neşeli ördek tarikatı

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
recai pengül
tanrıya inanmayan ancak bir gücün varlığına inanan bir grup insanın kurduğu tarikattır. bunlar kendilerine neşeli ördekler derler. kökenleri tam bilinmemekle beraber scientology tarikatından atılan bir grup post-modern tiyatro oyuncusunun kurduğu iddia edilir. müritleri çok fazladır, şeyhlerinin kim olduğu bilinmemektedir.

neşeli ördekler içinde yaşadığımız evreni gücü pek çok şeye yeten bir varlığın yarattığına inanırlar. dikkat edin, gücü her şeye yeten bir varlığın değil. dolayısıyla tanrısal bir varlık değildir bu. ancak yoktan var etme gücü vardır örneğin. benzer şekilde pek çok şeyi bilen, oldukça uzun zaman önceden beri var olan ve daha uzun bir süre var olacak bir varlıktır bu. ancak tümüyle yetenekli olduğu söylenemez, yarattığı bu evren oldukça kusurlu ve bizim için acı verici bir ortamdır. bu da onun beceriksizliğini gösterir.

kesinlikle adil değildir. biz öldükten sonra ruhlarımız onun yanına uçar ama onun ne yapacağı hiç belli olmaz. tipimizi severse kendi yarattığı cennete, sevmezse kendi cehennemine gönderebilir bizi. bu cennet ve cehennemde geçecek sürenin sonsuz mu yoksa çok uzun bir zaman mı olacağı ne yazık ki hesaplanabilir bir soru değildir, dolayısıyla bilinemez. hem zaten ertesi günü bizden sıkılıp cenneti cehenneme, cehennemi de cennete çevirmeyeceğinden ya da zavallı ruhumuzu hiçliğe gönderip tamamen yok etmeyeceğinden asla emin olamayız.

bu kendisine bir isim bile verilemeyen (ve bir güç olarak tanımlanan) varlığın nereden geldiği bizim sınırlı aklımızla kavranacak bir konu değildir. belki daha büyük başka bir güç tarafından yaratılmıştır, belki de soluk bir yansıması olduğı gerçek güç tarafından yaratılmıştır. cevap her ne olursa olsun o gerçek gücün var olup olmadığı bilgisine bizim gibi sınırlı/ölümlü varlıklar aradaki gücü aşıp da vakıf olamaz. bu ne adil, ne bilge ne de yetenekli olan güç gerçek sorunun cevabıyla aramızda aşılmaz bir duvar olarak yükselmektedir.

(bkz: gnostisizm)

(bkz: bu giride hiçbir inanca saygısızlık yapılmamıştır)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
iao
izbe evinde çin yemeği yiyen emekli bir komplo teorisyeni olarak tahminimce tarikatın lideri sinsi emellerini sözlük bünyesinde yayılarak gerçekleştirmeyi düşünmektedir.

şimdi burada ad verip kimseyi rencide etmek istemem ancak bir ördek tarikatı herhangi bir sebzeye saygı gösterip domatase göstermiyorsa, domatesler küreselleşen dünyada daha kendi taban fiyatına sahip çıkamıyorsa, durup düşünmeli ve tüm bunların etkisini sorgularken biraz da ördek tarikatına odaklanmak ve iç muhasebe yapmak lazım.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
recai pengül
kendini bilmez bir takım laikçiler tarafından hiç hazzedilmeyen tarikattır. gözlerini kapayıp, saf bir şiddet duygusuyla düşüncelere hakaretle cevap vermeye kalkışmışlar yine. yapacak bir şey yok. bu dünya da böyle anlamsız, uyumsuz bir yer. her şeye anlam yüklemeye kalksak neşeli ördek tarikatının temel öğretisiyle çelişmiş olurduk. yine iç tutarlılığımızı korumak gerek.

bu arada, laikçiler anlamaz tabi ki ama diğer arkadaşlar için not düşelim. neşeli ördek tarikatı gnostisizm'den esinlenmiş bir karikatürdür. platon'dan bu yana çeşitli felsefî okullarda vücut bulan (a) evrenin yaratıcısı olan varlık - (b) ilahî üstün varlık ikiliğinin başka bir yorumudur. platondan farklı olarak gnostikler evrenin yaratıcısı olan ve platon'un demiurgos dediği (yarı) tanrısal varlığı kötü, şeytanî ve üstün varlıkla aramızda dikilen bir duvar olarak görürler. platon'un ona atfetmediği yoktan var etme gücü olduğuna da inanırlar. bir nevi şeytandır bu ama ne yazık ki bizim evrenimizin tanrısı rolüne soyunmuştur. gerçeğin bilgisine de (ilahi üstün varlığa) bu şeytanî gücü aşarak ulaşmak mümkündür derler. ezoterik bir bilgi anlayışları vardır.

