nesimi

1 /
ıgetbored ıgetbored
hurufilik tarikatına bağlı olan, şiir ve düşünceleri şeriata aykırı bulunduğu için derisi yüzülerek öldürülen divan şairi.
mahi ye siyah e kuçuli mahi ye siyah e kuçuli
asıl adı imamüddin'dir. özellikle bektaşiler ile vahdet-i vücut felsefesini benimseyenler arasında büyük bir sufi olarak kabul edilmiştir. hacı bayram-ı veli'ye intisap etmek istemiş ancak bu isteği hacı bayram-ı veli tarafından kabul edilmemiştir.

nesimi divanı, farsça divanı, mukaddimetü'l-hakayık eserleridir.
i see mal people i see mal people
gazel

şol şemi [mumu] gör ki nârına [ateşine] pervâneyem yine
baş oynamakda gör nice merdâneyem yine

sâkî [içki sunan] lebinden [dudağından] esrümişem [sarhoşum] şol kadehden uş [işte]
mestâne gözlerün gibi mestâneyem yine

"kalü bela"da kûy-i harâbât [meyhane köşesi] idi yirüm
şol ma'niden [bundan dolayı] mücâvir-i meyhâneyem [meyhaneye komşuyum] yine

bezm-i ezelde hem-nefesüm [arkadaşım] gerçi câm [kadeh] idi
şükr iderüm ki hem-dem-i peymâneyem [kadehin dostuyum] yine

i̇y bilmeyen bu cân-ı azîzün hakîkatin
cânı bilene sor ki ne cânâneyem [sevgiliyim] yine

işkunda iy cemâl ile efsâne fi'l-mesel
[ey güzelliği ile efsane olan, senin aşkından]
halkun dilinde gör ki ne efsâneyem yine

endîşenün imâretini [sağlam yapısını] kılmışam harâb [yıkık]
şol genc-i bî-nihâyete [sonsuz defineye] vîrâneyem yine

yâ rab ne sihr [büyü] ider şu perî-şekl ü şîve [peri edalı] kim
zencîr-i ca'd-ı zülfine [saçının buklesine] dîvâneyem yine

i̇y gevherün bahâsını mikdârını bilen
asdâf [sedefler] içinde gör ki ne dür-dâneyem [inci tanesiyim] yine

yüzünde iy sanem [put] göreli zülf ü hâlüni [perçemini ve benini]
dâm-ı belâda [bela tuzağında] dâne [yem] gibi dâneyem yine

keşf eyledi nesîmî dehânun [ağzının] rumûzunı [gizini]
miftah-ı gayba [görünmezlik anahtarına] gör ki ne dendâneyem [dişim] yine
hodbinim işte hodbinim işte
tasavvuf şairi bağdatlı seyyit nesimi dışında kul nesimi adında bir şairimiz de vardır,bu ikisi birbirine karıştırılmamalıdır,ikisi de hurufidir,bilindiği üzere seyyit nesimi hallac-ı mansur gibi 'ene'l-hak dediği için memlük hükümdarı tarafından derisi yüzülerek öldürülmüş ve cesedi ibret olsun (!)diye bir hafta sokakta teşhir edilmiştir.kul nesimi de tıpkı hallac-ı mansur ve seyyit nesimi gibi derisi yüzülerek ölmek istediğini dile getirmiştir onlara olan sevgisinden dolayı.seyyit nesimi anadolu'yu gezerken alevilerle yakın ilişkiler kurmuştur,melameti benimseyenler ve aleviler tarafından çok sevilmiştir.alevilerin yedi ulu ozanındandır,ayrıca azeriler için de çok büyük önemi vardır,bugün bizdeki tdk benzeri bir dil kurumları vardır azerilerin ve adı 'nesimi dilcilik enstitüsü'dür.bu arada iki şair hep birbirine karıştırılmış;ayrı şairler olduklarını cahit öztelli ortaya koymuştur.nesimi'nin en meşhur şiirlerindendir:

ben yitirdim, ben ararim, yar benimdir kime ne
gah giderim öz bagima gul dererim kime ne
gah giderim medreseye ders okurum hak icin
gah giderim medreseye dem cekerim kime ne

