narsisistik kişilik bozukluğu

2 /
elano baros keita üçlüsü elano baros keita üçlüsü
seri katillerin büyük bölümünde de rastlanmış bozukluktur. ne yazık ki günümüzde bu bozukluğa ve bozukluk biçimine sıkça denk gelmek rahatsız edicidir. zaten bu insanlar kendilerini asla hatalı bulmaz, bu yüzden de yardım almazlar. olan da çevrelerine olur.
salatayakarışanlimonçekirdeği salatayakarışanlimonçekirdeği
narsist kişiler için gerçek olan tek şey kendileridir. dünyanın merkezine kendilerini oturtmuşlardır.zeytinyağı gibi su üstüne çıkmak ya da hem suçlu hem güçlü tabirleri tam da narsistler için söylenmiştir.kendilerini her durumda haklı göstermeyi bilirler.başkalarının isteklerine kulak tıkarlar. çünkü tek önemsedikleri şey kendi düşünceleri ve istekleridir. sizden sürekli ve sürekli ilgi beklerler.bekledikleri ilgiyi göremedikleri takdirde dünya yıkılmış altında kalmış gibi hüsrana uğrar devrilirler.narsist insanlar egolarıyla beslenir.ve onlara 'mantıklı olan bu değil mi?' ' mantıklı düşün ' tarzında sorularla gitmeyin . aldırmayacaktır. kendi mantığından başka mantık tanımaz.kendi mantık mekanizması da sağlıklı çalışmaz. narsist bir sevgiliniz varsa, sizin iyiliğinizi düşünmesini beklemeyin . çıkarı yoksa, bu hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.
beyazmelek beyazmelek
narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir. sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir.

narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları kontrol etmeyi isterler. başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar. kendileri hakkında mükemmelliyetçidirler. dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler. bu kişiler herkesin ve herşeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar.

narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfederler. birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler.
deepnote deepnote
okuduğum kadarıyla narsist olabilirim 15 senedir narsistliğimin kötü yanlarında mücadele ediyorum ve vardığım noktada biraz olsun iç huzuru bulmayı başardım şunu söylemeliyim ki eğer kontrol edilebilirse narsistlik asla hastalık değil aksine gelişmiş bir kişilik yapısı olabilir (ancak bu aşırı zor) ayrıca etrafımdaki sevdikleriminde narsist olduklarını farkettim
coronax coronax
narsistik kişilik bozukluğu kişinin kendisiyle ilgili önemlilik, yeteneklilik duygularına fazlaca sahip olması, zihninin sürekli başarı kazanma ve önde olma ile meşgul olması, başkalarından üstünlük, sürekli ilgi ve hayranlık görme ihtiyacı, eleştiri ve değerlendirmeye aşırı tahammülsüzlük, empati yoksunluğu özellikleriyle tanımlanan bir kişilik bozukluğudur. çevrelerinde bir hayran kitlesi oluşturmayı hedefler. övgüyle beslendikleri için sadece onları övenleri, övdükleri sürece etraflarında tutarlar. amaçları için başkalarını kullanır ve atarlar. narsist aslında kendini dev aynasında gören ve gösteren bir cücedir. içten içe yaşadığı ve üstesinden gelemediği için bastırdığı aşağılık kompleksinin esiridir. sürekli onu yenmeye çalışır. yenmesinin yolunu da kendini ve yaptıklarını yüceltmekte bulmuştur. kendilerini değerli hissetmek için başkalarını değersizleştirip dururlar. başkalarına ihtiyaçları yok gibi görünmeleri bir aldatmacadır. başkaları üzerinden kendi benliklerini inşa ederler. yani o hep küçümsediği “ötekiler” olmadan ne yazık ki narsist var olamaz.
drdolantin drdolantin
yanındaki donanımlı, efendi, zeki, yakışıklı erkeği görmez, gider salağın birinin saçın çok güzel dediğine ağzını ayırır. mal.
freud kızı anna freud kızı anna



