beni affet lütfen affet" diye ağlak yapar. esas kadın da "ulan senin yüzünden gencecik yaşta evden kovuldum, pavyonlara düştüm, evladımdan ayrıldım, bir tane zibinin iftirası ya da itirafıyla mı masumiyetime ya da orospuluğuma karar veriyorsun hiaaayeeet" diye esas adama dalmadan "ah talat ahh sevdiceğim!" diyerek ağır çekim koşuyla kocasına koşar. tam o sıra veletleri de alakasız bir yerden (aslında sahneyi izlediği yerden, hatta set ekibinin "hadi koş şimdi'" diyerek çocuğu ittiklerini hayal edebiliyorum.) sahneye dahil olur. çiftimiz çocuğu ortaya alır, kameraya dönüp gülerler, filmde hafif titreşmeler ve parlamalar, fade out, erler film, afiyet olsun.
kızılkırmızı kızılkırmızı
genelde bunu söylediğin hatta aklından bile geçirdiğin zaman gerçekleşen olay.çünkü kafada o kadar kurup o kadar yazmaya başlarsın ki 'mutluluğumuz bozulacak diye çok korkuyorum herşeyde pek düzgün gidiyor birşey mi var acaba banada hiç böyle denk gelmez ama...' diye başlayıp insanın içini kemirip duran sonra da acaba şöyle yapsam da herşey iyi gidermi acaba böyle yapsam da herşey iyi gidermi diye denemeler yapıp akabinde mutluğun bozulmasıyla sonlanan durum.
juda juda
acaba nasıl bir duygudur denilesi. zira pek az insan mutluluğu bozulacak diye çok korkacak kadar çok mutlu olmuştur.
elbow elbow
dişi kısmısı beyefendinin ilişki konsunda kendini mutsuz hissettiğini anladığında ; erkek kısmısını mutlu olduklarına inandırmaya çalışırken zikrettiği saçmalık ötesi cümlecik...bunu yapan beyefendi kişileri de mevcuttur...ama genelde dişi kısmısı söylüyor nedense....
1 /