müzik terimleri sözlüğü

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
jellyjam
a capella : çalgı eşliği olmayan koro
a tempo: önceki tempoda.
accelerando : hızlanarak.
accent: vurgu
adagio: yavaş.50-65
adagietto : (1) “adagio” tempoda kısa parça. (2) “adagio”dan az daha hızlı tempo
affrettoso: coşkun.
agile : çabuk, çevik.
agitato : hızlı, sarsıntılı, heyecanlı
akor: en az üç sesin oluşturduğu uyumlu ya da uyumsuz tını.
akordiyon : hava etkisiyle ses veren, körüklü ve klavyeli çalgı. çoğunlukla dans orkestralarında kullanılır.
akustik (fran. acoustique/ ing. acoustic): sesle, sesin doğumu özellikleri, ulaşımı ve alımı ile uğraşan fizik bilimi kolu.
alla marcia : marş temposunda, marş gibi.
al fine: sonuna kadar.
alla: ..tarzında.örnek: alla tuca: türk tarzında.
alla marcia: marş gibi.
allamande: özellikle barok dönemde rastlanır.ölçü 4/4 lük veya 2/4'lük olabilir.alman dansıdır.
allegro: metronom hızı 130-145 arası olan hız terimi.sonat, senfoni ve konçerto gibi formlarda ilk bölüm.
allegro non troppo: fazla allegro değil.
alla turca : türk müziği benzerinde.
alto: en kalın kadın sesi.
amabile : sevimli, okşayıcı.
andantino : “andante”den daha hızlı.
andante: kelime anlamı yürümek.yürüme hızında, ağır.
animato : canlı.
arco: yay. yaylı çalgıların, pizzicato tekniğinden sonra yaya geçişinde bu terim kullanılır.
armoni: ahenk, uyum.
assai: çok.
a tempo : icrada tempo değişmesinden sonra, yeniden önceki tempoya dönüş.
a tonalite: tonalite dışı. majör, minör, yada başka modal dizilerle ilgisizliği anlatan terim. bu türlü müziğin başlıca siması sonradan tonalite dışı yazıyı kurallaştıran, avusturyalı besteci arnold schönberg’dir.
balaykara : rus halkının ulusal çalgılarından. üçgen biçimli, uzun boyunlu ve üç telli.
ballade: genellikle acı ve hüzün gibi duyguların anlatımında kullanılan ve çok ezgiden oluşan lirik parçalardır.
bagatelle : kelime anlamı “boş, önemsiz”. hafif, kısa piyano parçası anlamına gelir. başka çalgılar içinde “bagatelle” yazmış besteciler vardır.
banço : çoğunlukla amerikan gezginci halk şarkıcılarının kullandığı beş, yada daha çok telli çalgı. ilk caz orkestralarında gitar yerine kullanılırdı.
bando : nefes ve vurmalı çalgılardan kurulan, çoğunlukla törenlerde kullanılan çalgı topluluğu. bandolar, genel olarak askeri marş çalarlar. bugün ya bu türlü topluluklar için doğrudan doğruya yazılmış, yada düzenlenmiş, senfonik müzik çalan bandolar vardır.
barcarolle . sandal şarkısı. genellikle venedik gondolcularının söyledikleri hafif ve durgun parça
bariton: bas ve tenor arasındaki sesleri seslendiren erkek.
barok : müzik alanında barok çağı 1550 yıllarında başlamış, 1600’den sonra yayılmış, çağın öbür sanatlarındaki renk ve süsleme gösterişi, italyan madrigalinin kromatik armonisinde, venedikli bestecilerin birden çok koro için yazdıkları yapıtlarda belirmiştir. barok eğilimlerine uygun müzik yazmış besteciler arasında gabrieli’ler, schütz, buxtehude, bir sınıra kadar bach, haendel, rameau ve lully gösterilebilir.
bas: kalın erkek sesi.
bel canto : güzel şarkı, güzel söyleyiş anlamına gelir. italyan operasının ses gösterisine ve hançere cambazlığına dayanan söyleme üslubu.
bemol: bir notayı yarım aralık pesleştiren işaret.
berceuse : ninni.
bis : konserde halkın icracıdan ek parça çalmasını istemek için kullandığı kelime. yerine “ encore” kelimesi de kullanılır “yine” anlamına gelir. notada “bis” yazısı, bir bölümün bir kere daha çalınacağını gösterir.
bolero: bir çeşit ispanyol dansı. üç vuruşludur, kastanyet eşliğinde oynanır. bu dansa sanat müziğinde de rastlanmaktadır. en ünlü bolero, ravel’in yazdığı aynı adlı orkestra yapıtıdır.
