never be the same again

azureel azureel
melanie c'nin 2000'de çıkan single'ı. pop'tur, rnb'dir, vasattır deseler de güzeldir.
olan olmuş, giden gitmiştir. hataların silinemeyeceğini anlatır. değişik bir felsefe tabi. üzülmemek gerek devam etmek gerek. sözleri şöyle ki;

(mel c)
i call you up whenever things go wrong
you're always there you are my shoulder to cry on
i can't believe it took me quite so long
to take the forbidden step
this is something that i might regret

(mel c)
come on, come on
nothing ventured nothing gained
you are the one
the lonely heart that can't be tamed
come on, come on
i'm hoping that you feel the same
this is something that i can't forget

nakarat:
i thought that we would just be friends
things will never be the same again
it's just the beginning, it's not the end
things will never be the same again
it's not a secret anymore
now you've opened up the door
starting tonight and from now on
we'll never, never be the same again
şiirbaz şiirbaz
geçmişin tozlu raflarından çıkıp gelmiş ve insana "ulan eskiden saf saf müzik dinlerdik, hoşumuza gider loop'a alırdık, şimdi boku çıktı buraların" hissini yaşatmış şarkıdır.

klibinde oynayan siyahî hatunun öldüğünü duyduğumda çok üzüldüğümü hatırladım sonra. mel c'nin böyle bir iki parçası daha vardı sanıyorum. zaten bu spice girls nam muhtereme arkadaşlar, viva forever gibi enfes bir parça yapabilmişler. o yüzden az çok da olsa saygı duymuyor değilim.

popüler kültür işte, bir yerinden yakalıyor...
badangel badangel
12-13 yaşlarımdayken repeat e alır defalarca dinlerdim. üstelik bu şarkıyı ezberlemiş olmamın verdiği bi gururla da her arkadaş ortamında bokunu çıkarırdım.
mel c'yi hala severim gerçi ama çocukluktan kalma bi alışkanlık olduğu içindir kanımca.
yoksa şimdi oturup o şarkıları bu sabırla dinleyemem.
ha bi de aklımda şöyle bi nakarat kalmış;
"all i see is love, sweet love,
on the horizon o yeah
just one look in your deep brown eyes
baby i'm flying..."
rasmus rasmus
'00 yılından bi mel c şarkısı. şarkının içinde bulunduğu debut albüm northern star '99 çıkışlı. albüm daha çok i turn to you ile hatırlanıyor şimdi.

bu şarkıyı da kime sorsam tuhaf bi biçimde sevdiğini söyler -mel c'ye gıcık olsalar bile- klibi falan da hoştu bu şarkının. bana gattaca'yı da hatırlatır hafiften, utanmasam stüdyolarının aynı olduğunu söyleyeceğim -gattaca'nın '97 yapımı olduğunu hesaba katmazsak.

bi de, konseptin '98 çıkışlı ray of light'tan oldukça etkilendiğini söyleyebilirim. izleyin, izletin.

"i thought that we would just be friends.
things will never be the same again."
trapped scorpion trapped scorpion
şarkının klip versiyonuna eşlik eden lisa lopes*in söylediği rap kısmı da şu şekildedir:

night and day.
black beach sand to red clay.
the us to uk, nyc to la.
from sidewalks to highways.
see it'll never be the same again.
what i'm sayin'
my mind frame never changed 'til you came rearranged.

but sometimes it seems completely forbidden.
to discover those feelings that we kept so well hidden.
where there's no competition.
and you render my condition.
though improbable it's not impossible.
for a love that could be unstoppable.

but wait.
a fine line's between fate and destiny.
do you believe in the things that were just meant to be?
when you tell me the stories of your quest for me.
picturesque is the picture you paint effortlessly.

and as our energies mix and begin to multiply.
everyday situations, they start to simplify.
so things will never be the same between you and i.
we intertwined our life forces and now we're unified.


vercignatorix vercignatorix
nereden aklıma geldiyse, bu kadar yıl üstüne açıp dinledim kendisini. eve ilk kez çanak anten bağlandığı zamanlar, joy tv mi, star 2 mi ne vardı o zamanlar, orada yayınlarlardı sürekli. ben de o renkli dünyaya bakar, 'benim de bir gün böyle bir evim olacak ulan' diye hayaller kurardım.

güzel, hafif, çerezlik bir şarkıdır. sözleri gayet anlamlıdır, ayrı.
al bashino al bashino
onlarca sene sonra bir hikayede denk geldim ve açtım dinledim. aldı götürdü beni 99-2000 senelerine. üniversite bir ankaradayım. ölü ozanlar derneğinde hikayenin geçtiği o efsanevi ve bir o kadar da disiplinli olan okul gibi bir okulda, soğuk duvarların arasında dinliyor ve mel c ile birlikte yeşilleniyordum adeta.

bu durumu bir insan ancak ve ancak şu şekilde ifade eder; hani 20 senedir duymadığın bir şarkıyı yeniden duyduğunda hissedilen duygu gibi.. ama tek fark şu ki bu bir benzetme değil gerçek.
özlemişim. ve evet iflah olmaz bir nostaljiğim ben..

(bkz: youtu.be )