şimcik efendim, narsisistik yaşantılar ve narsisistik patoloji birbirinden ayrı durumlardır. yani hepimiz bir dereceye kadar bu duyguları taşırız, hepimiz sevilmek isteriz, hepimiz kendimizi iyi hissettirecek şekilde yaşamaya çalışırız. bu zaten sağlıklı olandır.

fakat bazılarımızda öz saygıyı besleyen narsistik tedarikler o kadar ön plana çıkar ve endişe yaratır ki, bu sefer de kişi aşırı derecede kendiyle meşgul biri olarak karşımıza çıkar. işte bu durumda (öz saygılarını dışarıdan onay alarak sürdürme çabası güderek örgütlenmiş kişilerin) narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olduklarını söyleyebiliriz.

çağdaş psikanalizler bu tür sorunlar yaşayan kişilerin deneyimlerini bir eksiklik modeliyle açıklarlar. yani bu kişilerin içsel hayatlarında bir şeyler orada bulunmamaktadır, eksiktir.
bu yüzden de bu insanlar kimliklerinin ve bütünlük duygularının daha kişisel yönlerinde durmak yerine; güzellik, ün, zenginlik gibi nitelikler üzerinde durmaktadırlar. işte bu durumda da jung'un persona olarak adlandırdığı yön, gerçek kişiden daha canlı ve kişi için daha güvenilir bir yer haline gelmektedir.

dipnot: narsistler eleştirel içselleştirmelerle dolu değildirler.
daha çok öznel açıdan "boş" hissetmektedirler ve "kendi ilkelerine" ihanet ediyor olmaktan ziyade, "çevreye katılamamaktan" endişe etmektedirler.

farklı görünümleriyle tüm narsistik kişilerin ortak yönü ise içsel bir yetersizlik, utanç, zayıflık, aşağı olma duyguları ve korkusudur.

dipnot: adler aşağılık kompleksini derinlemesine incelemiştir. konu hakkında daha fazlasını öğrenmek isteyenler adler'in çalışmalarına göz atabilirler.

ayrıca analistler, narsistlerin öz saygılarını sürdürmelerine destek olma işlevi görmek üzere ihtiyaç duyulan kişilerden "narsistik uzantılar" olarak bahsederler. ve hal böyleyken de, "uzantı" olarak yaşanan kişi "ayrı" bir insan olarak görülmediği durumlarda o kişiyi sömürme amacı taşır. ancak bu durum o kişiyle gurur duyma ve o -uzantı- kişi üzerinden kendiliğin yansıtılması gibi deneyimler şeklinde de yaşanabilir. (bergmann, kernberg)

not: narsisizmde kullanılan temel savunmalar idealizasyon ve değersizleştirmedir. bu iki savunma mekanizması birbirini tamamlayıcı nitelik taşır. yani kendilik idealize edildiğinde öteki kişiler değersizleştirilir ya da kendilik değersizleştirildiğinde öteki kişiler idealize edilir.

bir diğer durum da, narsisistik kişilerin değişmez bir sıralama sürecinin olmasıdır. "en iyi" doktor kimdir? "en iyi" eğitim nerede verilmektedir? "en iyi" araba hangisidir? gibi. dolayısıyla da buradaki prestijle ilgili endişeler, gerçekçi avantaj ve dezavantajları tamamen bir kenara itebilir.

dipnot: "tanrı kompleksi" makalesiyle ernest jones, narsisistik kişileri betimleyen ilk analisttir.

jones teşhircilik, duygusal açıdan uzaklık ve ulaşılmazlık, tümgüçlülük fantezileri, yaratıcılığa aşırı önem verme ve yargılayıcı olmanın öne çıktığı bir insan tipi betimlemiştir.