bourree : fransa’nın auvergne bölgesinden doğma şen bir dans. dört zamanlıdır. barok süitlerinde kullanılmıştır.
buffo : güldürücü. operalarda güldürücü rollere çıkan şarkıcı.
burlesca : güldürücü alaycı karakterli bestelere verilen ad. bach’ın “la minör” klavsen partitasında bu adın ilk kullanılışından birine rastlanılır.
brilliante: parlak, gösterişli.
brio: çevik.
brioso: çevik ve sürükleyici.
cacophonie : kakışma. geleneksel armoni kurallarına göre uyumsuz sayılan nota bileşimi.
cadenza : (kadans. fran: cadence. alm: kadenz) latince “düşmek” anlamına gelen “cadere” sözcüğünden. (1) melodi ve armonide, bir dinlenme noktasına varış. (2) yorumda, düşüş noktasına, parçanın ana tonalitesine varırken çalınan yada söylenen süslü, gösterişli geçit; genellikle konçertolarda rastlanır.
camera : “oda” anlamına gelir. “sonata da camera”, yada “concerto da camera”, dindışı niteliği olan çalgı müziklerini anlatmak için kullanılan terimlerdir. “sonata da camera”, dürlü dansların art arda dizilmesi bakımından süite benzer.
cantabile : şarkı söyler gibi.
canto : şarkı.
canzone : (1) halk şarkısı. (2) çok sesli şarkı. (3) yazı bakımından madrigali andıran; iki yada üç sesli çalgı müziği parçası. canzonetta: kısa “ canzone”.
capella : bir müzik parçasını seslendiren türlü çalgılardan kurulu topluluk.
capriccio : başlangıçta fuga yazısına dayanan bir türlü çalgı müziğini tanıtması bakımından “ricercar” ve “fantasia” ile aynı anlama gelirdi. bugün beklenmedik etkiler taşıyan “kaprisli” besteler için kullanılmaktadır.
cavatina : daha arık, daha gösterişsiz bir arya türü.
celesta: mekanizması piyanoyu andıran klavyeli küçük çalgı. alanı orta”da” dan yukarı dört oktavdır.
chaconne (fran. italyancası ciacona): ispanyol kaynaklı olduğu sanılan bir dans. aslında 4/4 ölçüdedir. sanat müziğinde kullanılışı, pes alanda tekrarlanan ¾ ölçüdeki motif üzerine çeşitlemelere dayanır. passacaglia’ya benzer.
coda (ital.): “kuyruk” anlamındadır. bir bestenin sonuna konan bitiş bölümü.
capriccio veya caprice: neşeli tarzda yazılan serbest parça.
composition: beste, eser, kompozisyon.
courante: fransız dansıdır.ölçü genellikle 3/4'lüktür.barok dönemde sık rastlanır.
crescendo: gittikçe kuvvetin artması.
courante : 16. yy.’da ortaya çıkmış, hızlı tempoda, üçlü zaman ölçüsünde fransız dansı.
credo : dua.
çalgılama : çalgıların tını nitelikleri, ses sınırları, birbirleriyle birleştiklerinde, ne türlü sonuçların ortaya çıkabileceği konusundaki bilgilerin tümü.
çeşitleme : bir temanın, bir konunun, bir düşünün değişikliklerle tekrarlanması. değişim, ritm, armoni ve melodide, çoğu kere konunun her bir tekrarında bunlardan yalnız birinde yapılır.
decrescendo: gittikçe kuvvetin azalması.
delicato: narin bir şekilde.
deşifre: notayı ilk kez okumak, deşifre yapmak.
dimminuendo: gittikçe kuvvetin azalması.
dissonance : bak. cacophonie…
divirtimento : (1) operada danslar bölümü. (2) çalgı müziğinde, danslar dizisi. 18. yy.’da süit’den çıkma bir biçim.
dizek: standart 5 çizgiden oluşan ve üzerine notaların yazıldığı alan.
diva: opera'daki en yetenekli kadın ses sanatçısı.örneğin türk divası leyla gencer.
diyez : bir notayı yarım aralık tizleştiren işaret.
diyapazon: akort etmekte kullanılan ve sadece la sesi veren demir çubuk.
dolce: tatlı bir şekilde.
dolente: acıyla.
dönemsel biçim : sonat biçiminde yazılmış yapıtlarda, ilk bölümde sunulan konuların, sonraki bölümlerde de kullanılması. örnek: césar franck’ın “re minör” senfonisi.
dramma der musica : müzikli oyun. opera.
