nihal yalçın

6 /
iche iche oldu nietzsche iche iche oldu nietzsche
valla bu kadın türk (aslında kürt) solu denilen şeyin ete kemiğe bürünmüş halidir. ne eksik ne fazla. kendi vurgulamayı seviyor habire dediği gibi dersimli, bence çirkin, entel dantel ama varoş,
hep ezilmiş bu küçükken, politik doğrucu, işinde gücünde parasında içkisinde eğlencesinde sosyetesinde ama arada çıkar solculuk yapar tivit atar, baş kaldırır ajajaja, chp ye selam çakar ama hdp lidir selocu apocu ama beyaz türk yalar amına koyayım yani eksiği yok fazlası var mükemmel, tr de sol; ete kemiğe büründüm nihal diye göründüm.
purge me purge me
erkeklere kininin nedenini merak ettiğim feminist bir sanatçı. (her bu görüşe dahil kadının kini farklı nedenlerden olabiliyor. çocukluk travmaları ya da gelişim sürecinde yaşananlar gibi...)

gündem olayla fazla ilgilenmedim, olabilir bunlar arada ama bu kadın çok sert duruyor ve de güzel değil (görecelidir biliyorum da, genel bakışın da benim gibi olduğunu düşünüyorum). fotoğraf hileleri ve makyaj ile bunu harika kapamış. hınç dolu duruşuyla ilgimi cezbetti. seksiliği buradan geliyor sanırım. bir kırbaç ve tırnak izi canlanıyor insanın zihninde. oyunculuğunu izlemedim. izlemeden yorum yapmak abes olur. benim oyunculuğu değerlendirme kriterim biraz daha teknik. senaryo yazmak ve karakter yaratmak ile ilgili bir kaç kitap okuduğum ve bir dönem bir bu alanda bir işte bir süre çalıştığım için, az çok ilgiliyim buna ve bir sahnede ağlamak, sinir krizi geçirmek, çok yüksek sesle aralıksız bir tirad atmak gibi aksiyonları baz almam sadece. örneğin rahmetli selim naşit , sadece toplam 1 dakika falan göründüğü ve hiçbir şey yapmadan pijama ile oturup çekirdek çitlediği her şey çok güzel olacak filminde bir oyunculuk destanı yazmıştır. oyunculuk sanki, çoklu kişilik bozukluğu olanlara doğuştan verilen bir yetenek gözümde. bir ruh, ruha girmek ve orada kalmak. ışıklar önünde olsa dahi karakterin içinde hapsolmak ve kendini unutmak. bu uzun ve güzel bir konu. bir ara sözlüğün şu dönemsel durumu düzelirse tartışılır. onu geçelim.

nihal hanımın ilgilenebileceğim tek alanı olan seksiliği üzerine son bir şey demek isterim ki, o da yok. boş küme. bir şey de demicem. makara ve taşak yaparak yazarken bile uzatasım gelmedi ya. üfff. leş yani durum baştan aşağı. feminazi, cırt ses, hakaret, kezoluk, ben bilirimcilik. aramadığım her şey var amk.

hatta kesinlikle en nefret ettiğim karakter özelliği olan, bir tartışmada haksız olduğu kanıtlanınca ad hominem yaparak başka bir yerden haklı olmaya çalışma ve karşısındaki sakin insanın sakinliği karşısında daha da çifkefleşme de vardır. yoksa kolumu kesecem. kesin vardır işte. yüzde 0.002 ihtimal olmayabilir, o zaman kolu keseriz. söz sözdür.
siyahgiyenadam siyahgiyenadam
dünyanın en iyisi olsa da bir daha hiç bir işini izlemeyeceğim sanatçı, pardon oyuncu...

hiç boşuna savunmayın dostlar. kadın sahneye çıktı, saçmaladı, uyarılmak istendi, daha da saçmaladı, yetmedi sabahtan beri sosyal mecralarda saçmalamaya devam ediyor.

lan bi kendine dışarıdan bak di mi? ne yapıyorum ben diye? yok anam. sağındaki solundaki insanlarda gazlıyo bunu demek... aldığı ödüle gelecek olursak ben bilmem o kadar "sanattan" anlamam. aldıysa hak etmiştir. ancak bunu alırken diğer adaylara laf atmak -şakayla dahi olsa- kabalıktır. bu yaşına gelmiş, eminim bir çok konuda beni 3 e 5 e katlar belki ama saygı ve terbiye konusunda sınırı çizememiş...

yazık

tamer karadağlı'yı da normalde hiç sevmem (dublajları hariç)

ama adam bişey de demedi o an. tamam belki demek istedi içinden falan geçirdi ama az önce bahsettiğim saygı ve terbiye konusunda en azından sınırını çizmiş olgun bir birey olarak davrandı...

işi feminizme falan itelemeyin sakın. bildiğin terbiyesizlik, şımarıklık ve saygısızlık bu...

