neden yazıyorsun

1 /
triangle triangle
yılmaz erdoğan'ın en güzel şiirlerinden. "yazmak lazımdı yazmasak olmazdı çünkü..."

"sevmek bir şey değil de
sevinmek kötü be
kumruların
kumsalların
bulutların aşkına
mecburduk da yazdık
kirli sakallı sabahların namına
öylesine değil
savrulsun diye değil
yalandan değil
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü

hani bazı
içinde bir dal burkulur
yeşil için
sarı için
her morun tonunda büyüyen
sağrılar için
belki kuşlardan habersiz
kanatlar için
yol yokuş
son ilk bahar
uzun eskilerden gelme
bir içim nefes için
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü

erguvan görüldü bir zaman
sonra çıkmaz oldu sokakların alayı
mavi çakmak
fitil falan
kalabalık oldu yokuşlar
o yokuşların baladı oldu
düğün oldu hatta
serim düğün ve çözüm için
boşanmalar oldu
her sevdanın final tezi adliyeye verildi
gerisi ilam oldu
kıyılar kumrular
göçler oldu

buhurdanlar semaverler
ve nargile geyikleri
yavaş
yavaş
çok yavaş
hızda yitirilenlerin aşkına
yavaşın içindeki ölü şövalyeler için
her işin bir raconu vardı
yaşamın ortaçağında
atılan adımlar vardı yavaş ve eski
bir düellodan alınmış
işte bu yüzden yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü

sonra unutmak vardı
hatırlamak içindi bütün muallak resimler
hiç olmamış gibi yapmak
öküz öldüren bir hasrete
can dayanmıyordu ya
zaten bütün bunlar
yeni ve dayanıklı canlar içindi
dursun koyuyordular en son çocuklarının adını
üstü kalsın ikizler mesela
birisinin içinde civciv havalansa
diğeri kanat çırpıyordu istemsiz
oluyordu bunlar
ve yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü

eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza
yepisyeniydiler
hepi topu bir kere kullanılmışlardı
sapa bir cümlenin içinde
hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya
edebiyat avuntusuydu işimiz
uzak suretlerinden biriyle yapılan nef'inin
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı
aslında olurdu tabii
bir sürü yazmadığımız
bir süre yazmadığımız
ama o zamanda
bakkalda hesapüstü kalmışlık oldu
siparişi unutmuşluk bakkal çırağında
hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada
ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu
hadi gidin artık makamından
kırklık bir ampul kaldı geriye
baktık olmuyor yazmadan
baktık mesele oluyor
dimağı eşeleyen cümleler
olmuşlar
olacaklar

yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte
yazdık
ki yazmasak olmazdı
bütün bunlar
bütün bunlar içindi
gizli hüzün artıkları
kalmıştı ayrılık salonundaki
güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti
dans mı ediyorlar fırça mı yiyorlar
belli değil
öyle suçlu bir işti tango
arjantinde solcu gençler işkencedeyken
maradonaydı 82'de
kibrit kutusunun kapağı
vasati kırk çöptü ve
kırkının da tek tek
kendine göre sorunları vardı

çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
yaprakların
kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına
hemen ve şimdi
müdahale gerekiyordu
akarsulara

ve ivedi
bir gülümser kelimeydi
yadırgayan
türkçedeki yerini
ama yinede yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı

sonra hiç aklına gelir miydi
örümceklerin sinirli bir iklime
ağ'yacakları kendilerini
ya da kuşak çatışması balıkların
pul pul gerinir diye düşünürken biz
meğer esnemeye bile takati kalmamış
yorgun bir akdeniz
ucundan çeksen
new york'a kadar götürebilirsin
elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni
işte böyle bir durumdu
ve tedirginliğimiz
siren miren istemiyordu
telaşımızın gürültüsü yerindeydi
ve küt diye akşam oluyordu

biz ki öğle vaktiyiz daha
rakıdan filan habersiz
ve söylemeye gerek yok
uzun
çok uzun içmeler oldu
mürakabe susamış peçetelere notlar düştük
kalktık
zeytinyağı lekesinden arta kalan
şiircik kuşunu besledik
gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde
ama olsun yine de yazdık
yazmasak olmazdı

nehirde (hiç tanımadığımız)
bir tekne için (hiç binmediğimiz)
bir şarkı (hiç duyulmamış)
bestelemeyi istersin de
hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
işte bu yüzden yazdık
yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
tırtıl kılığında
ya da bir ateş böceğinin direnişini
yalancı aydınlıklara...
başka türlü olmuyor,
başka türlerde nasıl oluyor bilmem
ama yazmak lazımdı işte
yazmasak olmazdı çünkü"

*
*
karyatid karyatid
" neden yazılır? dünya acılı olduğu için yazılır. duygular taştığı için yazılır. insanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. ama insan bu, bir kez bu zavallılıktan sıyrılmaya görsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altında alabilir. işte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazılır ya da kendi kendine kanıtlamak için. çünkü insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalımı yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir. ben dünyama egemen olabilmeyi edebiyatla öğrendim. "

tezer özlü
badtrip badtrip
sürekli yazanlar için sarfedilen isyan cümlesi.

halbuki otursa anlatsa derdini paşa paşa, ilgiyle sevgiyle dinletse tüm gerçekliğini, yok! illa yazacak. diyorsunki sonra bana bunu sorma.

başı belli değil sonu belli değil bir yerde yanlışlar var doğruyu anlatmak yerine hala yazıyor.

yazma güzel kardeşim yazma. anlat tepkin neye ise anlat. sorgulamam, haddim değil.

ama yazma.
josephine k josephine k
haklı ve yerinde sorudur. onu hemen "bedelini ödemeye hazır mısın", "ne iş yapıyorsun" ve/veya "karnını nasıl doyuruyorsun," soruları takip etmelidir.

"the writer must earn money in order to be able to live and to write, but he must by no means live and write for the purpose of making money."

(bkz: karl marx)
pırlanta pırlanta
çünkü eşeğin zikinden dolayı diye cevaplandıracağım soru.

küçükken köyde gördüğüm o eşek siki bende büyük travmalara yol açtı ve sonunda psikoz sahibi bir yazar oldum. eşeğin sikinden notlar isimli kitabım pek yakında raflarda yerini alacak.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
charles bukowski'nin cevabı:

yazmak

bazen seninle
olanaksızlık
arasındaki tek
şeydir.
hiçbir kadının aşkı,
hiçbir servet
boy ölçüşemez
onunla.

hiçbir şey
kurtaramaz seni
yazmaktan başka.

duvarların
çökmesini
engeller.
kalabalığın
üzerine
gelmesini.

karanlığı
aydınlatır.

psikiyatristlerin
şahıdır
yazmak,
tanrıların
en
müşfiği.

ölümü
avlar
yazmak.

ve kendine
güler,
acıya
güler.

son umuttur
yazmak,
son
beklenti.

aynen
öyle.
1 /