nick drake

1 /
brazza brazza
hem içine kapanık hem de komik bir insandır. her daim dinleyebilirim. strolling down the highway 1 numaram .aslında dinleyince insan nasıl bu kadar utangaç olabilir diye de düşünüyor ama aradığını bulamadı muhtemelen. erken yaşta intihar. kendimle özdeşleştirmeye başladım tehlikeli yan da bu olabilir ama insan bu kadar içten ve güzel bir ses ve enteresan ritimlerle sadece kendi gibi insan gibi hissediyor. birazdan yağmur yağacakmış, güneş ... hep bu his var içimde.
three hours three hours
gencecik gitmiş müzik ve şiir insanı. yazdıkları zamanının ötesindeydi derler... depresyondaydı intihar etti derler... bense umarım güneşin ardında, sana iyi davranan bir pembe ay bulmuşsundur diyorum...

"to win the earth
just wont seem worth
your night or your day"
brazza brazza
nick drake ye gün geçtikçe bağlanmamak elde değil gibi. dinledikçe daha çok beğeniyorum. hem garip bir yaşama sevinci veriyor bana hem de kendi saçma hislerime destek. bugün eski roll dergilerinde onun adı geçen dergiyi hazine sandığıymış gibi çekip kütüphaneden almak çok kendime getirdi beni. keşke hep böyle sürprizlerle her gün bir yerlerden karşıma çıksa daha çok okusam dinleyebilsem. konserlerde dinleyici kitlesiyle başedemiyormuş bu yüzden de cat stewens le neredeyse aynı zamanlarda çıkan albümü de gölgede kalınca içine kapanmış psikolojik destek almaya başlamış. hakkı olan takdiri ihtiyacı olmadığı zamanlarda ölümünden sonra bulabilmiş. ölenlerden geri gelemesini istediklerimden.
alternatif maliyet alternatif maliyet
26 yıl yaşayabilmiş zaten; 21 yaşında, five leaves left i çıkarmış ki içinde way to blue, cello song, river man gibi harika şarkılar var. bir müzisyen olarak yeteneklerinden hep şüphelenmiş bu gencecik insan; asla da çok kişiye çalamazmış, çalabildiği insanlara da nasıl davranacağını, ne yapacağını bilemezmiş. bu iki mesele de bir araya gelince nick in klinik günleri başlamış: gelsin antidepresanlar, gitsin psikiyatristler... bu kargaşanın arasında da son albümü pink moon u kaydetmiş, iki gece, tam gece yarılarında stüdyoya girmiş, ikişerden dört saatte kaydedip çıkmış albümü.

bu adamı ilk been smoking too long ile dinledim, o zaman nick drake kimdir, kaç yaşındadır bu şarkıyı yazdığında, bilmiyorum. ağız dolusu sigara dumanıyla şarkı söylediğini tahmin ettiğim bu adamı kalkıp leonard cohen jenerasyonuna koymuştum (evet, çok abartmışım). her neyse, bu adamın güzelliği fazla sıkıp boğmadan anlatması derdini. üstte saydığım üç şarkısının yanında day is done, cocaine blues, one of these things first ve pink moon dinlenmelidir.
hairsprayqueen hairsprayqueen
yirmili yaşlarda elli olgunluğunda şarkılar yapmış olan, 4 saatte albüm kaydetmişliği olan, hak ettiği değeri elde edememiş, ettiğini de öldükten sonra görememiş insandır.
joeninmemeucu joeninmemeucu
tam 34 yıl önce bu gün resmi kayıtlara göre yaşamını yitirmiştir...

he bir de ekleme yapayım, jack white abimiz hotel yorba da selam çakmıştır kendisine.
feklavye feklavye
yalnızlık müzisyenidir. yorucu bir günün ardından eve geldiğinizde, kim olduğunuzu hatırlamanıza yardım eder, muhteşem gitarı ve yumuşacık sesiyle. en anlamlı sözler bağırmadan söylenebilenlerdir, bir kez daha hatırlarsınız sayesinde.
joachim murat joachim murat
bütün yaşam sevincimi alan adam gece gece.. bu kadar mı depresif olunur, sanırım bu kadar olunabilir.. dinlemeye başladığınız zaman bir türlü kapatamıyorsunuz da çok acayip..
epitaph epitaph
day is done gibi bir muazzama imza atmış büyük müzisyen. bir insanın his dünyası bu kadar mı zengin olur, hiç abartısız bu kadar mı güzel anlatır büyük büyük duygularını? keşke hala yaşıyor olsaydı dediğim nick drake, iyi ki vardın.
futboldaki tek becerisi taç atmak olan insan futboldaki tek becerisi taç atmak olan insan
bugün ölüm yıldönümü olan yağmurlu günlerin adamı. ne kadar klişe bir tanım da olsa, bu tanıma daha çok uyan bir insan bilmiyorum ben. gerçi hakkında 16 giri varken ölüm yıldönümünün hatırlanmasını beklenmiyordum tabi.

"now i'm darker than the deepest sea, now i'm weaker than the palest blue."

huzur içinde uyu nick drake.
1 /