nilüfer göle

1 /
sinkaf sinkaf
boğaziçi üniversitesi sosyoloji profesörü ve mühim fransız sosyolog alain touraine nin öğrencilerindendir.
meşhur ekonomist asaf savaş akatın eşi olan şahsiyetin okuduğum melez desenler adlı islam ve modernlik üzerine kitabı, sosyal-bilimler alanındaki kavramsallaştırmaya yaptığı katkı açısından yenilir yutulur cinsten değildir. ayriyeten modern mahrem adlı eserini de yakın bir zamanda okumayı düşünmekteyim.
usuyitik usuyitik
çok yerinde analizler yapabilen, türkiye'yi anlamamıza yardımcı olan çok değerli sosyal bilimci. (bir cümlede iki kez çok kullanmamın sebebi, nilüfer göle'yi çok sevmemdir)

kitapları okunduğunda hem seçtiği metodoloji ile sosyal bilimcinin subjektivitesi problemini nasıl aştığını, hem de bu yöntemle hakkaten araştırma için seçilen fenomenin etraflıca anlaşılmasının sağlandığını görebilirsiniz.

tabii bunun yanı sıra, isabetli yorumları, öngörüleri ve literatüre kattığı kavramlarıyla, türkiye'nin en saygıdeğer akademisyenlerinden biri.

türkiyeli ama fransa'da yapıyor çalışmalarını. burdan kendisine ne olur tut ellerimi diyorum. böyle.
sevinç dölleyen adam sevinç dölleyen adam
" kadının konumu ise bu tartışmanın merkezinde yer almaktadır. zira, müslüman ülkelerde toplumun gidişatını ve modernleşme hareketlerinin sınırlarını belirleyen, kadının toplum içindeki yeridir. bu nedenle, " kadın meselesi " sadece kadınların yaşam koşullarına ilişkin olarak tanımlanmamakta, bir " kültür meselesi " , " medeniyet meselesi " haline gelmektedir... batılılaşma düşüncesinin mihenk taşı olan kadının toplumsal yaşamdaki görünürlüğü ve kadın-erkek eşitliği fikri, müslüman bir ülkede kültürel modelin yeniden tanımlanmasına yol açmıştır... cinsler arası iktidar ilişkileri ile siyasi iktidar ilişkilerinin iç içeliği irdelenmiş, kadının konumu iki toplum ya da iki kültür seçeneği arasında bir çatışma konusu olarak ele alınmıştır. i̇slam ve modernlik arasındaki uzlaşmaz görünen karşıtlığın simgesi olarak kadın konusu karşımıza çıkmaktadır. nitekim i̇ran devrimi, i̇slam ve batı modernliği arasındaki uzlaşamaz başkalık fikrini pekiştirmiştir... zira, türkiye bir yanıyla köklü bir batı modernleşmesi geleneğine sahiptir ve birçok müslüman ülke türkiye'yi örnek almıştır. diğer yandan, türkiye bugün diğer müslüman ülkelerde olduğu gibi, modernleşme sürecinin kazanımlarını sorgulayan i̇slamcı hareketlerin doğuşuna tanık olmaktadır...

..tanzimat'tan meşrutiyet'e kadar olan dönem boyunca, kadının konumu bu çerçevede tartışıldı. batı uygarlığının evrenselliğine dikkat çekenler, özellikle edebiyat yapıtlarında, görücü usulü evlilik yapısını, çok karılığı, cinsiyet ayrımı eleştirdiler; kadınların eğitim özgürlüğünü ve romantik aşkı savundular. batı'dan esinlenen bu reformların sonuçlarını hakim kültürel kimliğe yönelik bir tehdit olarak algılayanlar ise kadının konumunu muhafaza etmek gerekliliği üzerinde durmuşlardır. birinci tasarı geleceği geçmişle birlikte kurmak ister; geçmişin kültürel ve ahlaki mirasının muhafazasını gerekli gören ve sonuç olarak batı uyguarlığının etkisini teknik, idari ve maddi yönleriyle sınırlamak isteyen görüştür bu. i̇kinci görüş ise uygarlığın bir bütün olduğunu savunan, çağdaşlığa ayak uydurmak için geleneği değiştirmek isteyen görüştür. nasıl ki devrimciler için kadının eğitimi ve özgürleştirilmesi medeniyete ulaşmak için bir önşartsa, gelenekçiler için de, manevi değerlerin ve ahlakın korunması için kadın-erkek ilişkilerinin şeriat yasalarına uygunluğu sağlanmalıdır."

modern mahrem medeniyet ve örtünme adlı emeğinde dile getirdiği düşünce ve olgulardan bazıları.
bu sefer kesin bu sefer kesin
gezi parkında başlayan ve tüm türkiye'yi saran olayları anlamış ve yazmış* anlamak isteyenler okumalı.

* `http://t24.com.tr/yazi/gezi-bir-kamusal-meydan-hareketinin-anatomisi/6824`
ıt never rains but it pours ıt never rains but it pours
alain touraine'nin öğrencisi olmakla övünen bir sosyoloji profesörü ve yazardır.

eserlerinde kadın sorunlarına eğilmektedir, ancak kendisinin feminist kuram hakkında bilgili olmadığı çok açıktır. sadece tipik 'türk' entelektüeli olarak, gelmiş geçmiş tüm kuramcıları çalışmalarında sıralayarak, başarılı ve nitelikli olduğunu sanmaktadır.

modern mahrem adlı çok övülen (!) kitabında, birbirinin hiçbir şekilde dengi olamayacak, aralarında bağlantı bulunmayan toplumsal hareketleri eşitmiş gibi kabullenmekte ve bunun üzerinden sığ çıkarımlar yapmaktadır. doktora tezi için touraine'nin yanında çalışmış olsa da, belli ki toplumsal hareket mevzusunu derinlemesine öğrenememiş bu ablacık.
parmak kadar cocuk parmak kadar cocuk
kendisini kitaplarından ve söyleşilerinden tanırım. bir şeyle övündüğünü hissetmedim. zihin açıcı argumanları ve hayatımıza soktuğu bir çok kavramla gerçek bir entelektüel olduğunu kanıtlamıştır.

ülkemizin son dönemde yetiştirdiği enfes düşünürlerden biridir. imkanım olsa fransaya gidip ilham alırım.
1 /