düet: iki kişi yada grup tarafından seslendirilen anlamında.
düzenleme : bir ortam için yazılmış bir yapıtı bir başka ortama aktarmak. örnek: schubert’in şarkılarını liszt’in piyano için düzenlemesi… bach’ın org yapıtlarını, stoskovski’nin orkestra için düzenlemesi.
elegie: kederli.
ensemble : beraberlik, topluluk.
eşlik : insan sesi yada tek çalgı için yazılmış yapıtlarda, başlıca ses yada seslere yardımcı durumda olan çalgı bölümü.
etude : çalışma yada terim parçası. bu amaçla yazılmış pek çok parça, anlatımla ilgili bağımsızlıkları yönünden, başlı başına birer sanat yapıtı değeri taşımaktadır. örnek: chopin veya debussy’nin piyano “étude”leri.
eroic-eroica: kahramanlık.
espressivo: etkileyici, tutkulu.
falsetto : erkek seslerinin normal alan dışında tiz, kadın sesine benzer sesler çıkarmak amacıyla başvurdukları yöntem.
fandango : üç zamanlı, canlı, gitar ve kastanyet eşliğiyle oynanan ispanyol dansı.
fanfar : maden çalgıların çaldığı, genellikle şenliklerde ve törenlerde ilgi çekmek için kullanılan müzik.
fantasie: serbest formda genellikle doğaçlama çalınan eserlerdir.
fine: son
finale: parçanın son bölümü.
folia: eski portekiz dansı.
forlana: jig’e benzer italyan dansı.
forte: kuvvetli
fortepiano: forteden hemen sonra aniden piano'ya düçmek.
fortissimo: fortenin iki katı yüksek.
forza: kuvvet.
fuoco: ateş.
fuocoso: ateşli.
fuga : kontrapunta yazısı biçimlerinden biri. tema (yada, başka bir deyişle konu) bir seste sunulur ve sonra öbür seste birbiri ardından benzetiş yoluyla konuyu izler. “fuga” sözcüğü latince’de “kaçmak” anlamına gelir. nitekim fuga’da seslerin birbiri ardına sıralanması kovalamayı andırmaktadır.
furioso: öfkeli.
gigue: iskoç dansıdır.karakteri hızlıdır ve ölçüsü 3/8'lik veya 6/8'lik olabilir.
glissando: telli çalgılarda parmağın teller üzerinde hızlı bir şekilde kaydırılması.
grazioso: zarif.
heroic: bkz. eroica.
ınnocenza: masum.
ınterpretation: yorum, katkı.
kanon: aynı ezginin farklı zamanlarda farklı gruplar tarafından söylenerek oluşan çok sesli müzik.
kastrato: 1800'lü yılların sonlarına kadar opera ve operetlerde kadın sanatçıların görev alması yasaktı.bu yüzden o dönemde kadın seslerini seslendirebilecek ve henüz sesi çatlamamış olan erkek çocuklarını hadım edip kadın seslerini söyletme yolu gelenek olmuştu.işte bu seslere sahip olanlara kastrato denirdi.en son kastrato sanatçısı 1922 yılında ölmüştür.
kontralto: altodan daha kalın alto sınırında olan.
koral: alman protestan kilisesinin ilahileri.
koro: tek sesli veya çok sesli eserleri seslendiren karma ses sanatçılarından oluşan grup.
lagrimoso: yalvarma.
larghetto: largodan daha ağır. 58-66
largo: ağır
legato: bağlı
ma: fakat, ancak.
marcato: ayrı ayrı.
menuet: üç bölümden oluşan fransız saray dansıdır.ölçü 3/4'lüktür ve genellikle sonlara doğru bir trio bölümü eklenir.
mezzo: yarım.
mezzo soprano: sopranodan bir kalın olan kadın sesi.
moderato: orta hızda. metronomda 88-104 hızı.
molto: çok
monofoni: tek seslilik.
motif: en az iki notadan oluşmuş ve bir eserin baş harfi niteliğindeki bölümdür.beethoven'ın 5. senfonisinin ilk iki ölçüsü bir motife örnektir.
nocturne: gece müziği demektir.serbest formda yazılır.karakteri hüzünlü bazen de canlıdır.en ünlü noktürn bestecisi chopin'dir.
opus: latince eser anlamındadır.eser sırası yapmak için kullanılır.kısaca op.
ostinato: sürekli.
pastorale: çobanlama, kır.
parti: armonik bir ezgideki her bir ses tabakası.