kelb rakip haram diyormus şarabin bir katresine
saki doldur, ben icerim, gunah benim kime ne
ben melamet gomlegini deldim, taktim egnime
ar u namus şişesini taşa çaldim, kime ne

ah yezid, seccadeni al yürü mescid yoluna
pir esigi benim kabem kıblegahım kime ne
gah çıkarım gokyüzüne hükmeder kaftan kafa
gah inerim yeryüzüne yar severim kime ne

kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
ben severim sevdigimi, günah benim kime ne
nesimi'ye sordular, yarin ile hoş musun
hoş olayim, hoş olmayim, o yar benim, kime ne
muhayyel zartalos efendi muhayyel zartalos efendi
geçen rabıta ı mevt yapar iken şahsı manevisi ile rast geldiğim şair.

ilk önce gözümün önünde “ah min’el aşk!” yazan osmanlıca tabloya baktım. iyice düşünüp mananın özüne inmeye çalıştım. ne kadar uğraştım, hangi mana kuyularına daldım hatırlamıyorum, kendimden geçmişim. derken uyku ilen uyanıklık arasında o yakaza aleminde divan şiirinin kudemâsı ile karşılaştım. fuzuliden geçtim nef i den geçtim nesimi de karar kıldım. sordum,

sordum;

-yarin ile hoş musun?

nesimi şöyle bir durdu, elini yeşil sarığına götürecek gibi oldu, sonra vazgeçti. derin bir nefes aldı, tam bir şey söyleyecekmiş gibi başladı ama kelimeler dökülmedi ağzından. ben de ortamdaki sessizlikten huzursuzlandım, elimi gözlüğüme götürdüm, kollarımı kavuşturup biraz öyle bekledim. bu durum tam on dakika böyle devam etti. tam ben gidecektim ki ağzından şu kelimeler döküldü.

-nesimi'ye sorsalar ki
yarin ile hoş musun,
hoş olayım ya olmayayım
o yar benim kime ne.

“adam değilmişsin nesimi!” dedim. kendime geldiğimde saat 08.30 du. apar topar işe geldim.
usako usako
abdülbaki gölpınarlı'dan, kendisi hakkında bir hikaye:

"nesîmî'nin yüzülmesine fetva veren müftü, nesîmî yüzülürken sağ elinin şahadet parmağını sallayarak, bunun diyormuş, kanı da pistir. bir uzva damlarsa, o uzvun da kesilmesi gerekir ve tam bu sırada nesîmî'nin bir katre kanı müftünün şahadet parmağına sıçramış. meydanda bulunan hal ehli bir can; mütfü efendi demiş, fetvanıza göre parmağınızın kesilmesi lazım. müftü, nesne gerekmez demiş. biraz suyla temizlenir. bunu duyan nesîmî, kanlar içinde:

zâhidin bir parmağın kessen dönüp hak'dan kaçar
gör bu miskin aşıkı ser-pâ soyarlar ağlamaz

beyitini muhtevi gazelini inşad etmiş.

nesîmî'nin derisi yüzülünce bir de bakmışlar ki eğilip derisini almış ve bir post gibi sırtına vurup yürümüş. kimse peşine düşmeye cesaret edememiş. haleb'in 12 kapısında bulunan kapıcılar ve halk görmüşler ki nesîmî, derisi sırtında, kapıdan çıkmış ve sırrolmuş. kapıcılar ve halk bir araya gelince herkes, falan kapıdan çıktı diye iddiaya girişmiş ve anlaşılmış ki, oniki kapıdan da çıkmıştır. şimdiki tekke ve türbe, onun gömüldüğü yere değil, yüzüldüğü yere yapılmış."
taco46 taco46
seyyit nesimi
14. yy. şairidir. aslında nesimi’yi şiirlerinden hareketle divan şairi saymak daha doğru olacaktır.
bağdat’ın nesim kasabasından doğduğu için bu mahlası kullandığı sanılmaktadır.
şiirlerinde azeri türkçesi özellikleri görülür.
fazlullah hurufi’nin kurduğu tarikata bağlanmış tarikatın görüşlerinin yaymış ve bu uğurda derisi yüzülerek öldürülmüştür.

hurufilik: kâinatın oluşunu ruha değil maddeye dayandıran her varlığı 32 harfle açıklamaya çalışan harflere esrarengiz manalar yakıştıran görüştür.

