noam chomsky

1 /
breath breath
"green ideas are sleeping furiously" diyerek dile enteresan bir boyut getirmeye çalışan er kişi.meraklısı için türkçesi "buyur buradan yak" tır
akide şekeri tadında edit : nihat genç in fena giydirdiği insandır
maia maia
ideal konuşucu ve dinleyicilere takmış durumdaki, ölçünlü dili inceleyen ama bunun dışındakileri hiçe sayıp herkesi sinir eden yüce kişilik, üstadımız, hocamız.
emma emma
the new military humanism isimli kitabının türkçe çevirisinin ilgilenmeyenler için sıradan bir habere, ilgilenenler için ise skandala dönüştüğünü düşündüğüm yazar, dilbilimci.
pınar yayınları nın yeni askeri humanizm adıyla piyasaya sürdüğü kitabın da kürtlerle ilgili 24 sayfalık bir bölüme sansür uygulanmış ve kitaba konulmamış. bunuda kamuoyuna kitabın çevirmeni taylan doğan duyurmuş. yayınevi de açıklamasında türklerin kürt politikasının geniş çaplı işlendiği bölümlerin sansürlendiğini kabul ederek yayımlamaya cesaret edemediklerini kabul etmiş.
bu olayda her şeyden önce basın özgürlüğüne ve düşüncenin paylaşımına vurulan bir darbe var. bir kitabı sansürleyerek yayımlamak hem yazarına sonsuz bir saygısızlık hem de kitabın özgün halini okumak isteyen okuyucuya yapılmış bir ayıp. kişilerin bilgiye ya da yoruma ulaşmalarını, demokrasi ile yönetilmeyen bazı ülkelerde olduğu gibi bu şekilde engellemek ne yayın ahlakına ne de abartmadan kişilik haklarına uygun. sonuç itibariyle bir yazar, hassas bir konu hakkında bir şey yazar ise, bu kanun hükmünde kararname değildir, kişinin belgelere dahi dayandırsa eğer karşı belgeler de varsa yazdıkları yorumun belki biraz üstünde kalır. diğer yandan okuyamadığımız için chomsky ne demiş bilemiyoruz. ama çıkarıldığına göre pek de hoşa giden şeyler olmadığı açık. burdan da başa dönersek hala bir alımlama eksikliğimiz var. son bir söz de çevirmen için söylersek, meslek etiğine uygun davranan kişilerin var olduğunu bilmek, akmasa da damlattırıyor sanki.
eleanor eleanor
özellikle amerikan müdahaleciliği kitabının okunmasının gerektiğini düşündüğüm yazar..
bu kitapta a.b.d nin ipliğini pazara çıkarmıştır denebilir..hakkındaki yargılara gelince ne kadar güvenilirdiri tartışmıyorum aslında daha çok yazdıkları ve bi anlamda emperyalizmin başkentinde takındığı tavır önemli gibi geliyor ama bu kadar rahat davranabiliyor olması ve kapitalizmin ben kendi muhalifimi kendim yaratırım tavrı da bilinirken şüphelendirmiyor değil hani..
bioluminicence bioluminicence
birinci dil edinimi (ya da ana dil edinimi) ve dilbilim teorilerinde adı çok geçen ve hatta ingiliz dil bilimi alanında da hemen hemen tek adı geçen kişidir. kendisinin bu teorileri üzerine başkaları da birşeyler katarak farklı şekillere sokmuş olsalar da, olayın özünde noam chomsky yatar. ama bana göre, ondan daha iyi açıklayabilmiş olanı da yoktur okuduklarım arasında. dilbilim alanında ileri sürdüğü eserler gerçekten emek işidir, takdir edilmesi lazımdır. çünkü, özellikle son yüzyıllarda onun gibi dilbilime kendini adayan pek yoktur. dilbilimdeki (özellikle ingiliz dilbilimde) yazılarda en çok referans gösterilen yazarlardan biridir.

dilbilim kuramları dışındaki fikirlerinde ise, amerika'nın çok yakından takip ettiği, hakkında davalar açtığı, düşüncelerini gözetim altında tuttuğu kişilerden biridir.
recai pengül recai pengül
roger penrose'dan sonra baş lavuk sıfatına en yakın bulduğum insan. akıllıdır, çalışkandır, karizmatiktir, aktivisttir, entelektüeldir. elini atmadığı alan kalmamıştır. sanırım bir alandaki otoritesini başka alanlarda da kullanma ve nüfuz alanını geniş tutma konusunda rakibi yoktur. hıncal uluç'un akıllı ve kafası çalışan versiyonu olarak bakıyorum ona. o kadar uzun süre çalışmış ve üretmiş ki düşüncelerini tutarlı bir şekilde izlemek ve eleştirmek mümkün değil. "a" dersiniz, "ben 1982'de yazdığım şu kitapta aslında a'nın b olduğunu göstermiştim, biraz okuyun yahu." diyip morartır sizi. işin kötüsü doğruyu söylemektedir.

foucault'nun bununla başa çıktığı bir tartışma vardı, aha videosu. o keli de hiç sevmem ya, chomsky'nin karşısında duran adamları korumak gerek:




dil denen yeteneğin evrimsel süreçte bir adaptasyon olup olmadığını umursamadığını söyleyen lafları vardı. biraz zorlayınca da adaptasyon olmadığını iddia eder, beni benden alır. on yıllar boyunca dilbilimci, bilişssel bilimci doktora öğrencilerinin hayatlarını yemiş bir insandır. minimalist teori diye bir naneyi de ortaya atmış milletin anlamak için nasıl kıçını yırttığını seyredip gülmektedir. eğer birisi biraz anlar gibi olursa da hop teoride bir değişiklik yapıp oyuna baştan başlamaktadır.

hiç hazzetmem.

edit: amma dolmuşum yahu. neyse az bile demişim.
1 /