ayrıca jones, narsisistik kişileri psikotikten normale kadar uzanan bir sınır hattı üzerinde değerlendirmiş ve ruh sağlıklarını tamamen yitirdiklerinde tanrı olduklarını iddia edebileceklerini ve her akıl hastanesinde bunun örneğine rastlanabileceği yorumunu yapmıştır.
drdolantin drdolantin
böyle insanlarla olan ilişkiler yumurta kabuğunda yürümeye benzer. her an kırılmaya müsait bir ilişkidir. çünkü her şeyle suçlanırsınız. suçlu olmasanız bile suçlanırsınız. her şeyden siz sorumlusunuzdur. özeleştiri yapamazlar. savunsanız bile kendinizi bir yere kadar bu ilişki gider. ayrılırsınız yine sizi suçlar. suçlar babam suçlar. siz de kazınırsınız ben böyle değilim bak diye anlatırsınız ama nafile. ben ömür boyu bu şekilde yaşarım diyen varsa buyursun.
armagnac armagnac
"narsist kişiler kendilerini "güçlü" hissedemediklerinde "bir tanrı gibi tüm güçlü" olma fantezisi kurarken; bilinçdışında kendini "hiç" hissettikleri için de "biricik" olmak ister."
... ...

sevgi ve hayranlık bekleme hakkı narsist kişinin iç dünyasında önemli bir yer tutar. sevmek ve sevilmek için başarılı, kusursuz, mükemmel veya hayranlık uyandırıcı olmak gerektiğine inanır. bilinçdışı olarak sevilmemekten ve değer görmemekten yakınan narsist kişiler aslında kimseyi gerçekten sevmezler ve değer veremezler. yani narsist kişinin asıl sorunu aslında sevilmemek değil sevememektir.
sevdiği kişi, yürekten bir sevgiyle bağlanılan biri değil bilinçdışı çatışmalarına karşı ona güven veren, onu dengede tutan ve ona güç veren bir kalkan gibidir. birini çok fazla seviyor görüldüğünde bile samimi değildir ve çok ince bir istismarı içerir. çünkü narsist bir kişi için sevgi, o insana, kendisinin bir uzantısı, kendisine haz vermekle veya hayran olmakla yükümlü biri olarak davranması anlamına gelir. bu durumda narsistlerin sevecen ve saygılı görüntülerine aldanmamak gerekir.

yapaydırlar, çıkarlarını sevmektedirler, koşullu sevmektedirler. yani narsistler gerçekte insanları sevemezler, kendilerinden nefret ettikleri gibi insanlardan da nefret ederler. narsist kişi kendini seven değil kendinden nefret eden kişidir. çünkü kendine yabancılaşmış ve bilinçdışında kendini değersiz, yetersiz, eksik, kusurlu ve küçük gören narsist kişi; gücünü özbenliğinden değil duygusal yatırımda bulunduğu diğer insanların gözündeki hayranlık dolu ışıltılardan alır.

tüm savunmaları nefret ettiği özbenliğini bastırmak ve hayranlık elde etme yoluyla ilişkide olduğu diğer insanların nezdinde kendini sevilebilir hale getirmeye yöneliktir. ancak bu durumda, kendilik değerini yükseltebilir ve dolayısıyla kendini iyi hissedebilir. bu nedenle çevrelerindeki insanları sevilme ve hayranlık ihtiyaçları doğrultusunda davranmaya zorlarlar.

narsist kişiler spontane değildir, içinden geldiği gibi davranamazlar. yaralı ve kusurlu benliklerinin açığa çıkacağından kaygılandıkları, incineceklerini düşündükleri ve değersizliklerinin ortaya çıkacağından koktukları için kendiliğinden gelişen, aniden oluşan veya birdenbire meydana gelen durumlardan kaçma eğilimindedirler.
bu nedenle hissiz, ölçülü, mesafeli, kontrollü ve hesapçı davranırlar, spontane olamazlar, içsel dünyalarında çok yoğun bir yalnızlık yaşarlar.

samimi, yakın ilişki kuramamaları, kendilerini içtenlikle birine adayamamaları, kendilerini olduğu haliyle, tüm spontanlıklarıyla ortaya koyamamaları, ortaya koydukları takdirde içsel güçsüzlükleri nedeniyle travmaya maruz kalacakları endişesi sosyal hayatta sıkıntılı ilişkiler geliştirmelerine yol açar.
kendilerini oldukları haliyle serbestçe ifade edememeleri, gerçek duygularını yaşayamamaları nedeniyle insanlarla ilişkilerinde kaynaşmış hissedemezler, ayrı tutulma, dışarıda kalmışlık ve dışlanmışlık hisleri yoğundur.