oyuncu olarak hayatına devam edebilir ancak benim gözümde asla sanatçı olamayacaktır.
beste çalan mahur beste çalan mahur
üşenmedim açtım izledim. benim gördüğüm aşırı saygısız bir ödül tutan vardı. arkada hareketleri, mimikleri gerçekten kötü. hani nihal yalçın o esnada görmüş olsa daha da fazla tepki gösterirdi. bu arada ödülü alıp konuşsa daha iyi olurmuş gibi.

ayrıca böyle bir mevzuyu da hdp ile aklamaya çalışmak da ülke gerçeği oldu artık. bu kadar ucuz olmamalı. milliyetçilik falan, demirtaş falan.
7
anabacı vokke anabacı vokke
işin içine hiç terörörere bulaşmasaydı, dümdüz tamer karadağ'ı haklı bulabilirdim. "demek ki yeterince güçlü rakibim yokmuş" ne demek ya? farkında mısın ama o elinde tuttuğun şildi değerli kılan rakiplerinin kalitesi...

arkadaki mimikler? ya bu adam yılmaz güney'den bile daha tekdüze bir oyuncu... ve evet, hayatında "ba ba ba"'dan başka bir başarısı yok... yılmaz güney gene kafasını kullanabilen bir adamdı, aynı tekdüze yüz ifadesi ve vücut dilini bir mafya babasında da arabacı cabbar'da da, sadece bir sahnesinde ırgat olarak göründüğü endişe'de de kullanır ama izleyici ya bunların hepsi aynı adam demezdi. ben şahsen tamer karadağlı'nın arkadaki kasılmalarını görünce "aha çocuklar duymasın haluk" dedim. ve açık konuşayım, çocuklar duymasın'da beni bu kadar güldürmemişti.

gelgelelim tamer karadağlı son hareketiyle mansplaining'i de aşıp düpedüz pislikleşti. yani bence memlekette akp'lilikten bile daha iğrenç bir siyasi duruş daha var, o da sabah akşam hükümete küfredip sonra o hükümeti arkana alarak ona buna terörist demek... sosyal medyada ihbarcılık kozunu da hemen hemen akp'lilerle aynı oranda kullanırlar. bakın böyle bir insan tipi türedi son 5 yılda ve çoğu kendisini "muhalif" olarak tanımlıyor. akp'li adamın en azından bir duruşu var olm, siz ne ayaksınız? ve bilmiyorum farkında mısınız ama akp'nin gidişi sizin için daha hazin olacak...

neymiş? pervin buldan tweet atmış, canan kaftancıoğlu tweet atmış... canan kaftancıoğlu zaten feminist bir kadın. ödül alan kadın oyunucunun konuşması ne kadar kötü olursa olsun zaten senin yaptığın mansplaining'i eleştirecek... pervin buldan desen hdp zaten erkek milletvekili adaylarına feminizm 101 tadında eğitim kitapçıkları verip, kadınlardan oluşan bir jüri önünde sözlü sınava sokan bir parti. geçemeyenin de milletvekili adaylığı yanıyor... tutup başkanı "ulan bu nası bi mansplaining" demese bir garip olur yani... ama "ana ba ba ba" reyis utanmasa "kanas canan dopuklarıma zıktı" diyecek.
nils holgersson nils holgersson
yahu arkadaş söylemeyeyim diyorum ama başka bir derdiniz mi yok sizin bu kezban tripli aktris in boş goygoyunu yapmaktan başka. sadece burası da değil bütün sosyal mecralarda yok o ona ne dedi beriki ne yaptı bunu konuşuyorlar.

i̇nsanların canı sıkılmış bir hırgür çıksa da izlesek diyor anlıyorum ama bu kadının ve taş fırın erkeğinin reklamını yapıyorsunuz farkında değilsiniz.

millet aç aç goygoyuna girmeyeceğim ama sıktı artık onu belirtmek istedim.
life for rent life for rent
i̇lk avrupa yakası dizisinde, sonrasında sadece kurtuluş son durak filminde seyrettiğim 40 yaşında kadın komedi-dram oyuncusu.

yaşını niye yazdım? diyelim ki avrupa yakasını milat aldınız kendisi için ki o rolden öncesi de var doğal olarak 20'li yaşlarından beri oyunculuk yapıyor. ve o günden beri hep üreten ve başarılı projelerde güçlü oyuncular ile birlikte rol alan bir insan-cinsiyet değil yani- olmuş.

bir sinema ve dizi oyuncusu, sanatçısı ne için tüm o projeleri yapar? klasik türk kafası hemen para diyecektir. ama para bence ikinci hatta üçüncü planda. karakteri ile anılmak, iyi iş çıkartmak ve sonunda prestijli bir ödül ister. o yüzden de karakter seçiyorlar ya, her rolü almıyorlar. bazı roller için de kapışıyorlar.

