narsisistik kişilik bozukluğu

1 /
man on the moon
kanımca bir paranoyak şizofrenin tırnağı bile olamayacak olan,bununla birlikte bir kişilik bozukluğu değil tam tersi bir karakter,kişilik durumudur.özüne inersek bu kişilerin aklımızın ucundan bile geçmeyen olağanüstü bir beyinle karşılaşabiliriz.ayrıntılı bilgi için (bkz: )

ayrıca bunları sözlüklerde aramaya gerek yoktur.çıkın istiklale bakın, yanınızdan sentinel gibi vın vın geçenleri göreceksiniz.tabi sadece zekiler görebilir bunları bu da ayrı bir konu.(bkz: kral çıplak)
griffin
kendilerini herşeyden değerli ve üstün görürler.her zaman üstünlüklerini göstermek ve diğerlerine kabul ettirmek için uğraşırlar.onlar en üst sınıftır ve her şeyin en iyisine layıktırlar.

aşağıdaki tarz düşünme biçimi baskındır.

"herkesten daha güzel ve farklıyım"
"bana hizmet edecekseniz tabii ki,ben bunu hak ediyorum"
"üstün olduğum için bana itaat etmelisiniz"
"benimle aynı seviyede olmanıza imkan yok"
lousalome68
lacanian tabirle kendi ayna imajına aşık olan kişilerdir.

ayna imajı bizi mükemmel ve tek parça olarak gösteren aslında hiç zedelenmemişliğimize atıfta bulunan kendi rol imajımızdır. (bkz: ego)

bu egonun yapay olarak büyük görüldüğü, tutulduğu durumlarda sarsılmaz ve eleştiriye kapalı olan bir ayna imajı oluşur. kişi tüm hareketleri, davranış ve söylemlerinde bu imaja sadık kalarak yaşamaya çalışır.

bu imajın tehlike düştüğü durumlarda -ayrılık, terkedilme, bunalım- veya ani travma pozisyonlarında narsistler normal bir bireyin çok üstünde acı çekip dengesiz hareketlerde bulunabilirler.

özlerinde sevilesi sevilmeye ihtiyacı olan insanlardır.

inanılmaz çekiciliğe sahiptirler bu durumun kaynağını zizek şöyle açıklar, tam olarak duygularını bilemediğiniz ve yansımasını göremediğiniz kişilerde aşk hep kendi hayalinizde yaşattığınız kadar güzel kalır. aşık olduğunuz kişiden çok kendi arzunuzdur. (bkz: objet petit a)

bir benzeri için (bkz: borderline kişilik bozukluğu)

ve ayrıca, (bkz: house md)
balefulwhisper
ergenlik ve ergenlik sonrasında başlar, değişik durumlarda ortaya çıkar. üstünlük duygusu beğenilme gereksinimi ve empati (başkalarının isteklerini, duygularını, ne hissettiğini anlayabilme, kendini onun yerine koyabilme yetisi) yapamama ile oluşan bir bozukluktur.

bu insanlar kendilerinin çok önemli olduğunu hissederler. kendilerini olduklarından daha yetenekli ve önemli görüp, başarılarıyla öğünürler. gösterişe düşkündürler. başkaları için çok önemsendiklerini düşündükleri için bekledikleri övgü gelmeyince şaşkına dönerler. kendi başarılarında diğer insanların katkılarını görmezden gelirler. sıklıkla sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi hayalleri kurarlar. kendilerini meşhur ya da ayrıcalıklı insanlarla karşılaştırılar.

narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler üstün, özel, eşi bulunmaz kişiler olduklarına inanıp başkalarının da öyle görmesini beklerler. kendilerinin ancak özel ve yüksek konumdaki kişilerce anlaşılacakları ve seçkin kişilerle ilişki başlatacaklarını düşünürler. ilişkide oldukları kişileri "eşi bulunmaz", "mükemmel" ya da "üstün yetenekli" olarak tanımlarlar. sıradan vasat buldukları insanların, kendi üstün ihtiyaçlarını, özel değerlerini anlayamayacaklarından emindirler. ilişkiye girdikleri kişilere yükledikleri, yüceleştirdikleri değerler yoluyla kendi benlik saygılarını güçlendirirler (yani ayna tutarlar).

hep "en yukarıdaki" kişilerle (genel müdür, profesör, paşa v.b. )ve en iyi kurumlarla ilişki kurmakta ısrarcıdırlar. birisi kendileri hayal kırıklığına uğratırlarsa değerlendirmesini değersiz bulurlar. bağlı bozukluğu olan kişiler çok beğenilmek isterler. benlik saygıları çok kırılgandır. sürekli başkalarının kendilerini ne kadar iyi değerlendirdiğinin üzerinde dururlar. bu durum da beğenilme ve ilgi görme içindir.