partisyon: bir parçanın bütün seslerini bir sayfada gösteren dizek grubuna partisyon denir.örneğin senfoni orkestralarını yöneten şeflerin önünde bütün orkestranın partilerinin yer aldığı bir partisyon bulunur.
piano: hafif.
pianosimmo: piyanodan daha hafif.
piu: daha.
pizzicato: yaylı çalgılarda elle(yaysız) çalma tekniği. kısaltılmışı pizz.
poco: biraz.
polifoni: çok seslilik.
portato: piyanoda parmağı tuştan çekmeden, yaylılarda yayı kaldırmadan çalma tekniği.
prima donna: baş soprano
prima vista: ilk görüş.
prima volto: ilk kez.
requiem: ilahi.
rhapsody: ezgileri çoğunlukla halk ezgisi olan ve birçok temanın birleşmesinden oluşan serbest bir müzik formudur.liszt'in macar rapsodilerinin yanında ünlü ingiliz rock grubu queen'in efsanevi solisti freddie mercury'nin bohemian rhapsody'si de bu forma çok güzel bir örnektir.
risoluto: kararlı, azimli.
ritardando: gittikçe hızın azalması.
rococo: 18. yüzyılda nazik fakat gösterişli tarz.
romance: sözlü ve sözsüz yazılabilir.noktürn ve balad gibi konusu hüzün ve aşktır.serbest formda yazılır.
sarabande: ispanyol dansıdır.ölçü 3/4'lüktür.
seconda: ikinci
semi: yarı, yarım.
serenade: değişik anlamlarda kullanılır.en çok bilinen anlamı, sevgilinin penceresinin önünde söylenen doğaçlama aşk şarkısıdır.genellikle sözlü olur fakat sözsüz yazılmış serenatlarda vardır.serbest bir formda yazılır.
sforzando: kuvvetli.
simile: bezner, aynı.
solemnis: parlak, gösterişli.
solo: tek başına anlamında.
soprano: ince kadın sesi.
spirito: şaka.
subito: ani, aniden.
süit: başlı başına bir dans değildir.birden fazla dansın arka arkaya çalınmasıyla süit oluşur.örneğin bach'ın fransız süitlerinde allamande, sarabande, gigue gibi danslar yer alır.
tema veya theme: bir eserin ana fikri.
tenor: ince erkek sesi.
tenuto: kısık sesle, hafif.
tını: birden fazla sesin yarattığı uyum yada uyumsuzluğa verilen genel ad.
tirato: geniş yay.
tranquillo: hüzünlü, sakin.
tutti: hep beraber.
un poco: biraz.
uvertur: giriş parçası.
vibrato: sesi titretme tekniği.
violenza: şiddetli.
virtüöz: latince "virtus"(yetenek) kelimesinden gelen ve tüm teknikleri yapabilen enstrüman sanatçısı.
vivace: hızlı.
vivo: vivace gibi hızlı.
voice male: erkek sesleri.
vokal: insan sesi için yazılan.


not : birçoğu alıntıdır.sağdan soldan görüp bir kenara not ettiğim terimlerden oluşan kendi sözlüğüm ile birkaç tane sözlüğün derlenmesinden oluşmuştur.
(eksik olan birşeyler göze çarparsa lütfen mesaj ile bildiriniz ekleyelim.)

yamukyumukpirenses e teşekkürlerimizi iletiyoruz.

edit:
delay;gecikme.
sibilans;fı,sı,şı gibi seslerin istenmeyen seviyede vurgulanması.
sequencer;performans,kontrol,zamanlama,tempo,tempo değişiklikleri,parçanın başı sonu ve diğer tüm midi terimlerini kaydeden,daha sonra bu verilerin edit edilebilmesini sağlayan cihaz veya yazılım.
transmission;ses dalgalarının bir yüzeyin içinden geçmesi.
sampler;hafızasındaki sesleri tek bir komutla anında okuyabilen ve müzikal olarak transpoze eden cihaz veya plug-in.
sampling;analog sinyalin dijitale çevrilirken örneklenmesi.

rkc ye teşekkürler.


edit : gözden kaçmış. liselle sağolsun hatırlattı.
kontrpuan : yüzeysel bir ifadeyle iki melodiyi uygun şekilde birleştirip üstüste çalmadır. kimisi 5 çeşit kimisi de 6 çeşit yapıldığını kabul eder. birinci melodiyi esas alırsak onun her bir notasının zamanına karşılık öbür melodide de bir nota, iki nota, dört nota karşılık gelecek şekilde veya senkoplu bir şekilde karşılığını bulacak şekilde olduğu gibi bunların karmasından oluşacak şekilde de yapılabilir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın