nine inch nails

2 /
chev chelios chev chelios
kimi zaman son derece enerjik, kimi zaman melankolik müzikleriyle, sert ve anlamlı sözleriyle, duruşu ve tarzıyla bir efsane haline gelmiş, endüstriyel müzik dendiğinde akla gelen en iyi grup.
karamelize ekmek karamelize ekmek
rock n coke 2009 bünyesinde ülkemizi ziyaret edecek grup. gerçekten organizasyon şirketlerinin artık bu grup getirme işlerinde aştığını ve sonunda potansiyeli gördüklerini düşünüyorum. tabi ki "abi bu grup hayatta gelmez ya" diyerek konserlerini ağzımızın suyu aka aka ancak televizyonda izleyebildiğimiz gruplar yok değil ama var olanı da değerlendirmek lazım. konuyu dağıttım. ana fikir: dinlenesi sağlam grup, dinleyin, dinletin.
chev chelios chev chelios
2009 konserlerine josh freese siz çıkacağını az önce öğrendiğim grup. o kadar önlerden bilet aldık josh abiyi de iyi görelim diye de kısfmet değilmiş, onun yerine 88 li bi velet çalcakmış. hayırlısı.
gebesh gebesh
rock n coke festivali nde sahne tabiri caiz ise güldür güldür akmış gruptur. bir önceki duman performansı ile karşılaştırıldığında müzikal olarak çok dolu şarkı ve sahne nasıl yapılır onu; the prodigy ile karşılaştırıldığında ise nasıl hem elektronik hem akustik parça nasıl yapılır onu gösteren ekiptir.profesyonel müzisyenlik dersi verebilecek bireylerden oluşur.
laein laein
hurt'ün önce onlara ait olduğunu sanıp sonra birtakım grup baskılarıyla johnny cash'e ait olduğuna inandırıldığım, en son ise sağlam kaynaklardan aldığım informasyona göre kendilerine ait olduğundan artık emin olduğum grup. ne demek istediğimi anladınız mı bilmiyorum ama bu da böyle bi anımızdı. tabi ben yıllarca hurt'ün ötesine götüremedim bu birlikteliği. ne yalan söyleyeyim bu endüstriyel rock muhabbetleri falan da baya itici geliyordu. daha masum daha saftık musiki konusunda, biraz da tutucu.

şimdi günümüze dönecek olursak, biz büyüdük ve kirlendi dünya tabi. ne o eski tutuculuk kaldı, ne o bir bakıma cahillik dönemi. birtakım zevkler oturmuş oluyor ama; gelişmeyle, büyümeyle, biraz da içinde bulunduğun çevrenin etkisiyle, böyle bi savruluyorsun ordan oraya. yeniliklere biraz daha açık oluyorsun, alışmak gittikçe kolaylaşıyor. istekler, algılar falan da değişiyor. bir de doğru zamanlarda doğru müziklere denk gelmek lazım. yani biz burda nine inch nails dinlemiyorduk diye onlar ortalığın amına koymuyor muydu.

işte esas olaya geliyorum, geçenlerde indirdim the fragile'ı, dün şöyle baştan sona bir kaç defa dinledim. tam da şu sıralar ihtiyacım olan şeyi öyle güzel karşıladı ki. gerçekten muazzam bir albüm. bir de konuşuyorduk falan işte yine eş dostla, tam böyle 99 çıkışlı ya, 90ların sonunda öyle bi koyup geçmiş diye de muhabbeti döndü. hakikaten çok keyifli.

neyse totalde 8 albüm var, bunların en sonuncusu 2008de çıkmış. ki zaten 2009 rock n coke'ta buradalardı. işte mallığımıza doymayalım arkadaş. adamlar ayağımıza geliyor, bizim daha dünyadan haberimiz yok. aynı şey riverside'da da başıma gelmişti. 2008 masstival'de adamlar çıkıp cayır cayır çalıyordu biz 15 kişi "vay amıuğa goyayım ne de güzel climb dinledik" diye havuz başında oturup muhabbet ediyorduk. halbuki git bi bak hazır oraya kadar gelmişken değil mi gerizekalı. yok. neyse sonra geçen sene mayısta da gelmişler, yine gitmedik falan. böyle salak salak işler anlayacağın.

neyse, sonuç itibariyle amerika'yı yeniden keşfetmiş gibi oldum adeta. siz de keşfedin, tadına varın. geç olsun güç olmasın.
mustafa mustafa
tımarhane adamıdır. nedense akıl hastanelerinin bu gibi adamlarla dolu olduğu düşüncesi aklımdan çıkmıyor. bazı şarkıları iyidir, hakikaten iyidir.
mustafa mustafa
uçlarda dolaşan adamdır; şarkıları ya deli saçması olup çılgınlar attıracaktır ya da bulutlar kadar hafif ve yavaş.
2 /