bir yere gidince büyük bir çoşkuyla karşılanmayı bekleyip, sahip olduklarına herkesin imrenmediğini görürlerse çok şaşırırlar. özel davranılmayı bekledikleri için bunu göremezlerse şaşırırlar ya da öfke duyarlar. "çok önemli işleri" için sıraya girmeyi düşünemezler. diğer insanlar onlara saygı gösterip sırasını vermeli diye düşünüp, bu olmazsa sinirlenirler. başkalarının isteklerine ve ihtiyaçlarına hiçbir duyarlılık göstermedikleri için bilerek ya da bilmeyerek başkalarını kendi çıkarları için kullanırlar ve sömürürler.

birşey istediklerinde, bunun karşı taraf için ne anlama geldiğini düşünmeden karşılanmasını beklerler. örneğin başkalarının, kendilerini, onların işlerine adayıp aşırı çalışmalarını beklerler. karşıdaki bu durumda ne hissediyor, bunu düşünmezler. karşılarındaki kişiden yararlanıyorlarsa , amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştırıyorsa ya da benlik saygılarını güçlendiriyorsa, duygusal ilişkiye girerler. çok özel davranış görmeyi, buna hakları olduğunu, ayrıcalıklı kişiler olduklarını düşündükleri için çoğu kez zorlamalarda bulunup, özel kaynakların yaratılmasını beklerler.

empati kelimesini hiç duymamış gibidirler. başka kişiler bütün olarak onların iyilikleri ile ilgili olarak vardır, diye düşünür ve hareket ederler. kendi kaygıları ile ilgili gereksiz ayrıntıları tartışırlar. karşılarındakinin önemli bir kaygısını dahi paylaşıyor olsa hor gören bir biçimde sabırsız ve hoşgörüsüz olurlar. cümlelerinin başkalarını incittiğinin farkına varmazlar. örneğin; çok hasta bir kanser hastasının önünde ne kadar hoş bir tenis maçı yapıp, hayatın, yaşamanın güzelliğinden konuşabilirler. başkaları isteklerini ve gereksinimlerini söylediğinde eleştirir bir tutumla; bunların zayıflığın, başarısızlığın, küçük beyinli düşünmenin birer belirtisi olarak algılarlar.
narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilerle ilişkiye girenler, bu kişilerdeki duygusal soğukluğu ve karşı ilgi yoksunluğunun olduğunu görürler.bu kişiler çoğu kez başkalarını kıskanırlar ya da başkalarının kendilerini kıskandığını düşünürler. diğer insanların başarılarında ve sahip oldukları şeylerde gözleri kalır. bunları onlara çok görürler ve onların elde ettikleri bu başarılara , beğeniye yada ayrıcalıklara kendilerinin layık olduğunu düşünürler. özellikle başkalarının kendi başarılarındaki katkılarını kaba bir şekilde değersizleştirmeye çalışırlar. bu kişilerin küstah ve kendini beğenmiş davranışları vardır. çoğu kez züppeliğe varan, tepeden bakan ya da patronluk taslayan tutumlar sergilerler.

kaynak; (bkz:http://www.hastarehberi.com/psikiyatri/psikiyatri2/kisilikbozukluklari.htm#8
bambirella
psikiyatriye göre tedavisi oldukça zor olan bir kişilik bozukluğu türüdür. psikiyatristin hastayı belirli bir dengede tutması gerekmektedir. ancak hasta çok zeki olduğundan terapisti alt edebilirmiş.

narsist kişilerle yaşamak, narsist kişiliklerle karşı karşıya kalmak ise karşı tarafta kalıcı hasarlar yaratabilir.
genellikle travmatik bir çocukluk, empati yoksunluğu, karşı tarafı anlayamama, kendi hatalarını görememe ve kendini çok önemli sayma belirtilerinden bir kaçıdır. istediğini alana kadar her türlü kalıba girer.

daha detaylı bilgi için:http://www.haberpan.com/narsist-kisilerle-yasamak-zordur-narsist-kisilerin-baskalarinin-ihtiyaclarini-arzularini-yeteneklerini-isteklerini-gorme-haberi/
drsculptr
bu kişiler gerçek kendiliği, daha doğrusu gerçeklik algısını hem yatay hem dikey olarak ayırdıkları için kendilerine mantıkla bir şey anlatmak çok zordur. borderline kişilik bozukluğunun terapisinin narsisitlere göre çok daha başarılı olmasının sebeplerinden biri de budur.
damdan atlayan serçe
modern çağın hastalıklarındandır.