bunca yıl sonra emeğinin karşılığını aldı. ve çok heyecanlandı. bence o anda karşımızda bir kadın sanatçı yoktu, sadece bir birey, bir kadın vardı ve doğaldı. ayna karşısında provalı bir konuşma dinlemediniz. belki de "bana vermez bunlar yaaa" diyerek üstünde çok bile düşünmedi, nereden biliyoruz? ben türk halkının ön yargılarına hep hayran olmuşumdur! muhakeme yapmadan salla gitsin.

diyelim ki o heyecanlandı, önce ödülü almayı unuttu. olabilir insanlık hali. bunun karşılığı arkada binbir surat, öfleme pöfleme, ödülü elinde alda bu da sana girsin tarzında tutma(kimse dikkat etti mi acaba) ertesi gün bir tv kanalına çıkıp ben milliyetçiyim o değil ama minvalinde konuşma mı yani? orada diyelim ki demet akbağ olsaydı ve tıpkısını yapsaydı, arkadaki o kişi aynı tavırları yapabilecek miydi?

demek ki hep aynı yere çıkıyoruz sonunda; para kaygısı, bir zümreye hitap etme/oynama, bendensin/değilsin. konuştuğumuz şey ise sinema ödülleri. sanat yani. arkadaki kişi eğer sanatçı olsaydı bir başka sanatçının heyecanını ve ödülünü böyle hunharca piç etmezdi.
tıhmınlı tıhmınlı
her şeyden önce yanında sana ödülü uzatan bir insan var....o makama saygısı olmalıydı bence... tamer karadağlı beyefendiyi ben de pek tutmam, günün adamı gibi gelir. açıklamasından belli zaten yaş geçtikçe milliyetçi olmuş. her insan vatanını sever ve sevmelidir diyorum burada tamer karadağlı düşüncelerime nokta koyuyorum.
gelelim malum hanımefendiye...etrafına saygısı olmayan, karşısındaki kitleye saygısı olmayan, espri ile görgüsüzlüğü birbirine karıştırmış insan profili...ne kadar sanatçı olsa da az kitap okuduğunun göstergesi...
i̇stediğin kadar konuş konuştukların karşındakinin anlayabildiği kadardır... o yüzden iki üç cümlede millet ne olduğunu anladı bence hanımefendinin...
bir de sosyal platformdan tamer beye atıp tutanlara bir sözüm var ....pozitif ayrımcılık yapmak için olayın her anını anlamak, irdelemek gerekir...kuru kuruya üç beş saniye veya kulaktan dolma bilgilerle veciz dizemezsiniz...
sanatçılarınız kadar değerlisinizdir dünya sahnesinde...fikir yarıştırın artık...
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"ataerkil yapının feminist alerjisi, "eril" kelimesine refleks olarak mesafe aldırıyor ve hakaret gibi algılanıyor. fazla değil, bir miktarcık, "eşitlikçi" gözlüklerle baktığınızda dünyaya ve çevrenize, ne çok şeyin eril yapıdan kaynaklı bir dayatma olduğunu anlayabiliyorsunuz. bu dayatmalara karşı söylenen sözler ise -eğer duyan kulağın eşitlikçi bir geçirgenliği yoksa- derhal "itici" olarak addediliyor ve hatta söyleyenler bir çırpıda "cadı" ilan edilebiliyor.

eril yapı, karşısında "konuşan kadın" istemiyor. eşitlik mücadelesi geliştikçe, bu istememe hali ayıplandığı için; sinsi sinsi, alttan alttan, bazen mimiklerle, kimi zaman gizli ittifaklarla ama muhakkak ve mutlaka konuşan kadına bir ihtar veriliyor. bu ihtar bazen çok sert bazen de hafif dereceli olabiliyor. başarılı olursa ne ala, "ibretlik" diye sallandırılıyor.

tarihin en karanlık köşelerinden ve hatta mitolojiden bugüne, bu ihtarların çeşitli örnekleriyle, çeşit çeşit isimlendirmeler üzerinden karşılaşmak mümkün. diğer bir deyişle, bu ihtarlar esasında hiç bitmedi. yalnızca şekil değiştirdi. benim "modern recm" demeyi tercih ettiğim birçok vakayı, bugün bir çırpıda sıralayabiliriz, somutlaştırabiliriz. antalya altın portakal ödül töreni'nde "en i̇yi kadın oyuncu" ödülünü alan nihal yalçın'ın heyecanla konuşmasını yaparken ayak üstü yaşadığı olayı düşünün örneğin. sahnede bir "konuşan kadın", arkasında mimiklerle ihtar veren bir erkek. bu en basit örneklerden yalnızca biri."

www.gazeteduvar.com.tr

(bkz: bir kadın olarak sus)
6 /