nights in white satin

1 /
tutkuyakar tutkuyakar
sevgilinin gözlerine baka baka seni seviyorum demenin seslerle ifade edilmiş hali olan bir the moody blues klasiği...

nights in white satin
never reaching an end
letters are written
never meaning to send
beauty i'd always missed
with these eyes before
just what the truth is
i can't say any more
cause i love you
yes i love you
oh how i love you
jellicle jellicle
küçüklüğümde dahi beni etkileyen, şimdilerde dinlediğimde ise kanımı donduran şarkı. insan ruhu üzerinde tehlikeli etkileri olabiliyor zaman zaman.
gudu bet gudu bet
melancholy man'in yaratıcısı the moody blues'un allah yarattı demeyip biz fanilere indirdiği en büyük darbelerden biridir.. i love you gibi içi komple boşalmış bi cümleyi ağzına kadar doldurmuştur bu şarkıyla.. nevizade'de içilen bikaç biradan sonra kızılkayalar'dan hamburger yemenin farz olması gibidir bu şarkı.. kulak zevkinize cila çekersiniz.. haleti ruhiyenizi zenginleştirir.. ha biraz canınız acıyabilir.. korkmayın, geçer.. en azından bi süreliğine..
ben ihsan değil hilmiyim ben ihsan değil hilmiyim
robert de niro' nun oynadığı a bronx tale filminin soundtrack' inde vardır bu şarkı. insanın sevgilisiyle dinleyebileceği en hoş parçalardan biridir bana göre.

nights in white satin never reaching the end
letters ı've written never meaning to send
beauty ı'd always missed with these eyes before
just what the truth is ı can't say any more
'cause ı love you yes ı love you oh how ı love you

gazing at people some hand in hand
just what ı'm going through they can't understand
some try to tell me thoughts they can not defend
just what you want to be you will be in the end
and ı love you yes ı love you oh how ı love you
oh how ı love you

nights in white satin never reaching the end
letters ı've written never meaning to send
beauty ı've always missed with these eyes before
just what the truth is ı can't say any more
'cause ı love you yes ı love you oh how ı love you oh how ooh
'cause ı love you yes ı love you oh how ı love you oh how ooh

*************************************************************

şarkının sonunda grubun davulcusunun yazdığı bir şiir de vardır. klavyedeki eleman okur bunu da.

"breathe deep the gathering gloom
watch lights fade from every room
bed sitter people look back and lament
another day's useless energy is spent
ımpassioned lovers wrestle as one
lonely man cries for love and has none
new mother picks up and suckles her son
senior citizens wish they were young
cold-hearted orb that rules the night
removes the colors from our sight
red is grey and yellow white
but we decide which is right
and which is an illusion"

sonuç olarak muhteşem bir parçadır. klibini izlemek isteyenler için: (bkz:
)
thor thor
özellike kış aylarında dinlendiği zaman etkisi katlanarak artan ve insanı duvardan duvara vuran bir şarkıdır.ilk notadan itibaren bağımlılık yapar hatta aşırı dozda işitilirse bünyedeki kimyayı bozar bu nedenle de kanserojen etkisi kaçınılmazdır. sağlıklı insanların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.
kayser sozer kayser sozer
yalnız güneş şahitti filminden beri kasıklarımda bu denli ağır bir titretme yaratan bir şeyle karşılaşmamıştım, gerçi tek kişi yapmaya alıştıktan sonra hafifleyen bir seyir izledi bu heyecan ama aşk, dostluk, vefa, kadirşinaslık üzerine böylesine semantik bir parçayla daha karşılaşmadığım için yine de fazlasıyla değerlidir, ara ara sesini sonuna kadar açıp merdaneli bir çamaşır makinasının içine sıkışmış insanlığın var olabildiği mecralarda dik durabildiği tek alandaki iki kişilik sevgilileri hatırlarım.

ayyyyy "nights in white satin" diye ağzımı geniş geniş açarak minik kız çocuğu sesiyle dayımı arar ağlarım. "nights" in geceler, "in" in içinde, "white" in de beyaz olduğunu bilir, ama satin in ne demek olduğunu korkumdan soramayıp şofbenle oynarım. sonra ulan acaba nigts de mi yanlış yoksa diye düşünüp ayağıma normalde oturmasına rağmen çekicek kullanarak ayakkabımı giyer evde gezerim.
iao iao
1967 çıkışlı ilk konsept rock albümü days of future passed'ın (bir günü anlatır) kapanış parçası. tam adı "the night: nights in white satin" olarak geçer ve normal hali yedi küsur dakikadır ve orkestral geçişlerle süslüdür. alın size senfonik rock'ın ilk halinden bir örnek. bildiğimiz hali yani single versiyonu ise dört dakika civarıdır, ayrı güzeldir o da.
feklavye feklavye
tehlikelidir, öyle böyle değil hem de. on yıllardır bıkılmadığı gibi, her dönemde ayrı bir anlam kazanır sanki. her bir detayı oya gibi işlenir ruhunuza her seferinde.

işin ilginci, sadece aşık olunduğunda değil, biten aşkın ardından ağıt gibi söylenebilmesi, dinlenebilmesidir. tehlikesi de buradadır zaten; her duyguya kılıftır çok fena.
tatito tatito
çok güzel bir nota halayıdır. sondaki şiir bana göre gereksiz ama. ne o öyle bir anda küçük onur moduna girmeler falan. bir de şiirden sonra nakaratı 2 kere daha tekrar etseler ve derin göğüs dekolteli bayanı şöyle kendi etrafında 180 derece döndürüp, gözü yaşlı bir şekilde sevdiceğine koştursalar tam olurmuş.

sikerim böyle işi.
1 /