kişilik bozukluğu haline gelmiş narsistlik tehlikelidir ama herkes biraz narsisttir. yoksa neden facebook'a boy boy fotosunu koysun, tweeter'da takip edilip sözlükte popüler olmak istesin?

mustafa ulusoy'un aynalar koridorunda aşk kitabında insanın temel acıları üçlemesinden aşk anlatılır. ama narsist benlikten ve panzehirinden de bahseder. narsistlik herkeste olduğuna göre bu kitabı okumakta fayda vardır.
josephine k
"trafikteki agresifliğimiz, sıradan narsizmden kaynaklanıyor. kimse öfkesini kontrol etme ihtiyacı duymuyor. bindiğim taksinin şoförü, köprü girişindeki kuyruğa, yandan girdi. diğer araçların sürücüleri kornaya bastı. şoför, camı açıp “senin anana bilmem ne yapmayı bilirdim ama haklısın” dedi. kendisine ufacık bir tepki gösterilmesi bile narsizmini zedeliyor. insan neden bu kadar öfkelenir? narsizmi ciddi biçimde yaralandığı için. halk arasında ‘ego yaralanması’ olarak bilinir ama bu, narsistik yaralanmadır. narsizmin temelinde yatan şey, kişinin kendini çok yetersiz ve değersiz hissetmesi. bununla başa çıkabilmek için kendini yüceltir, kendini çok yüksekte görür. her şeye hakkı vardır. avm’lerde de böyle bir narsist kadın tipiyle sıkça karşılaşıyorum. hoş, güzel, bakımlı. elinde cep telefonu var, konuşuyor ve sanki ben avm kapısını açmakla görevliymişim gibi durup açmamı bekliyor ve geçiyor. teşekkür de etmiyor. çünkü hakkı! bunun erkek muadilleri de var."