bizim neşeli ördek tarikatı ise bu görüşteki idealizmi (saf kötü - saf iyi) çıkartıyor yerine uyumsuz bir evren görüşü koyuyor. artık demiurgos denen varlık şeytanî değil, sadece kafasına göre haraket eden bir varlıktır. adaletsiz değil ama adil de değil, kötü ve şeytanî değil ama iyi de değil. neyse o. bir bakıma zaten içinde yaşadığımız uyumsuz evrenin genişletilmiş versiyonudur bu. uyumsuzluk ölümden sonraki hayatta da devam ediyor sizin anlayacağınız.

zaten bende kabahat, gnostisizmi meyveli bir dondurma çeşidi, albert camus'yü futbolcu (!), demiurgos'u da manisa'nın bir kazası sanan kafası kalın laikçilere laf anlatma hatasına düştüm.

not: bu arada recai pengül. ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi değil. tekrarlayalım: recai pengül, hah gül, evet. ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi değil. ördek sadece benzerlik, altında bir anlam yok.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ali kamber
sık sık ayrılıklar yaşanan tarikattır. arada bu tırt gücün aklını çözmeye çalışan gruplar ortaya atlayıp, "bakın, yemeği sol elle yedik ve şimdi zenginiz. öyleyse güç yemeği sol elle yiyenleri seviyor demektir!" gibi sonuçlara varırlar ve diğerlerini de bu sonuca ikna etmeye çalışırlar. kimisi gücün beyaz tenlileri kayırdığını, kimisi günde üç kere diş fırçalayanları kayırdığını, kimisi ise ikinci cumhuriyetçileri kayırdığına inanır. ancak ortodoks neşeli ördekler, gücün aklı hakkında böyle sonuçlar çıkarmanın saçma olduğunu düşünür ve bu tür grupları kendilerinden ayırırlar.

ortodoks neşeli ördek olmak kolay değil. çünkü insan düzen arıyor. bazen her şey iyiye gidiyor ve hayat güzel, gücü seviyorum diyorsunuz. hop, ertesi gün kafanızda saksı patlıyıveriyor; felç kalıyorsunuz. ya da aksine, şeytanî bir gücün hüküm sürdüğü boktan bir hayat yaşadığınızı düşünürken ertesi gün sayısalda altı tutturuyorsunuz. bu tür durumlarda güç hakkında bildiğiniz şeyler bir anda tersine dönüveriyor. o yüzden yapmanız gereken bir şey bildiğinizi iddia etmemek olmalı. bunu gerçek anlamıyla becerebilirseniz şaşkın ördek statüsüne yükseliyorsunuz.

neyse, çok fazla geyik yaptım. gücü kızdırmayayım. sonuç olarak diyorum ki: kafanızı sikeyim yavşaklar!

ek: (bkz: edit ahlakı/#1568585)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ahmak ı hayal
"nasıl doğa kanunlarının başka türlü olma ihtimali yoksa ve belli bir düzende ilerliyorlarsa insanlar da belli kuralların boyunduruğu altında hareket etmektedirler... özgür iradeleri yoktur, insanlar için doğa yasalarınn üstünde herhangi bir kural geçerli değildir."

"tanrı" için de aynı cümleyi kurabiliriz. tek bir kelimeyi değiştirerek; "insan". "insanlar" yerine "tanrı" kelimesini koyarak spinoza’nın tanrı kavramını da açıklayabiliriz. spinoza’ya göre tanrı ki kendisi tüm evrendeki her zerredir ve aslında tanrı dan başka hiçbir şey yoktur, kendi doğasının kurallarına karşı çıkamayan - bu da tanrı ikinci bir tanrı ya da kaldıramayacağı ağırlıkta bir taş yaratabilir mi sorularına cevap olsun - bir varlıktır .
peki ben bunları neden anlatıyorum: neşeli ördeklerin çıkış noktasını anlatmak için. evet, ördeklerin kökleri çok çok eskilere dayanmaktadır.

tabi daha sonra zaman geçtikçe ördeklerin arasında da çatlak sesler çıkmış ve öğretinin içine cennet cehennem gibi kavramlar dahil edilmiştir. bunun da nedeninin bazı ördeklerin ölümden korktukları için bir "öte dünya" inancına tutunduklarını söyleyebiliriz.

tabi hala, öğretiye ilk olduğu, saf haliyle inanan neşeli ördekler bulunmaktadır dünyanın bilinmeyen bir yerlerinde.
evrenin bir amacı olmadığına ama "olma"nın zorunluluğuna inanan ve hiçliğin hayatın güzelliğini bozamadığını gören neşeli ördekler.

tabi bazı koşullanmış ve asla kendi düşündüğünden başka bir düşünceyi kabul edemeyecek zihin sahipleri çıkıp küfür etmektedirler bu güzel, neşeli insanlara ama neşeli ördekler bunun da tek sebebinin “her şeyin olması gerektiği gibi olduğu” gerçeğinden kaynaklandığını bilmektedirler... çünkü ördeklere göre "havaya fırlatılan taş yarı yolda bilinç kazansa kendi iradesiyle yükseldiğini sanır."

