next

1 /
zoe zoe
ing. sonraki, sonra, sıradaki...

aynı zamanda ingiliz mağazalar zinciri. bayan, erkek, çocuk, ev eşyaları, aksesuar, ayakkabı kısaca aradığınız birçok şeyi bulabileceğiniz mağaza ama bayan giyim ürünleri daha çok is hayatındakilere ve 30'un üstündekilere hitap ediyor...çocuk giyiminde aşmışlar diyebilirim, muhteşem çocuk kıyafetleri üretiyorlar...fiyatları da uygun...
fizalya fizalya
salak windowsda oyun olsun, program olsun kurulum işlemlerinin tam özeti, çift tıkla, next next next, aha bilgisayar programcısı oldum ben.. bi de sertifika alsam buna kesin mühendisim.
no more no more
eğlencelik. nicholas cage 73. karakter rolünde yine aynı şeyleri yapıyor, jessica biel ile sübyancılık olduğu iddia edilebilecek kozmik bir ilişki yaşıyor, julianne moore harcanıyor, filan. senaryo ise iki dakika sonrasını göremeyen kahinin maceraları ekseninde, mantık hatalarını yazıp boşuna spoiler vermeyelim.

ama eğlenceli!
hansvoralberg hansvoralberg
- çok pis spoiler öyle böyle değil yani aman diyim -

filmin yatak sahnesinden sonrası tamamen nicholas cage'in düşünde geçiyor.

- çok pis spoiler öyle böyle değil yani aman diyim -
sycrone one sycrone one
çıtır çerez bir film. ortalama seviyede, güzel fikirli; ki zaten philip k dick'in the golden man kitabından uyarlamaymış, ama ne yazık ki bunun altını dolduramayan bir film olmuş.

kitabı okumadım, ki muhtemelen birazdan anlatacaklarım kesinlikle kitapta yoktur, biraz boş olmuş. neyse direk spoiler'a geçelim;


--- spoiler ---

başlarda cris'in geleceği görmesi sayesinde milleti atlatışını izlerken insan zevk alıyor tamam kabul ama konu ilerledikçe ortaya daha da gelen nükleer bomba olayı bence çok zorlamaydı. neredeyse "abi çok boşta kaldı bu geleceği görme şey, ne koysak" sorusu üzerine çıkmış gibiydi. hatta öyle dolduramamışlar ki filmin bir yerinde kadın polis "nükleer bomba patlayacak, cris'i bulmalıyız" gibisinden bir şey söylüyordu. lan koskoca nsa'yı madara ettiniz lan. işiniz saykik'e kalmış a.k....

neyse filmin iki güzel olayı vardı;

1- cris'in kızı tavlamak için bir hafta kadar kafe'ye gidip olasılıkları görmesi. sonunda kızı bağlaması.
2- tabii ki sondaki o uyanma sahnesi. a.k. hiç beklememiştim böyle bir geçiş. salonda yarattığı tek tepki "lan! hahaha" oldu. herkes güldü lan. böyle dumur olamazdı o kitle o anda. zaten o sahne de olsa kotaramazdı bu film.


--- spoiler bitti ---



neyse boş 100 dakikanız ve 8-9 ytl'niz varsa gidilebilecek bir film. salonlarda adam gibi bir film de yok zaten.
van den budenmayer van den budenmayer
yine olmamış filmdir... yine "işte budur!!!" diyebileceğim bir film seyredememişimdir...

hayır ben de 2 dakika sonrasını olmasa da 2 saniye sonrasını sıradışı bir hadise gerçekleşmedikçe görebiliyorum... hatta rüyamda diane lane ile benim ekiz yatağın üzerinde direkman sevişiyorduk... lâkin hatunu hangi zaman ve mekanda kaldırıpta ekiz yatağa indirdim onu göremiyorum... bir görüp gerçekleştirebilsem 2 saniyelik süreyi 2 saate çıkarabilirim; geleceği görmeyi olmasa bile ejakülasyon süresini çıkarabilirim... belki... o derece yani...
yazar kafa yazar kafa
vasattan öteye geçemeyecek bir kaç sahne dışında pekde bir numarası olmayan bir film. ama yine de (bkz: nicholas cage) için izlenebilir. ama yine de çok büyük beklentilere girmeyin. 2 dakika sonrasını gören bir adam fikri için bence çok daha iyi bir senaryo yazılabilir, çok daha iyi oyuncular seçilebilirdi.
durugörü durugörü
lee tamahorinin yönetmenliği eşliğinde, 'the golden man" adlı kitabın sinema uyarlaması. başrollerini nicholas cage, jessica biel ve julianne moore paylaştığı filmdir. oyuncu performanslarını değerlendirmek gerekirse ;