kadın da maymunla aldatmıyor ki hasanoğlu, genç psikiyatr olarak 1997'de isviçre'ye gitti, göçmenlik ve göçmenlerle ilgili çalışmalar yaptı. 12 eylül sonrası işkence gören, hapis ... hurriyet
kyros
daha önce ilişkiler yaşamışsanız, terk etmeyi de terk edilmeyi de tecrübe etmişseniz, genelde insanların sizden beklentilerini çözebiliyorsanız, ama bu hayatınıza giren kişiyi de kişinin yaptığı 180 derece manevraları da çözümleyemiyorsanız karşınızdaki kişi bu bozukluğa sahip olabilir. belirtileri ilişki içindeyken pek fark edilmiyor, ama şunları söyleyebilirim lütfen bunları gördüğünüzde kişilik özelliği değil kişilik bozukluğu olduğunu düşünün ve ayılın.
-önceki bütün ilişkilerini gereksiz yere laf arasında anlatıyor, ve bu kişilerden bahsederken psikopatın tekiydi, bela oldu sonra, bi türlü bırakmadı peşimi diye hep onlarda suç buluyor. (şunu çok sevmiştim, ama şu hatayı yaptım ayrıldık falan dediği hiç insan yok)
-gittiği her restoranda tanınmak istiyor. genelde tanıdığı yerlere gitmek istiyor, garsonlar onunla fazla fazla ilgilenmezse gerilip bir daha oraya gitmiyor, garsonlar pohpohlarsa lüzumsuz bahşişler bırakıyor.
-pek elle tutulur başarıları olmasa da sıradan şeyleri, hatta hiç de marifet olmayan aşırı hız yapabilmek, şu kadar içki içebilmek, illegal işler yapabilmek gibi şeyleri gururla anlatıyor. hemen ardından sizden inanılmaz şaşırmanızı ve takdir edilmeyi bekliyor. takdir edilmezse bu kadar büyük üstünlükleri anlayamadıgınızı falan düşünüyor.
-takdir etmeyi sevmiyor. ama sizinle dışarı çıkacaksa sizin fiziksel görünüm, giyim ve davranış olarak özel ve beğenilir olmanıza ihtiyaç duyuyor.
-başarılarınızı pek dinlemiyor, derdinizi falansa hiç dinlemiyor, dinler gibi yapıyor olabilir ama bu kişilerde empati yeteneği gerçekten yok siz üzgünken falan napacağını bilmiyor sizi anlayamıyor ve genelde tam o sırada kalkıp gidiyor.
-beğenilmeye o kadar ihtiyaç duyuyor ki, insanları onu takdir etmelerine göre sınıflandırıyor, kendine saygı duymayanlara öfke ve intikam hevesiyle doluyor.
-ailesinin hangi üyesini en çok sevdiğini sorduğunuzda pek yanıt alamazsınız, en sevdiği arkadaşlarını ve ailesini sevgiyle anlatmaz, ama kendisinin onlar için yaptıgı kahramanlıkları epik bir şekilde anlatır. ben onun için kalktım şuraya gittim, şimdi istesin banka hesabına 10000 tl yatırırım gibi laflarla kendini çevresindeki insanların üstünden över.
-sevebilme kapasitesine gerçekten sahip değildir. yani kendini gerçekten seviyor mu bilmem ama, çevresindeki şeyleri sevmiyor önemsemiyor, sevgi onun için yabancı bir duygu, o yüzden onu sevenleri de anlayamıyor. mesela çocukları ya da hayvanları da böyle içtenlikle sevemiyor
-mutlu ya da mutsuz gözükmüyor. genelde yüzü ifadesiz. kendi yaptığı bazı espri ve çıkarımlara garip bir şekilde gülüyor. sinirlenmiyor daha doğrusu pasif agresif, kızdığı anda sesini falan yükseltip size kızdığını söylemiyor, onun yerine kendi yalnız kalınca durumu iyice abartıp kendini mağdur sizi düşman olarak görüp uzun vadede intikamını alıyor.
-ilişkiyi isteyen genelde o olabilir. hatta çok ısrarcıdır. çok romantik davranır, kendinizi oldukça özel hissetmenizi sağlar, ama bunu yapan onun sahte maskesidir, bu maskenin üstünde yıllarca çalışmıştır, kişiye göre modifiye eder ama ne kadar çalışması gerekse de karşısındakini mutlaka etkiler.
-etkilediği insan bir de onu severse, artık tamamen bitmiştir narsisistin gözünde. belli bir sebep belirtmeden, ama saçmasapan şeyler için sizi suçlayarak çeker gider beklemediğiniz normal bir anda, bir daha da asla size saygı duymaz. sevgi? onu zaten hiç yapmamıştı.
-ne olursa olsun egosunu kırarsanız bedelini ödetmek için elinden geleni yapacaktır. aslında yaptığı işlerin çok boş olduğunu söylerseniz, saygı duyulası en ufak bir yanı olmadıgını söylerseniz, emin olun o bunu biriktirecek ve bunun bedelini çok agır ödetecektir. çünkü hayal dünyasında gerçekten kendinin yaptıgı şeylerin akılalmaz başarılar olduguna kendinin üstün ve eşsiz olduguna inanıyor. öyle değilse bile diger herkesin buna ikna olmasını bekliyor. inkar ederseniz artık düşmanısınız.
-hayattan beklentileri, hayalleri çok garip ve hep statüyle parayla, liderlikle ilgili. yanında kimse yok hayallerinde bu arada. o hayalleri planlarken gözlerinde çok garip bir ışık oluyor hiç normal gözükmüyor.
-bu kişiler öyle cahil, tipsiz, kıro kişiler değil. oldukça zeki, insanların söylediği her lafı tırnak içinde aklında tutan analiz eden, ama öyle mühendislik tıp gibi üniversite eğitim olaylarını aştıgını düşünen, asla emir altında, ya da bir ekiple çalışamayacak kadar kibirli kişiler. bilmediği her şeyi hırs yaparak öğrenirler ve her konu hakkında görüş sahibi olup o sahte maskelerini beslemek,geliştirmek isterler.

seviyorum deyip, seviyor gibi davranabilir, ama bir daha gözden geçirin önceki sevenlerinizle onun arasında bir fark yok muydu? sevildiğinizi tüm ruhunuzla hissediyor muydunuz, yoksa bir yanınız o narsisiste karşı tamamen yabancı mıydı?
çekip gittiğinde, her ayrılıktaki gibi üzülüyorsunuz tabi ama asıl gariplik sizi hiç tanımıyor gibi hissetmesi, ertesi gün umrunda değilsiniz onun emin olun siz hiç olmamışsınız gibi davranıyor, size sevgi/nefret hiç bir şey hissetmiyor, çektiğiniz fiziksel/duygusal hiçbir travmaya empati yapamayacagı için sizi anlamıyor ve umursamıyor. işte bu aşamada daha önce de ayrılıklar bitişler gören yetişkin bir insan olan sizin nasıl bu duruma geldiğinizi bu kötü şaka gibi şeyin sebebini merak ediyorsunuz ve narsist kişilik bozuklugu bunu tam olarak açıklıyor.
1 /