noel

1 /
anosias anosias
hristiyanların 24 aralık gecesi isanın doğumunu kutladıkları kutsal gün.hristiyan aleminin en önemli günüdür kendileri.yılbaşını da noel sanan müslüman toplulukları, bu yanlış anlama yüzünden yeni yıl kutlamalarına karşıdır
vinsanity vinsanity
hristiyanlar için özel olan ama aslında sıradan bir günden farksız olan alkollü içki tüketiminin normal değerin 2 üzeri n katına çıktığı gün
metuss metuss
yılbaşı ile noelin iç içe yaşandığı, hristiyan aleminin noeli kutlamaları, 4. asırda roma imparatorlarının birincisi olan kostantin ile başlar. kostantin, eflatun’un ortaya koyduğu teslis “trinite” yani “üç tanrı” inancını, papazlara yazdırdığı yeni incil’e koydurdu ve noel’i bayram ilan etti. böylece yeni bir hıristiyanlık dini doğmuş oldu.
noel kutlamaları ve yeni yıl hep hz.isa’nın doğum günü üzerine bina edilmektedir. halbuki, hz. isa’nın doğumu hakkında, o zamanın edib ve münevverlerinin eserlerinde hiçbir bilgiye rastlanmamaktadır. çünkü, iseviler, az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, milad doğru anlaşılmamıştır.
aralık ayının yirmibirinde, yirmibeşinde veya ocak ayının altıncı veya başka gün olduğu sanıldığı gibi, bugünkü miladi senenin beş sene fazla olduğu, çeşitli dillerdeki kendi kitaplarında yazılıdır.
kendilerine göre bir kurtarıcı tanrıya inanan putperest kavimlerin ayinlerinin en mühimi, kişinin tanrı ile birleştiğine, bütünleştiğine inandıkları, sembolik et yiyip, içki içme ayinleridir. bu kavimler, bir müddet sonra tanrılarını güneş tanrısı inancı ile birleştirdiler. her bir kurtarıcı tanrının, kış başlangıcında doğduğuna inanıldı. kış başlangıcı ise, julian takvimine göre 25 aralıktır.
hıristiyanlar da, isa aleyhisselamı kurtarıcı bir tanrı yaparak, bu tarihte doğduğunu kabul ettiler ve bu geceyi “noel” olarak her sene kutlamaya başladılar. en küçük olayları bile yazan roma tarihçilerinin, isa aleyhisselam gibi büyük bir peygamber hakkında derin bir sükut göstermeleri ayrıca dikkate şayandır.
hıristiyanların kutladığı noel bir uydurmadan ibarettir. hatta bazı hıristiyan teşkilatlarının da artık noeli bir hurafe kabul ettikleri, dünya basınında çıkan haberler arasındadır. nitekim, abd’de yayınlanan 17 aralık 1996 tarihli haftalık newsweek dergisi bu gerçeği şöyle dile getirmektedir:
“noel baba bir hurafeden ibarettir. gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. ticari maksatlarla sonradan uydurulmuştur. hediyelik eşya sektörüne milyonlarca dolar kazandıran noel baba, kapitalizmin oyuncağı olmuştur. tarihçi, stephan nissenbaun, (yılbaşı ile mücadele) “the battle for christmas” kitabında hıristiyanlığın temelinde yılbaşı kutlamalarının ve noel babanın bulunmadığını, bunun yasaklanmasının gerekli olduğunu bildirmektedir.”
noel ile yılbaşı farklı şeylerdir...
boşinsan boşinsan
hikayeleri ve filmleri her daim içimi ısıtan 24 aralık akşamı başlayan isanın doğumunu kutlamak amacı güden süper bayram. hep merak etmişimdir gerçekten noeller bu kadar sıcak mı geçiyor acaba diye
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
ödüllü oyuncu chazz palminteri'nin 2004 tarihli filmi. adından da anlaşılacağı üzere noel temasını işliyor. alan arkin ve robin williams gibi iki güzide oyuncuyu da yan rollerde barındırıyor. (başrollerden önce yan rolleri yazmam gudik oldu) başrollerde penelope cruz (göğüsleri kendisinin önüne geçiyor gerçi), fast and furious'tan genç delikanlımız paul walker ve bir de susan sarandon var. iç içe geçmiş, birbirleriyle tesadüfi bir şekile yolları kesişen sorunlu karakterlerin hayatlarını bir noel günü bize aktarıyor. her bir karakterin hayatına küçük mucizeler dahil oluyor ve hayata bakışları değişiyor.

görsel olarak bir iddiası bulunmayan filmin aynı şekilde ses ya da kurgu konusunda da öne çıkma çabası yok. bir video dükkanından (hadi fantezi bırakıp divx diyelim) akşam için içinizi ısıtacak bir film olarak seçeceğiniz türden. rafta durup size bakar ya hani bu tip filmler. onlardan işte. alırsınız ve yalnız başınıza evde eşofmanla geçireceğiniz akşamınıza renk katması amaçlanır. yanlış anlaşılmasın ben mesela her filmi eşofmanla falan izliyorum tabii. hani olayı dramatize etmek için yazmıyorum bu yalnız akşam üzerini. film size kendinizi bridget jones gibi hissettirmeyi amaçlamış olduğundan bu ayrıntı gözünüze daha bir batıyor.
oyunculuk olarak kendilerini kanıtlamış isimler var zaten. penelope cruz'un göğüsleri kimi zaman kendisinden rol çalıp gölgeleyip gözlerimizi kilitlese de genel olarak ''arzu edilebilecek bir kız arkadaş'' tablosu çiziyor. paul walker'ı fast and furious'ta hiç sevmemiştim. bu filmde daha bir oyuncu havası var. bu adamın daha derin ya da daha farklı karakterleri de denemesi gerektiğini düşünüyorum. alan arkin bildiğiniz şov yine. gerçi little miss sunshine'daki rolünü andırıyor burada ama sıcaklığı bu ayrıntıyı kapatıyor. gerçekten acayip samimi bir tipi var. ''gelsin bizim mahallede otursun kahvede sohbet edelim'' diyor insan. robin william'ın oyunculuğu diyeceğim, sonra da o meşhur sırıtışı diyeceğim. gözünüzün önüne gözleri kısılmış ağzı kulaklarına varmış pembe suratlı williams gelecek. anladınız siz sonrasını zaten. susan sarandon da yine görev adamı bir topçu edasıyla senaryonun gereğini yerine getirmiş.

öykü olarak gerçekten güzel bağlanmış film. iddialı olmayışına karşın senaryonun ilerliyişi olarak kendini ciddiye aldırıyor. çok fazla karakter var ve kime ne olacağını, kimin nereye gideceğini kestirmeniz çok zor. filmin başında yaptığınız tahminler çok kolay patates olabiliyor. ancak öykünün içeriği çok kuvvetli değil. tabii böyle düşünmemin sebebi tamamen öznel. öyküdeki dinsel öğeler, noelin , içinde küçük ilahi mucizeler barındırıyor oluşu falan çekici bulmadığım ayrıntılar. şahsen inandırıcılığı gözümde zorlamadı değil. demek istediğim daha gerçekçi olaylar ve olgularla filmin özellikle son sahnelerinde hissettirilmeye çalışılan duyguları çok güçlü ve somut hale getirebilirdi.
1 /