narsist kişiler kendilerini "güçlü" hissedemediklerinde "bir tanrı gibi tüm güçlü" olma fantezisi kurarken; bilinçdışında kendini "hiç" hissettikleri için de "biricik" olmak ister. bilinçdışı bir tanrı gibi olma fantezileri nedeniyle başarılarını veya yeteneklerini abartırlar, kendilerini çok farklı ve özel bir kişi olarak algılarlar. kendilerini her şeyden çok sever görünürler. başarı ve gücün dayanılmaz ağırlığı altında ezilirler. hatta sorumlu oldukları insanlar veya kurumlar için risk alabilirler.

büyüklenmeciliğin yanı sıra, tıpkı borderline kişiler gibi, güçlü gördüğü kişilerin özelliklerini abartması ancak ilk kusurlarında ya da yaşadığı hayal kırıklıklarında hızla gözden düşürmesi narsist kişinin tipik davranışlarından biridir.
(...)

duygusal ilişkilerinde hâkim taraf olmak isterler. tatmin edici ve gerçek bir yakınlığı içeren duygusal ilişkiye giremez veya sürdüremezler. (...)
çünkü yakın ilişkiler; kendini ifade etme, ortaya koyma ve empati becerisi, gerektiğinde ötekinin gereksinimleri adına kendi gereksinimlerini ikincil plana alabilme özverisi ve esnekliği gerektirdiği için narsist bireyin zorlandığı bir ilişki tarzıdır. i̇lişkileri her zaman gizli bir gündeme sahiptir. yüzeyde aşk ve sevgi veren bir yapı gösterseler bile altta büyüklenmeci benliği ayakta tutacak sevilme ve hayranlık beklentilerini yatmaktadır. ancak yakın duygusal ilişkiler; insanlardan ve kendinden sakladığı yaralı, boş, değersiz hissedilen ve hiç de mükemmel olmayan gerçek benliğin açığa çıkma veya fark edilme riskini de taşıdığı için narsist kişinin kaçındığı ilişkilerdir.

narsist kişilerin çoğu kez bağımlı bir yapı sergilediği düşünülür. sonu gelmez ve asla doyum bulmayan sevilme ve hayranlık talepleri yoğun, mutlak ve ısrarcıdır. çünkü sevilme ve hayranlık bekleme notasında diğer insanlara âdeta bağımlıdırlar. bu şekilde kendilerine dair olumsuz hisleri bilinçdışında tutabilmektedirler. nitekim bu bağımlılık onları kişilerarası ilişkilerde kırılgan ve alıngan hale sokar. ancak öte yandan, derin bilinçdışı düzeyde insanlara yönelik yoğun güvensizlikleri ve kuşkuları nedeniyle herhangi birine gerçekten samimiyetle güvenemez, ilişkilere kendilerini emniyet duygusu içinde teslim edemezler.

bağımlı olmak; muhtaç olmak, nefret etmek, haset duymak, kendini sömürülme, aşağılanma, kötü muamele görme ve tahrik edilmeye açık hale getirmek anlamına geldiği için narsist kişilerin en büyük korkusu, bir başkasına bağımlı olmaktır. ötekine bağımlılığı bir zayıflık olarak değerlendirirler. kendine yeterlilik fantezileri ile bağımlılık gereksinimlerine karşı kendilerini korurlar. davranış düzeyinde yeterlilik fantezileri kendini katı bir gurur, güçlü ve kendine yeterli görünme, gerçekten ihtiyaç duyduğu birşeyi talep edememe, reddedilme kaygıları, muhtaç duruma düşmekten korku duyma, böyle bir durumda kendini aşağılanmış hissetme ve sosyal hayatı aksatacak derecede içedönük kaçınmacı davranışlar biçiminde açığa vurur.

