nazım hikmet in kürt sorununa bakışı

onurene
malum pkk ortaya çıkmadan önce kürt sorununu gündemine bile almayan bazı aydın geçinen şahıslar bugün başımıza en büyük demokrat kesiliyorlar, gazetelerde, televizyonlarda bize ahkam kesiyorlar.

bu zırtapozların asıl amacının kürt sorununun çözümü olmadığını anlamak gayet mümkün. pkk ortaya çıkmadan da kürt sorunu vardı o zaman neredeydin be adam? şimdi gündem kürt sorunu diye kürtler üzerinden prim yapma çalışmaların niyedir?

neyse bu aydın geçinen popülistleri bir kenara bırakalım ve çok öncelere 47 sene öncesine dönelim. sene 1961. bir mektup geliyor kamuran bedirxan'a. mektup nazım hikmet'ten gelmiş. açıyor ve okuyor. kendi anlatımına göre gözleri doluyor kamuran bedirxan'ın.

mektup şöyle:

“kökleri yüzyılların derinliklerine dalan, tarihiyle, kültürüyle, kürt milletinin önemli bir çoğunluğu anadolu’nun bir parçasında yasar. anadolu’nun öbür parçalarında yaşayan türk milletini kürt milleti kardeşi sayar. her iki millet, bütün imparatorluklar gibi, halkların zindanı olan osmanlı imparatorluğu’ nda, türk ve kürt derebeylerinin, osmanlı imparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır.

osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her iki millet emperyalizme karşı tek bir cephe kurup çarpışmışlardır. anadolu milli kurtuluş hareketi yalnız türkler için değil, kürtler için de tarihlerinin en şerefli sayfalarından biridir.

o dövüş yıllarının sonradan türk idarecilerince yasak edilen en unutulmaz türkülerinden biri, “vurun kürt uşağı namus günüdür” diye başlar. türkiye cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, türk idarecileri ve egemen çevreleri, kürt hareketine tamamıyla vaat ettikleri millet ve insan haklarını tanımadı.

hatta işi kürt milletinin millet olarak varlığını bile inkâra kadar götürdü. bu dönem, türk idarecilerinin ve egemen sınıflarının emperyalizmle uzlaşmaya başlaması dönemidir. bu inkârla, bu uzlaşmamanın ayni dönemde baş göstermesi sadece bir rastlaşma değildir.

bugün türkiye cumhuriyeti’ni orta ve yakın doğu’da emperyalizmin kalelerinden biri haline getiren türk politikacıları kürt milletinin milli varlığını inkârda ısrar ediyor ve türkiye cumhuriyeti sınırları içinde öteki azınlıklarına tanıdığı hakları bile kürt milletine tanımıyor.

türk ve kürt halklarının türkiye cumhuriyeti’nin sınırları içinde dış ve iç politikada aynı emellere hasret çekmeleri bugünkü türk idarecilerini korkutuyor. her iki millet kardeş milli kültürlerini, milli ekonomilerini geliştirmek, toprağa, tarım araçlarına, hürriyete, demokratik haklara kavuşmak istiyor. türk ve kürt halkları türkiye cumhuriyeti’nin tarafsız bir politika gütmesini, emperyalizmin üssü olmaktan kurtulmasını özlüyor.

gerçek türk yurtseverleri kürt kardeşlerinin türkiye cumhuriyeti sınırları içinde milli haklarına kavuşmak için gösterdiği mücadeleyi gönülden nasıl destekliyorsa, gerçek kürt yurtseverleri de türk halkının demokrasi ve milli bağımsızlık için yaptığı kavgayı öylece destekliyor. anadolu’da yasayan türklerle kürtlerin arasına nifak sokmak isteyen gerici, sömürücü, karanlık kuvvetler, emperyalizmle el ele vererek halklarımızı daha kolay ezmek istiyorlar.

kürt ve türk halklarının bahtiyarlığa, insanca yasamaya varmak için derebeylerine, kara kuvvetlerine, şehir ve koy ağalarına, gericilere, ırkçılara, milletlerin varlıklarını ve haklarını inkâr edenlere, emperyalistlerin uşaklarına karşı yürüttükleri yeni milli kurtuluş savaşının zaferi kürt ve türk halklarının el birliğiyle kazanılır.
ancak böyle bir el birliğiyle kardeş iki millet hürriyete, milli ve insan haklarına kavuşabilir.”

nazim hikmet,1961

zamanımızın sözde demokrat, popülist, kürt sorunu üzerinden prim yapmaya çalışıp kürtçülük oynayan çevrelerine inat 1961 senesinde bu mektubu kaleme alıyor ve kurtuluşun türk ve kürt halklarının emperyalizme karşı ortak savaşından geçtiğini belirtiyor nazım hikmet.

ve bu da insanı nazım hikmet'e bir kez daha hayran bırakmaya yetiyor.