nagehan alçı

1 /
chixculub chixculub
ermeni basınına dağlık karabağ'a yaptığı gezi sırasında "biz türkiye’de yanlış yapmışız. şimdi anlıyorum ki, dağlık karabağ yüzde yüz ermeni toprağıdır ve siz bu toprakları vermemek için yeteri kadar kararlısınız" dediği iddia edilen gazeteci. ne kadar doğru ne kadar yanlış kendisinin bu konu hakkında açıklama yapmasıyla öğrenebileceğiz.

http://www.turksam.org/tr/a1860.html
essaysforthefuture essaysforthefuture
akıllı bir kız. güzel ve seksi de. ama yarım yamalak bilgisiyle tehlikeli alanlara giriyor ve içerisindeki gizleyemediği atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı nedeniyle saçmasapan yorumlar yapabiliyor. belki de serdar turgut sayesinde geldiği yerini koruyabilmek adına hükümete gül veriyor. tam çözemedim. ama biraz daha omurgalı olması lazım bence.
chixculub chixculub
öncelikle;

(bkz: #4193191)

dün ve bugün yazdığı köşe yazısında söylediği iddia edilen sözlerle ilgili iki köşe yazısı kaleme almış. özet olarak sözlerinin çarpıtıldığından bahsetmiş. çalıştığı gazete olan akşam'ın genel yayın yönetmeni ismail küçükkaya'da konuyla ilgili bir değerlendirme yapmış.

nagehan alçı'nın köşe yazıları için:

http://www.aksam.com.tr/2009/11/20/yazar/15198/nagehan_alci/hangi_gazeteci_uluslararasi_kriz_yaratti_.html
http://www.aksam.com.tr/2009/11/20/yazar/15222/nagehan_alci/nagehanakert.html

ismail küçükkaya'nın değerlendirmesi ise şöyle:

"dağlik karabağ gerçeği...
bir süre önce bakü'ye giden arkadaşlarımız çok güzel bir dosya hazırlamışlar, şehitliğe bayrağımızın yeniden çekilmesine şahit olmuşlardı. dizimiz büyük ilgi gördü. o çok konuşulan ama hakkında kimsenin esaslı bir şey söylemediği 'dağlık karabağ'da neler oluyor' merakıyla nagehan alçı yollara düştü. bir haftadır 'işgal altındaki dağlık karabağ'daydı. dün kendisi de yazdı, orada bir televizyon kanalına söyledikleri çarpıtılınca küçük bir kriz yaşadık. azerbaycan dışişleri açıklama yaptı, azeri büyükelçiliği bizimle görüştü...
ben de, azeri devlet haber ajansı'na bir açıklama yaptım, dağlık karabağ'ın bizim için ne anlama geldiğini söyledim. azeri gazetelerinde yayımlandı. bizim dışişleri'nden bana 'çok iyi yaptınız' diyerek teşekkür geldi.
yanlış anlama giderildi ama bir resmi yetkilinin değil, bir gazetecinin söylediklerinin bile ne kadar tepki toplayabileceğini bir kez daha gördük. üstelik o sözler, gazetecinin kendi ülkesinde, kendi gazetesinde yayımlanmamış olsa da... hem de doğru olmasa da...
bunu hiç yadırgamıyorum. insanların ve toplumların kutsalları önemlidir. semboller çağındayız. onlara yönelik hiçbir yaralayıcı açıklamada bulunamazsınız. karikatür krizini hatırlayın. küresel köye dönüşen dünyada, çok uzak bölgelerde söylediğiniz, bazen söylemediğiniz bile bumerang etkisi yapabilir. ama iyi kriz yönetimi uygularsanız, üstesinden gelirsiniz."

http://www.aksam.com.tr/2009/11/20/yazar/15210/ismail_kucukkaya/diplomasinin_tehlikeli_sularinda.html
kara su kara su
23.11.2010 tarihli yazısında fatih altaylı'ya ayarın kralını veren köşe yazarı


