normal people

fantasticmrsfox fantasticmrsfox
sally rooney 2019 yılında british awards ta yılın kitabı ödülünü almış kitabından uyarlama olan bbc/hulu ortak yapımı yeni dizi. dizi lise öğrencileri olan marinene ve connell ın ilişkisi üzerine. şu ana dek 5 bölüm izleyebildim. müzikleri ve görüntülerine bayıldım. güzel olacağa benziyor. izleyin.
wendera wendera
sanatsal dizi gibi çekilmiş adeta. başladım ama ana karakterlere sövmekten zor ilerliyorum. mıymıy ilişkiler pek ilgimi çekmese de çocukların psikolojik durumlarına saygımızdan ötürü izliyorum. sevip de mal mal hareketler yapıp kavuşamayanlara gelsin.
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
izlemeyen varsa bu giri ağır spoiler içerir demedi demeyin...

connell ve marianne'nin hikayesi...

ve hikaye birbirini deli gibi seven, ne yaşarlarsa yaşasınlar kimseyle ama kimseyle aynı tadı bulamayan iki insanın hikayesi. öyle ki connell denen gerzek marianne gibi bir kızı sevip onu seçmiyor. tabii sonra standart ağlaklık.

dizi boyunca marianne lise yıllarında "ben çirkinim tribinde..." zengin bir ailenin kızı olarak evinde boy boy ayna olan bir kızın şu cümleyi kurması büyük gerzeklik tabii. bunun aynısını bir küçük eylül meselesinde engin akyürek'e yaptırmışlardı. sürekli ben çirkinim deyip geziyordu... marianne de aynı model.

lise yıllarında marianne çok zeki olmasından dolayı tahammül sınırı az. çünkü lise gerzek dolu. connell'da okulun popüler çocuğu ama aynı zamanda zeki. amerikan film ve dizilerindeki boş beyne sahip sporcu eskisi değil. zeki adam...

marianne'ı seviyor ama arkadaşları ne der diye kimseye söylemek istemiyor ilişkisini öyle ki kıza hakaret eden arkadaşlarını bile durdurmuyor. kıza memesiz çirkin denilmesine seyirci kalan bir angut. marianne garibimde aşık ya... bir türlü bırakamıyor çocuğu.

klasik mezuniyet balosuna gidecekleri zaman gidip okulun kaşar popüler kızına yürüyor connell. neden çünkü dedim ya mal diye...

üniversiteye gittiklerinde connell yazar olacak belli. ve her adalı gibi (ingiltere, irlanda, iskoçya) sonunda kendini amerika'da bulacak. oraya gelicez... meave ve otis ilişkisi gibi bunların olayı. herkes birbirine aşık ama kimse kimseye bir şey demiyor. büyük salaklık...

üniversitede roller değişiyor.
marianne popüler bir kız olurken connell marianne'nin lise yıllarına dönüyor resmen. eee allah'ın sopası yok tabii beter olsun göt.

ama tabii bizim kızımız ile aynı okula gittikleri için marianne onu yanında tuttukça yine tutuluyor tabii... bu sefer connell malı, her türlü pozisyonda birlikte olduğu kıza evin dışında bir yabancı gibi davranıyor. elini tutmuyor, sarılmıyor... beyinsiz yani connell... tam beyinsiz...

sonunda parasız kaldığı bir dönemde kıza gelip yanında kalabilir miyim diye soracağına gidip ayrılıyor mal!!!

ingiliz dramlarında var bu.
kavuşamayınca aşk daha büyüyor salaklığı. aslında büyük aşklar hayatın incitemedikleridir. bunların ki mallık...

connell, marianne'nin hayatından çıkınca marianne diyor ki bu kadar yeter. bundan sonra paso seks var. çünkü erkeği meta olarak görmezse canı yanıyor bariz bir şekilde ve fifty shades of grey çekmeye başlıyor kendi çapında.

connell ne zaman marianne'nin hayatına girip çıksa marianne'nin hayatının içine ediyor ve kızı komple yolun dışına çıkarıyor. connell'ın arkadaşı intihar edince depresyona girdiği bir dönemde kız skype açık bırak ve uyu diyor. tüm gece uyumadan connell'ı seyrediyor. şunu bir kız yapsa irlanda'dan isveç'e yüzecek adam tanıyorum. connell ise mallığa devam ediyor tabii.

sonunda tam orta noktayı buldular derken new york'dan gel yazar ol babacım daveti geliyor. connell akıllandı diyorsun bu sefer marianne diyor ki gitmen lazım.

ve dizi bitiyor...

şimdi bu noktada sorulacak tek soru var.
abicim siz salak mısınız?