müzik

2 /
nightwish nightwish
müzik bir yaşam tarzıdır.ve insan hangisi kendisine uygunsa onu dinler. nasıl insanlar birbirlerinden görüş yaşam felsefesi olarak ayrılırsa, gruplar ve müzisyenler de ayrılır. tarzların haricinde savunulan öğeler de insanlar sayesinde müziğe işlenmemekte midir? insan ruhunun müzikte yansıma bulması da çok doğaldır. bu yüzden bir grup hakkında sadece türü haricinde görüşü de önemlidir.
fiddle fiddle
müzik terimi eski yunancadaki "musike" sözcüğünden gelmektedir ve birleştirilmiş seslerden oluşan estetik bir bütündür.
şuursuz şuursuz
gerçek müzik saftır, onun için akıl gerekmez. o zaten tam ve kamildir. zaman, mekan, kültür, millet, kişi, cins, bencillik, matematik, fizik, armoni kaygısı, doğruluk, yanlışlık ve ticaretten muaftır... bilinmeyen zamanlardır, dedem korkut’tur, bach’tır, sendir, bendir. her yerdedir, yokluğu bile kendisidir. ve “bir”dir. biz onu sadece keşfederiz...
erkan oğur
girinin kifayetsiz kaldığı an.
stone cold stone cold
beyin dalgalarını da etkilediği söylenen olgu.şöyle ki:

klasik müzik,matematiksel düşünceyi güçlendiriyor,öğrenme fonksiyonuna yardımcı oluyor ve kişiyi sakinleştiriyor.hangi yaşta olursa olsun enstrüman çalmanın da işitme ve konuşmayla ilgili temporal lobları önemli ölçüde geliştirdiği,işitme ve lisanla ilgili yetileri güçlendirdiği ifade edildi.
müzik, beyin dalgalarını etkiliyor hacettepe üniversitesi tıp fakültesi kulak burun boğaz ana bilim dalı odyoloji ve konuşma bozuklukları bilim dalı başkanı prof. dr. erol belgin, se... ntvmsnbc

bu durumda bateristlerin bir adım önde olduklarını söyleyebiliriz.dört uzuv kullanılarak çalınan bir müzik aletinin bir insana yapacağı katkı yadsınamaz.
gerçi bu haberi okuyan bir bateristin:
- ben gitaristim.en sağlam melodileri öttürürüm.reign in blood'ı gözümü kapalı baştan sona çalarım.
- bateri çalabiliyor musun?
- yok.o zor biraz.
- geç o zaman.senden bi' şey olmaz.
şeklinde olayı abartması da muhtemeldir.demek ki müzikle uğraşmak bünyeye dokunmuş.
zeus zeus
ruhun gıdası olarak boşuna nitelendirilmiyor..nitekim ruhu derinden etkileyen nadir olgulardan bir tanesi..şu hayatımızda olmazsa olmazlardan..müzik dinlemiyorum ben diyen yalan söylüyordur..olur mu öyle şey..

benim bu yazıda asıl dikkatleri çekmek istediğim nokta, beyaz perde veya televizyon yapımlarında duyulan, gevurun soundtrack diye adlandırdığı olay..dikkat ettim de asıl izleyicileri yani bizleri uç noktalara taşıyan da bu müzikler..bir korku filmini allah aşkına sesini kısıp izleyin..pek de bir etkisi olmayak bünye üzerinde..tamam özel efektler ile donatılmış kulaklara ekrana aniden çıkan yaratık misali vuran seslerden bahsetmiyorum..böyle tansiyonu arttıran, ortayı geren müziklerden bahsediyorum..aynı tarz enstrümanları kullanaraktan hüngür hüngür insanı ağlayatacak müzikleri de yapabiliyorsunuz..işte olayın evrenselliği, işte olayın ruha işleyen kısmı bu noktada..takdir ediyorum..

ne olursa olsun, filmleri film yapan bir etmendir bu ses ve müzik anlayışı..başlık gereği müziği irdeliyorsak şayet, evet katılıyorum..en önemli etmendir müzik..hayatımızda olsun, yapımlarda olsun..
neyapmali neetmeli neyapmali neetmeli
bir çeşit kodlanmış özel alfabeye göre üretilen ses/tını bütünüe verilen isimdir. konuşma dilinde olduğu gibi önce sesler üretilmiş alfabe sonradan yazılmıştır.

seslerin müzik olarak adlandırılmasını sağlayan alfabesi bazı özellikler taşır (benim kanaatimdir): birincisi, alfabe coğrafi bölgelere göre konuşma dilindeki alfabede olduğu gibi farklı işaretleri içerebilir. nitekim, klasik batı muziğindan başlayarak japonya'ya gidene kadar tam sesler arasındaki ara seslerin sayısı ve işaretleri farklılık ve çeşitlilik taşır.

ikinci olarak, hangi alfabe olursa olsun çatısı asgari bir bir matematiksel hesapla kurulmuştur bu yüzyıllar içinde insanların içgüdüleriyle (!) mi yapılmıştır bilmiyorum ama batı müziğindeki modlar (minör ve majör diziler) ile türk müziğinde (diğerlerinde de böyle olduğunu tahmin edidyorum) makamların dizilişleri matematiksel hesapla kurulmuştur.

müziğin en önemli özelliği, alfabesi farklılık gösterse de duygulara hitap etmesi yönüyle evrensel bir nitelik taşımasıdır. insanlığın ortak dilidir denilebilir.
dyna dyna
toplumlar arası tarihten kalma birtakım hesaplaşmaların dile getirilmesiyle artık günümüzde çirkinleştirilmeye çalışılan bütün dünyanın en çok takip ettiği sanat dalı...
ve bunun yanında dünyanın en güzel hissi...
gnarus gnarus
çeşitli müzik aletlerinin çıkardığı seslerin insan ellerinde harmanlanmasıyla oluşan, insanları rahatlatan, yalnız kaldıklarını zannettiklerinde yanlarında olan bir olgu.

bazen iyi bir arkadaş, bazen sevgilidir bizlere.
konserlerde eşliğinde tepinilen de odur, sevgilinizle başbaşa yemek yerken oluşan romantizmi pekiştiren de... kimi sahilde onunla anılarını tazeler, kimileriyse yenilerini yaşar onunla.

belki farkedilmese de, önemsenmese de diğer şeyler kadar, hayatımızda çok önemli bir yeri vardır, belki dünya üzerindeki tek evrensel dil de odur.
hell guardian hell guardian
öyle bir alet ki; icra edip bütün duygularımı ortaya koyabilmeyi çok isterdim.

düşünün ki bir yeteneğiniz ve bu yeteneğiniz sizin içinizden geçen her türlü hissi ortaya koyarken size tek kelime konuşma zahmeti bile vermiyor. sevgiden su üstünde koşacak gibisiniz, öfkeden kudurmuşsunuz, korkudan titriyorsunuz vs.. bunları ne hareketlerle ne de kelimelerle ifade etmek zorunda değilsiniz. sadece bir kaç çalgı, eller, dudaklar ve sonuçta çıkan sesler. kulaklara hem ses geliyor hem o sesi üreten insanın o an beyninden geçen her tür "manyetik" kaynağın etkisi beyine geliyor. bütün olay çözüldü, bütün bilgi sizde, bütün hisleri çözdünüz. üstelik neredeyse kusursuz br biçimde.
2 /