her şeyin en iyisini bilen veya en güzelini düşünen narsist kişi; başkalarının fikirlerinin kendi fikrinden önemli ve üstün olmadığına inanır, bu nedenle de diğer değersiz insanlarla oturup sohbet edilmesine, mevzuların tartışılarak doğruya ulaşılmasına gerek yoktur.
zaferden sonra i̇ngiliz gazeteci atatürk'e sorar:
- "başarınızın sırrı nedir?"
- "i̇yice dinlerim" demiştir. daha sonra yaveri sorar:
- "paşam bu dinlediklerinizin içinde öyleleri var ki şaşırıyorum. nasıl olsa onun fikrine iştirak etmeyeceksiniz."
atatürk yanıt verir:
- "bazen hiç umulmadık bir insandan ben çok şey öğrenmişimdir. hiçbir fikri değersiz görmemek lazımdır. kendi fikrimi uygulasam bile dinlemekten zevk alırım."
bu hikâyeden asla ders çıkaramayacak olan narsist kişiler, her şeyi bildiklerine inandıkları için kimseye ihtiyaç duymazlar. karşıdakilere sadece onaylama veya dinleme görevi verirler, fikir sorar gibi yaptıklarında da, daha önce söylediklerinin onaylanmasını beklemektedirler. fikir danışmak veya yardım istemek onlar için çok zor bir durumdur. çünkü yardım istenecek kişiye "o kim ki?" veya "söyledikleri doğru ancak bu durum için geçerli değil" mantığıyla yaklaşırlar. atatürk; "ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem, o işe neler mani olur diye düşünürüm engelleri ortadan kaldırdın mı iş kendi kendine yürür" derken aslında narsist liderlere örnek olmaya çalışmıştır. çünkü atatürk bir konuyu ne kadar detaylı bilirse bilsin, o konuda uzman ve tecrübesi olan kişilerle beraber olur ve kararlarının daha da doğru ve kesin olmasını sağlardı.

(yazı cem keçe'ye ait.
kaynak: narsistik kişilik bozukluğu (kendini beğenmişlik hastalığı) - psikoterapist cem keçe - uzmanlariz " türkiye'nin psikoterapi, psikoloji ve psikiyatri portalı nergis çiçeğine adını veren narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairlere esin kaynağı olmuş bir öyküdür. narkissos, eski yunan da, olimpos dağların... uzmanlariz " türkiye'nin psikoterapi, psikoloji ve psikiyatri portalı
www.drcemkece.com)

... ...... .....

narsisist, çocukluk döneminde istismar ve travmaya maruz kalmış olması sonucu sürekli teyakkuzdadır.
yetişmesinde etkili olan insanların taleplerine göre hareket etmiş olması nedeniyle gerçek benliğini yadsıyıp, beklentiler doğrultusunda farklı bir benlik geliştirmeye şartlanmıştır. kendi olmayan bir benliği oluşturma durumunda kalmış olduğu için sürekli yeni benlikler oluşturmada hiçbir sakınca görmez.
aynı nedenle, çeşitli kalıplara girebilir, usta bir taklitçi gibi. hiçbir zaman bir bütün olamaz, aynı zamanda da tüm bütünlerin karışımıdır. narsisisti belki de en iyi tanımlayan heidegger in şu ifadesi: varlık ve hiçlik.
narsisistin vaadleri kendisi tarafından kolayca yok farz edebilir. yaptığı planlar kısa sürelidir, kolay vazgeçer. duygusal bağlantıları sığdır.
hayatlarında genellikle tek bir tutunma alanı vardır; eş, aile, meslek, dini inanç ya da bir idol ki onlarla olan bağı da fırtınalarla sürdürülür.
narsisist için her gün yeni bir başlangıçtır, yeni bir yüceltme ve değersizleştirme döngüsü, yeniden oluşturulan bir benlik. kendisine yapılan iyilikler onda iz bırakmaz, çünkü geçmişi ve geleceği yoktur, yalnızca zamansız bir şimdi.

(sam vaknin'in "narsisistik'in eşi" makalesinden alıntıdır)
2 /