nokta nokta partisi

dumrul dumrul
buralarda goygoyu yapılan herhangi bir iktidar partisini alıp söylemlerini diğer iktidar partileri ile eşleştirtiğinizde aralarında gerçek bir fark olup olmadığını görürsünüz. aynısını muhalefet dönemi için de yapabilirsiniz. bunun için türkiye'deki bütün partiler aslında nokta nokta partisidir.

arada hiç fark yok demiyorum. mesela daha muhalefetin en cılız halkasıyken bile ona buna yasak talep edebilen partimsiler de var. karamollaoğlu'nun ".... partisi", perinçek'i̇n "... partisi", özdağ'ın "..... partisi" gibi. daha elinde hiç güç yokken asıp kesenin iktidar olduğunu düşünsenize... aralarında öze dair hiçbir fark olmadığını söylerken beterin beteri diye bir şey olmadığını söylemek istemiyorum. sonuçta düşmenin sınırı yok. pekii biz kötü ve daha kötü, iğrenç ve daha iğrenç, baskıcı ve daha baskıcı, sansürcü ve daha sansürcü arasında bir seçim yapmak zorunda mıyız?

.... partisi ülkeyi soyup soğana çevirdi, diğer bir .... partisi o kadar pervasız çalmayacak, işi kitabına uydurmaya özen gösterecek, o halde biz daha az çalacağını bildiğimiz .... partisini mi seçmek durumundayız?

otoriterlik, totaliterlik meselesine gelelim. iktidardaki malum .... partisinin ne bok olduğunu hepimiz biliyoruz. pekii ısparta'da onun organize ettiği konseri "gençlerimizin ahlakı bozulacak bunu yasaklayın" diye kampanya yürüterek yasaklatan .... partisi hakkında ne düşünmeliyiz. "daha durun lan muhalefetin içinde bile minnacık bir azınlıkken onu bunu yasaklatma peşindesiniz iktidara gelince malum ..... partisini bile aratır hale geleceğinizi görüyoruz" dediğimiz zaman iktidardaki .... partisini mi desteklemiş oluruz?

onu seçme bunu seçme pekii çözüm ne? iradeni kimseye ihale etmemeyi bir ilke olarak hayatının merkezine yerleştirmek. atılan her oltaya gelmemek. güdülecek koyun olmamak. özellikle yarak kürek popülist muhabbetlere atlamamak. ..... partisinin söylemleri aşırı hoşuna gidiyorsa dönüp kendini sorgulaman gerekir. çünkü niye?

"uzun lafın kısası , kabul etseler de etmeseler de, bu insanlar - kendilerini ister cumhuriyetçi , ister demokrat, isterse sosyalist olarak adlandırsınlar- rahat rahat yönetebilecekleri, az ya da çok cahil, küçük hesaplar peşinde koşan, yeteneksiz bir halka -hadi lafımızı sakınmayalım, bir ayaktakımına- gereksinim duyarlar." tanrı ve devlet, mikhail bakunin
atkısıyla dolaşan adam atkısıyla dolaşan adam
nokta nokta partisiyle tanışmam ilkokul çağlarıma tekabül eder.

yaş 8-9 olacak... nokta nokta partisinin başında deniz baykal var halen... kaset skandalı falan patlamamış daha, o kadar düşün.

bir gün yine annem işten yeni gelmiş evde de televizyon açıktı. annem haberleri izlerken ben dergi, çizgi-roman falan okurum ya da camdan dışarı yoldaki arabalara bakarım çünkü haberler sıkıcıdır her şeyden önce, ali kırcanın herhangi bir kasılma/gevşeme emaresi göstermeyen yüzü...

fakat yine de haberlerde geçen parti sözcüğü dikkatimden kaçmadı. allah allah ne partisi? diye kafamı kaldırıp ekrana bakmamla iki tane yaşlı, kelli felli adam gördüm. ali kırca ''... partisiyle ... partisi liderleri bir araya geldi'' diyince ben de bekliyorum alla alla?!?! hani nerede pastalar, börekler, meyve suları, cipsler, balonlar, karton bardaklar, müzük, dicey?!?!

hiçbiri yok. anneme sordum ''yaa anne böyle parti mi olur takım elbise kravatla gelmişler önlerinde de dosya hiç pasta börek cips vs. yok... acıkınca dosya mı yiyecek bu amcalar?!?!?'' annem de ''ya hiç işte salak salak şeyler'' demişti.

benim nokta nokta partisiyle tanışmam böyle oldu. fakat bugün de aynı düşünüyorum. pastasız böreksiz kolasız fantasız müzüksüz diceysiz balonsuz kukuletasız parti mi olur lan?!?!