nada

1 /
sdf824 sdf824
selen hünerli ve miray kurtuluş tarafından kurulmuş, bavul adlı parçaları dinlenesi grup. nada, sanskritçe bir sözcükmüş ve evrendeki tüm varlıkların sıkıştırılmış sesten oluştuğu anlamına geliyormuş.

www.myspace.com/nadaist
kemancı cerenimo kemancı cerenimo
(bkz: ma che freddo fa )

d'inverno il sole stanco
a letto presto se ne va
non ce la fa più
non ce la fa più
la notte adesso scende
con le sue mani fredde su di me
ma che freddo fa
ma che freddo fa
basterebbe una carezza
per un cuore di ragazza
forse allora sì - che t'amerei.
mi sento una farfalla
che sui fiori non vola più
che non vola più
che non vola più
mi son bruciata al fuoco
del tuo grande amore
che s'è spento già
ma che freddo fa
ma che freddo fa
tu ragazzo m'hai delusa
hai rubato dal mio viso
quel sorriso che non tornerà.
cos'è la vita
senza l'amore
è solo un albero
che foglie non ha più
e s'alza il vento
un vento freddo
come le foglie
le speranze butta giù
ma questa vita cos'è
se manchi tu.
non mi ami più
che freddo fa
cos'è la vita
se manchi tu
non mi ami più
che freddo fa.
retro retro
geçtiğimiz kış aylarında açılarak kendisini cafe bien çizgisine konumlandırmış yer. lakin yaz aylarında gördük ki , mekanın bağlı bulunduğu apartmanın (şu tarihlerde toz toprak içinde olan) önü mekanın içinden (kendisinden) daha kalabalık , t.c. gece hayatında bir kez daha anlaşılıyor ki ortalama bir müşteri bu tip bir mekana asla ve asla müzik-içki-dekorasyon-yemek vs için gitmiyor.motivler hep farklı.görünen hep ama hep aynı.
ahbuben ahbuben
sahibi fahir öğünç gibi elemanlarının da serbest çağrışımla konuştuğu, çok iyi bir dekorasyona sahip mekan. tek başınıza gitmeniz bu yönden sorun değildir, keyifli vakit garantidir.
teoman'ı anımsatan bir elemanı müşteriyle pek haşır neşir değildir, tipim olmadığından mesele teşkil etmez lakin bayan elemanı ısrarla bulun konuşun; zehir gibi.
örnek vermek gerekirse, benimle olan bir diyalog:

-içerisi çok sıcak değil mi?
-dışarısı da çok soğuk, isyanlardayız.
-bittiğinde kapatır mısınız?
-isyan mı?
-evet.
-9-8 galibiyet alırsak, evet.

(bu konuşma içerisinde klimanın kapatılmaması gerektiğini sorup öğrenmiş ve bana, kırmama çabasıyla söylemeye çalışmıştır)

geçtiğimiz hafta sonu gittiğimde şahit olduğum konuşma:
-ne içelim, barmeniniz ne önerir?
-barmenime sordum mojito dedi.
(bkz: rabbime sordum cleveland dedi )

bazı müşterilerle arkadaş gibi, kıskanıyorum. numaramı da verdim; gülerek çöpe attı, üzgünüm.
hypnotica hypnotica
adeta bir müze gibi ziyaret edilen tapınak-cafe.
dün gece sözlüğün yine elit kesiminden olan bree van de kamp ve bendeniz " birer latte içip bukowski'den konuşalım" diyerek, saat akşam 7.45 bilemediniz 8 gibi nada'ya gittik. cafedeki kırmızı, rahat koltuklara oturduktan hemen sonra yakışıklı ve nazik garsonlardan birisi şahane gülümsemesiyle "soğuk olur birazdan üşümeyin" diyerek, elinde bordo renkteki şalları kendi eliyle omuzlarımıza örttü.
bu harika jestten sonra siparişimizi verdik ve beklemeye koyulduk. o sırada zaten cafe, ankara'nın elit kesimine mensup diğer müşterilerinin de akınına uğramaya başlamıştı. yarım saat sonra da tam kapasiteyle dolmuştu. erken gelmenin verdiği şımarıklıkla iyice koltuklara yayılmış muhabbetimizi ediyorduk.
oturmaya yer bulamayanlar ya ayakta takılıyor, ya da geri dönüyordu. bir bayan, arkadaşlarıyla cafeye girdi, 1-2 dakika ortalıkta dolaştı, tam çıkarken bir turist edasıyla şu sözler döküldü ağzından:

-burası da bayağı güzelmiş...

ben o an bree'ye baktım, bree de bana baktı. önümüzdeki nada shot'ları bile unuttuk o an, zaman durdu. bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı o cafeye giderken artık...
retro retro
çayyolu şubesi tunus caddesine nazaran daha geniş , katlı ve ferahtır lakin o kadar "sıcak" değildir. dekorasyon neredeyse aynıdır. park cadddesinin ilerisinde , o kalabalığın uzağında olması ayrıştırıcı tabi.
ahbuben ahbuben
cuma gecesi hayatımda gördüğüm en güzel gözlere sahip bayanın bir ara göründüğü mekandır. mekan işletmecisiyle karşılıklı attıkları şen kahkahalardan çekinmem, "benimle konuşurken de gözlerinin içi güler mi" sorunsalı "ben buraya senin için geliyordum, sen de bırakmışsın. allaaşkına bari arkadaşın olayım" dememi engellemiş, önümdeki tekilaya sevketmiştir.
inanılmaz zarif, inanılmaz komik, senin gibi marjinal bir kadın bulunca seni unutacağım. o zamana kadar da gitmeyeceğim bu mekana.
1 /