şiirlerinde dini tasavvufa karşı korkusuz ve biraz patavatsızca söylediği şiirler yanlış anlaşılarak öldürülmesine yol açmıştır.
tasavvuf inancını büyük coşkunluk ve içtenlikle söylemiştir. çağının türkçesini en güzel bir şiir dili haline getirmiştir.
nesimi halk, tekke ve divan şairlerimiz üzerinde anımsanmayacak etkileri vardır. halka en çok yaklaşan divan şairi diyebiliriz.
nesimi bilhassa bektaşiler ve vahdeti vücut felsefesini benimseyenlerce büyük bir sufi olarak kabul edilir.
şiirlerinde ekseriyetle kendi görüşlerini telkin etmekle birlikte din dışı ve aşıkane gazellerde yazmıştır. tuyuğları ve farsça gazelleri de mevcuttur.
hakkında uydurulmuş bir çok menkıbe vardır.
cd temizleme bezi cd temizleme bezi
gercek hadis imiş bu iki hubun vefası yok
kim sevdi hubu vü dedi hubun cefası yok

aşkın belası yok deyü ben aska dusme kim
kim aşık oldu vü dedi aşkın belası yok
.
.


("güzelin vefası yok" sözü doğru sözmüş
güzeli kim sevdi de "cefası yok" dedi

"aşkın belası yok" diyerek aşka düşme
kim aşık oldu da "aşkın belası yok" dedi)
lenineli lenineli
"bizim"dir. imadeddin nesimî. 700 yıl önce yaşadı. şiirlerinde (seyyid) nesimî mahlasını kullandı. nesimî diye tanırız biz onu. ol ki"ene'l-hak" diyen hallac-ı mansur'un izinden yürüyendir. insanın yüzünü allah'ı için ayna eden fazlullah'tan öğrenendir. öyle ki (allah'a) vuslat özlemiyle yanıp tutuşan mutasavvıflardan biri değil yalnızca ama farklı olarak onu insana "insanca" yakın kılmaya gayret edendir. vahded-i vücûd, "ene'l-hak"ın sedası, allah'ın insanda tecelli etmesi fikri osmanlı şeriat ulemasının da çarkına çomak sokar. derisini yüzdüren osmanlı müftüsü, parmağıyla, kanayan nesimî'yi işaret eder: "bunun kanı da pistir," der; "o pis kan ki hangi uzva damlasa onu kesmek icap eder." o sırada nesimî'nin bir parça kanı müftünün şehadet parmağına sıçrar; cellatlarından ürken müftü, "suyla temizlenir." diye geçiştirir. vuslata ermekle meşgul nesimî şu dizeleri demler:

"zahidin bir parmağın kessen döner hakk'tan kaçar
gör bu miskin âşıkı ser-pa soyarlar ağrımaz"

şiirleri, değil dönemi için bugün de edebiyata ve felsefeye ışık tutuyor. ilim irfan yuvası üniversitelerimizin türkoloji bölümlerinde, nâzım'dan ne kadar bahsediliyorsa, "yeryüzünün halifesi hünkâra minnet eylemeyen" bu büyük âşık nesimî'den de o kadar bahsedilir! öyle ki modern "ulema", hâkim sınıf, nesimîgillerden hâlâ korkuyor.

minnet eylemem

hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem
arabî farisî bilmem, dile minnet eylemem
sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem

bir acaip derde düştüm herkes gider kârına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rızkımı veren huda'dır kula minnet eylemem

oy nesimi, can nesimî ol gani mihman iken
yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
yeryüzünün halifesi hünkâra minnet eylemem

şiirin tılsımını yakalayabilmiş başarılı ve etkileyici bir yorum için:


(bkz: seyyid nesimi)
(bkz: kul nesimi)
(bkz: nesimi çimen)
1 /