nietzsche ve tolstoy da iyilik fikri

bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
bir eylem veya davranış hangi özelliklere sahip olmalı ki ona ''iyi'' diyebilelim?
''iyi'' bir irade midir?
iradenin her yansımasına ''iyilik'' diyebilir miyiz?
iyilik davranışsal mı olmalı? özsel mi? yoksa sözsel mi olmalı?
iyilik göreceli midir?
göreceliyse kötülüğün göreceliliği nedir?
bu durumda iyi olanın ahlaklı olduğunu iddia edebilir miyiz?
iyilik aslında kötülük müdür?

işte bu düşünce aşamlarından geçen insanlığın gelip tıkandığı sorun-un kilit sorusu üzerinden tolstoy ve nietzche okumaları yapmış çestov.

tolstoy'da iyilik eşittir toplumsallıktır. toplum yararına olan her şey, (kişi sevinmese de) iyidir görüşü çerçevesinde yaşamış ve romanlarını da bu çerçevede oluşturmuştur. ve buna bağlı olarak romanlarında iyi olan karakterler ile kötü olan karakterlerin kadersel ayrımı göz çarpıyor. tolstoy iyiliği, hem toplumsal anlamda acıdan yükselen bir değer olarak görürken hem de romandaki karakterleri baz alarak, bireysel yönden iyi ve kötüleri romanda yaşadıklerı trajedilere göre ayırmakta. böylece gerçek hayatın izdüşümlerini romanına yansıtmaktadır. tolstoy'u bu denli değerli kılan şeylerden biri de tam olarak bu. çestov'un bu irdeleyişi konuyu ''trajediye'' getirmekte aslında. keza nietzche ile olan ilişkisi de iyilik üzerinden değil trajedi üzerinden ortaya çıkmakta. çünkü orada bir trajedi yoksa iyiliğin anlamı büyük bir soru işaretine dönüşür.

tolstoy iyilik için toplumcu-gerçekçi bir yaklaşım benimsemiştir. çünkü yaşadığı varoluş bunalımı, anlam arayışı onu, isa'nın dağdaki vaazını okuduktan sonra kendini buna adamaya yöneltmiştir. iyilik yine bir acıdan doğmuştur tolstoy'da ancak bu sınırlı olarak nitelendirilebilecek bir iyilik. çünkü bu toplumculuğu dini refleksinden kaynaklanmakta, felsefi anlamda, dinen iyi olarak belirtilenlerle kötü olarak belirtilenlerin içinde insanı sıkıştırıp bırakmakta. nietzsche ile olan çakışması da burada başlamaktaydı.

nietzsche'de ise bu daha öznel olduğu gibi öznellikten nesnelliğe ulaşan bir yaklaşımla ele alınmış. ve iyiliği, ahlaklı olmaktan ayırmakla başlamıştır işe nietzsche. nietzche'nin bu ahlak karşıtlığı fikri iyinin ve kötünün ne olduğu üzerine can alıcı soruları sormasına ve insanı iyi ve kötü ile sınırlayan dinlerin ve bunlarla eşdeğer tutulan ahlakın terk edilmesiyle iyinin ve kötünnü ötesinde yaşanması gerektiğini öngörür. ancak trajedik anlamda nietzsche, tolstoy gibi trajedinni içinde iyiliği ve kötülüğü sınıflandırmaz, trajediyi kurar, onu yaşar. tolstoy'un anlam arayışının nedeni de burada yatmaktaydı belki de… bu noktada tolstoy'dan ayrılmış olsa da yine nietzsche'de de trajedi toplumsaldır. bu yüzden benzeşirler de.

çestov romanları ve yaşamıyla tolstoy'u, eserleri, düşünceleri ve yine yaşamıyla nietzsche'yi en ince detaylarında, ''iyilik'' kavramında ele almış ve benzerliklerini, farklılıklarını anlatmış bu kısacık kitapta. edebiyatın felsefesi olur mu? oluyormuş.