julianne moore kendisini görmeye alışkın olduğumuz eli silahlı kadın, varsın federal ajan olsun varsın örgüt üyesi varsın only a copolsun yine kendisini oldukça soğuk bir rolde buluyoruz ki bu rolü artık alışkanlıktan mıdr nedir layıkıyla yapmış.

(bkz: children of men)
(bkz: hannibal )

jessica biel kendisiyle çok içli dışlı ilişkiler içinde olmasam da filmde partneri nicholas cage ile adeta gerçek bir elektriklenme yaşıyor. ikilinin bu duyguyu verebilmesinden midir nedir bu güne kadar daha çirkin adam yok mu
dediğim nicholasın korumacı tavrı ve yeteneği de eklenince daha önce ben hüküm süren tahammül edilemezliği konusunda baya sağlam düşünmemi sağladı. demekki karizma diye birşey varmış, çirkinlerde de oluyormuş.

fimin görselliğine pek diyeceğim yok, film zate gişe başarısı açısından bile pek de iddalı ortaya çıkmadı, bilindik macera filmlerinden pek de farklı değil fakat bu kez kahramanımız doğuştan yetenekli ve yeteneği de öyle pek sıraiçi birşey değil. görselliği eleştirmeyeceğim derken birkaç noktaya değinmek istiyorum acaba nicholasın bir tür imaj danışmanı, efendime söyliiim akıl vereni yok mudur. zira film boyunca nicholas hangi yana zıplasa diğer yana zıplayan besbelli onla gelmek istemeyen saçlarıyla ekranda akıllarda dumuriyet yaratan bir görüntü bırakıyordu. saçları fazla uzun mudur, bakımsız mdır, kendisi kel de peruk mudur nedir bilmiyorum fakat tek bildiğim hiç de gülünmeyecek bazı sahneler de katıldığımdır.diyecek çok söz var fakat kısa kesmekten yanayım, hayır bu kadar şey yaz sonra kısa kesmekten sözet bu da pek olmadı ama idare edilsin.

efendim yine de kendilerini bu pek boş olmayan fakat tarafımdan öldürülmeye niyetlenilmiş zamanı, heyecanlı arada kahkahalı ve iki üç güzel öpüşme sahneli filmle doldurdukları için teşekkürlerimi sunuyorum.
emo the unlucky polar bear emo the unlucky polar bear
philip k dickin the golden man eseri nasıl katledilir çok iyi anlatan filmdir.
zaman/gelecek kavramlı filmler pimi çekilmiş el bombası gibidir, fırtlatılabilirse hedef 12'den vurulur, ancak elde de patlayabilir ki bu filmde aynen öyle olmuş. geleceği görme işi tam olarak nasıl işliyor, hep 2 dakikayken ileriyi görme süresi jessica biel'de niye her zamanı görebiliyor, sadece geleceği görmeyip nasıl çeşitli alternatifleri de görebiliyor, bunlar hep havada kalmış. ayrıca julianne moore da nicolas cage de gece show tv 'de falan yayınlanan b sınıfı aksiyon filmlerindeki aktörler gibi oynamışlar. sadece göze hoş görünmek gibi bir vazifesi olan jessica biel işini iyi yapmış. tüm görsel sahnelerin de yeşil ekranda çekildiği o kadar sırıtıyor ki amatör işi gibi gözüküyor. ayrıca nicolas cage de aşırı hamlamış, yaşlanmış ne koşabiliyor ne adam dövebiliyor, ayrıca hem travesti modeli saç şekli hem de pazardan alınma kıyafetleriyle göze hiç hoş görünmüyordu. sonuç olarak vasat bir film, izlemeye gerek bile olmayabilir
1 /