fatih altaylı'ya sorular

geçen yazımda fatih altaylı'ya birtakım sorular sormuştum, biliyorsunuz. o yazıda altaylı'nın 'vicdanlı ve adaletli' bir tavır takınacağına inandığımı da belirtmiştim... yanılmışım! altaylı, vicdan ve adaletten bir zerre nasibini almamış bir dille korkunç bir cevap verdi!
- - -
cevapta 'şerefsizler'den girdi, 'yavşaklar'dan çıktı. benim sakin bir tonda sorduğum soruları küfrederek yanıtlamayı tercih etti. son derece vandal ve barbar bir dil kullandı.
üstüne üstlük o yazıyı ben tekil bir şahsiyet olarak yazdığım halde çoğul bir yanıt aldım. 'bir kadını tek başına muhatap almam' dercesine... ne tuhaf bir ülke şu türkiye! en büyük gazetelerden birinin yöneticisi ile en ataerkil köyün ağababasının kadına bakışı aynı! onu insan yerine koymayan, arkasında muhakkak 'erkek' arayan bir bakış... valla ben cevap yerine gelen küfürleri ve muhataplık karmaşasını tek bir şeye bağlayabiliyorum: altaylı'nın suçluluk psikolojisine!
- - -
gelelim, yazıdaki savunmasına... ahmet kaya'nın söylediği sözle ilgili altaylı okurlara ya yalan söylüyor ya da olayları yanlış hatırlıyor. defalarca yazıldı, çizildi. sizler de artık sıkıldınız belki ama belli ki altaylı için doğruları tekrar etmek şart: kaya 'arabamı şerefsizlerin memleketinde bıraktım' diye bir söz asla söylemedi. dediği şuydu: 'üç beş şerefsiz yüzünden arabamı memlekette bıraktım'.
- - -
bu söz hürriyet gazetesi tarafından maksatlı olarak çarpıtıldı ve o utanç verici 'vay şerefsiz' manşeti atıldı. o manşeti atan ertuğrul özkök, haberin çarpıtılarak verildiğini itiraf etti ve özür diledi. altaylı ise kendini aklamak için bu yalan haberi hala doğruymuş gibi okura sunabiliyor! pes doğrusu!
- - -
belli ki o uydurma haber üzerine yazdığı 20 temmuz 1999 tarihli 'ahmet kaya yalancı haysiyetsizin biridir, parayı veren ahmet'i alır' satırlarından bir zerre vicdanı sızlamıyor. 16 şubat 1999'da kaya'nın 'kürtçe şarkı söyleyeceğim' dediği için linç edildiği günden sonra da 'ahmet kaya kültürsüz, ne dediğini bilmez, solcu olamayacak kadar cahil, sıradan, basit bir adamdır. ahmet kaya'ya desen ki,'yahu ahmet pkk ne demek?' aval aval bakar. sorsan 'ideoloji nedir?' diye 'yenir mi?' yanıtını verir' satırlarını yazarak linç korosuna katıldığı için de herhangi bir pişmanlık duymuyor...
- - -
sadece ahmet kaya değil maalesef. yıldıray oğur ve ahmet kekeç'in yazdığı gibi daha çok vukuatı var altaylı'nın! bir kez de ben sayayım mı?
- - -
1998'de haklarını aramak için protesto gösterisi yapan başörtülü kadınlara 'fahişeler' demesi. 18 mart 2002'de eren keskin için 'bu kadını ilk gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim' sözü.
genelkurmay'ın bazı uygulamalarını eleştiren gülay göktürk'e yönelik 'hanımefendi o ordu sizin bacak aranızı da koruyor' cümlesi...
- - -
bütün bunların da hala arkasında duruyor mu? hakları çiğnenen başörtülü kadınlardan, eren keskin'den, gülay göktürk'ten de mi özür dilemeyecek? bu sözlerinden dolayı da mı vicdanı sızlamıyor? her şey bir yana kendi gazetesinde çalışan o kadar kadın gazeteciden de mi utanmıyor? bu kadar kadın düşmanı bir dili hangi hakla kullanabiliyor?
- - -
tavsiyem, bu sorular üzerine yine küfretmeye başlamadan, sakince bir vicdan muhasebesi yapması. hala 'hiç pişman değilim' diyorsa... onu allah affetsin!
atlantisten gelen mühendis atlantisten gelen mühendis
eğer, rasim ozan kütahyalı insanı ile 3 yıldan fazla evli kalabilirse, direkman cennete alınmasını talep ettiğim yazar.

ayrıca, rasim'de ne buldu, nasıl aşık oldu, nasıl evlendi, bunları da bir şekilde, kitaplaştırırsa, okumak isterim. yani insan mevlana olsa, dayanamaz bu rasim'e, ben şahsen saygı duydum nagehan'a. yahu nagehan, bomba gibi hatunsun, nasıl vardın bu adama, hakikaten "gönül bu ..." sözü doğruymuş.
kulmuel kulmuel
ten rengi soyadını çağrıştıran soyadı lokum olsa biraz daha koyu tenli olası yazar hala o amcayla nerde kaldıklarını aklımda tutamuyorum ama hararetli konularda bilgi devinimi dışında tartışmaya yakınlar gene de sempatim olandır.
1 /