önyargımız kötü kaderimizdir, hepsi bu.

yine spinoza ile bitirmek gerekirse; birbirimizi yargılamayı bırakıp işlerin nasıl yürümekte olduğu anlamaya çalışırsak hepimiz mutlu mesut neşeli ördekler olabiliriz belki bir gün. insan değişmek istiyorsa kendi doğasının işleyişine çevirmeli bakışlarını ve yola öyle devam etmeli çünkü.

özedit: o zamanlar cümle kurmayı bilmediğimi farkettim. sağol sözlük.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
recai pengül
gnostisizm gibi hem tarihte hem de günümüzde pek insanı ve fikir akımını etkilemiş bir inanışın karikatürünü yapmak, buna biraz albert camus'den aparmalarla uyumsuzluk sosu ekleyip mizahî dille sözlükte paylaşmak müslümanların allah inancıyla dalga geçmek değildir. belki gnostikler "bizim inancımızı ne hakla böyle çarpıtırsın." diyebilirler ama bu serzenişlerinde onların da haklı olacağını sanmam.

"bu bizim inancımızla dalga geçiyor, buna seyirci kalamayız." diyenlere kalsak herhâlde ağzımıza tanrı, güç, ulu, kutsal, yaratıcı kelimelerini alamayacağız. çünkü bırakın bu konularda bir eleştiri ya da iddia ortaya koymayı, ne islam inancı ne de allah'a referans vermeden, (vermeyi geçtim) böyle bir imada dahi bulunmadan, bana göre uyumsuzluk felsefesi gibi temelinde ateist olan bir düşünceye yakın ve bir miktar da idealizm içeren bir tarikatın karikatürünü paylaşmak bile inançla dalga geçmek oluyor. ironik oluyoruz, embesil oluyoruz, kafamızda sopa kırılıyor, yavşak oluyoruz, kafamız sikiliyor. ama inançla dalga geçen arlanmaz uslanmaz da biz oluyoruz işin sonunda nasıl oluyorsa. garajımdaki ejderha'yı tanrının yokluğunun ispatı, uçan spagetti canavarı'yla, neşeli ördek tarikatını da müslümanların inancıyla dalga geçmek olarak görenler ya girileri üstün körü okuyup yanlış anlayarak etiket yapıştıranlardır, ya da ikiyüzlüdürler.

ikiyüzlülük diyince aklıma geldi bu arada, kafamız bir ara sikildiydi ama şu an sikilmiyor, buna da memnun olmak gerek herhâlde.

(bkz: edit ahlakı)
(bkz: müstehzi bakınız)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
vandal mimar
neşeli ördek tarikatı, açıkça gördülüğü üzere tıpkı diğer dinler gibi ruhani değil; dünyevi koşulların dayatımı sonucu ortaya çıkmış ve bu temel gerekçe sebebiyle de "herkesin dini kendine" tipi hoşgörünün "göstermelik" tarafını "sarkastik tutum" olarak bellemeye yetecek kadar gerçek dışı görünmekte.

inanç dediğimiz şeyi her nasıl ki asırlardır tamamıyla psikoloji ve sosyoloji destekli deneyimlere bağlayamıyorsak; neşeli ördek tarikatından rahatsız olmak, dataları kişiselleştirip alınganlık yapmak mantık ilminin esas alındığı bir evrende inanca yapılmış saygısızlıklardan birkaçı olarak sayılabilir.

işin yüzeyde kalan kısım bundan ibaret; fakat tüm bunlardan sıyrılıp esas konuya gelirsek mutlak doğru arayışı çerçevesinde "ironi çırpınışı" sanılan bu mücadelenin temelinde yatan şeyin gnostisizm doktrininin sıradan insanlar tarafınca da hayata uyarlanabilirliğinin basit bir kanıtı olduğu görmek, en az "domates dini" yaratmak kadar sıradan bir edim. hal böyle olunca neşeli ördek tarikatı, her türlü gnostik faaliyetin kendi içlerinde geliştirmiş oldukları kabullenemezci çatıya da koşulsuz bir hoşgörü ile yaklaştıklarını halihazırda doğuş amaçları ile özetliyor; fakat alegori her nedense "bilinir" temelde "vak" denilince yalana dönüşmesinden korkulan bir tür "gerçek" olarak bellenmiyor mu, komik olan orası. gülün lan.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın