nuray mert

1 /
karacalut karacalut
zamanında bü uluslararası i̇lişkiler bölümünde hocalık yapan, hiç bir haksızlığa aman vermeyen, sermaye sermaye deyip 40 bin tirajlı aydın doğan'ın sahip olduğu radikalde niye yazdığını anlayamadığım yazar hanım.
dr conners dr conners
hem üslûbuna hem de ciddiyetine hayran olduğum kişidir. bütün o atar-a-atar tavrının ötesinde oldukça da çekici bir bayandır. şu kısa ömrümde beni, düşünce dünyası ve cazibesiyle aynı anda etkilemeyi başarmış ikinci kadındır ayrıca. kıymeti biline.

hele bir programda küreselleşme aşığı bir abiye kapitalizm öncesi dünyayı anlatmaya çalışırken, karşısındakinin herşeyi çarpıtıp yanlış onlayan o marul beynine daha fazla tahammül edemeyip: "beyefendi ben de kapitalizm öncesi dünya için milka köyüdür demedim, lütfen laflarımı doğru anlayın" şeklinde ayar vermişliği vardır ki... o arkadaşı ertesi gün tedavülden kaldırmış olmaları gerekir.

meftunum nuray mert ekolündeki bağyanlara
malina malina
mecliste kadın kotası konusuna karşı çıkarak birçok 'modern' kadını dumur etmiş ve bunu sonuna kadar doğru bir şekilde savunarak bence haklı olduğunu ispatlamıştır. aslında çok basit bir argümanı vardır; meclis siyasi bir yerdir ve burada mümkünse ideolojik, politik gruplar oluşmalı, tartışmalıdır ve bunun için meclise girecekler cinsel, dinsel veya etnik kimliklerine göre değil düşünce ve takip ettikleri ideolojilere göre seçilmelidir. ayrıca bu tartışmaya taraf olan ve kadın kotasını savunan kadın derneklerine de 'kadınların meclise girmeleri konusunda yaşadıkları en büyük somut zorluk başörtüsü iken neden bu konuyu hiç gündeme getirmiyorsunuz hatta bu yasağı savunuyorsunuz' sorusunu sormuş ve bugünkü yazısında da katıldığı bir televizyon programında merve kavakçı nın meclis ten atılmasını "meclis'e siyaset soktu" diyerek savunan katılımcıya "siyasetsiz meclis hayatında başarılar dilerim" şeklinde selam etmiştir.
tanrim ben nerdeyim tanrim ben nerdeyim
bugünkü yazısında parihan maden'e "geçirmiş" biri. lafları yenilir yutulur cinsten değil hani;

"şükretsin ki lüzümsuz görüyorum da, kulaktan dolma esintilerle yaptığı siyasi analizlerin perişanlığını ortalara dökmeye girişmiyorum. diğer taraftan kendisini, türkiye için ciddi bir kayıp olarak görüyorum, bu kadar keskin bir gözü ve mucize bir kalemi olan biri, bu derece ucuz siyasi gösterilere ve çirkin saldırganlığa tenezzül etmeseydi, çok daha iyi şeyler yazabilirdi diye düşünüyorum. kendisine, hiç olmazsa bundan sonra, vicdan, akıl, izan ve sükûnet ile davranmayı tavsiye ediyorum. ha, bir de, olur da kendini tutamazsa, ben yazıyla sataşmakla yetinmeyip, sokak aralarında kıstırıp dövmeye çalıştığı kadın yazarlara benzemem, çevresinde kim varsa, o tür teşebbüslerde bulunmaktan vazgeçirsin."

(bkz: wow)
buzul çağının virüsü buzul çağının virüsü
kadınlarla ilgili yorumlarına asabiyeti de katınca antifeminist gibi görünse de cümleleri "ideal"i yansıtmaktadır. misal kadının eğitim sorununun ona özgü olmadığını eğitimin sistem sorunu olduğunu söyleyerek sorunun teşhisini doğru yapmaktadır. başörtüsü konusunda da samimi bir duruşu var yine. bunu bireysel özgürlük bağlamında değerlendirip, akp'nin ikiyüzlü tutumunu da -sorunu çözmeyip, eşleri/kızları üzerinden seçmene şirin görünme şeklinde tariflenebiliecek vıcık vıcık politika- karşı cephenin kaskatı tutumunu da yol olarak benimsemez. perihan mağden ile atışmasında taraf tutamasam da sevdiğim bir insan evladı, sağlam bir kadındır.
fahriyeabla fahriyeabla
nuray mert abdullah gül'ün cumhurbaskanı seçilmemesi gerektiği, bunun gerçekleşmesi durumunda ise toplumsal gerginlikler yaşanacağı iddiasındaydı. ne var ki, mert'in bu tutumu başta perihan mağden olmak üzere birçok yazar tarafından elestirilere uğradı. mert anti-demokrat olmakla, darbecilere taviz vermekle suçlandı. malum şimdi gül, cumhurbaşkanı. fakat nuray mert, her ne kadar bir yandan "allah gül'ü mahcup etmesin" diye yazıyorsa da öte yandan, sanki çankaya ve diğerleri arasında bir gerginlik çıkması için tetikte bekliyor. "ben demiştim, ben uyarmıştım" diye haykırmaya o kadar hazır ki, aynaya baksa o da görecek.
zuppettin zuppettin
hakikaten mert olan kadın kişisidir. karşısındaki kişi onu kızdıracak olursa şamar kıvamında sert cevaplar vermektedir, en güzelini yapmaktadır. cumhurbaşkanlığı köşküne başörtüsünün girmesi konusunda hükümetin ısrarını çok da haklı bulmamaktaydı, ondan önce okuluna giremeyen kızların falan durumuna bir çözüm getirsinler demekteydi, hatırladığım kadarıyla tabi. özellikle saçına, başına, kaşına, gözüne bolca emek harcayan, dergilerdeki erkek kadın ilişkileri üzerine anlamsız, boş hatta aptal saptal testlerle, anketlerle, yeni çıkan diyetlerle kafasını yoran bazı yeni nesil kızlarımızın, kendisini izleyip bir şeyler öğrenmesi gereken kadındır.
spanki spanki
oray eğin, hafta içinde nuray mert'in burununa estetik ameliyat yaptırdığını yazdı. dün de perihan mağden "burun" başlıklı ilginç bir yazı kaleme aldı. işte mağden'in yazısı. radikal
thecan thecan
ayşe armanla röportaj yapma bilmemnesine nail olmuş kadın. her sorunun cevabında "hastalık derecesinde, sapık, nefret ederim, hiç hoşlanmam, kendimi kaybederim" gibi hastalıklı ve agresif kelimeler kullanmaya gayret etmiş, kullanmadığı cevaplarda da bu kelimeleri hissettirmiş, ne olacağım değil ne oldum diyen bir insan. iyi ki şahsen tanımıyorum, iyi ki arkadaşım değil. zira oldukça zeki olduğunu düşünüyorum. zeki olduğu için ondan vazgeçemez, bir türlü başımdan atamaz, kaprislerini çeker dururdum herhalde.

(bkz: kendi kendine gelin güvey olmak)

ayşe arman 82406 1.7690 2.3580 1.3343 2 - 8 - 25 - 27 - 30 - 47 4 - 5 - 14 - 18 - 30 - 3 19 - 23 - 26 - 28 - 36 - 49 30 eylül 2007 aarman@hurriyet.com.tr üniv... hurriyet
earendill earendill
tutarlılık insanı olma uğrunda çelişkiler insanı olmuş kişi. etraftaki her şeyde çelişki ve "kendi özüne uygunsuzluk" arar durur, eleştirileri her şeyin kendi iç mantığıyla uygulamaları arasındaki çelişkiler üzerinedir, kendisi de çelişkisiz bi düşünce sistemine sahip olma özlemiyle yanar tutuşur, her yazısında aslında demek istediğinin o değil bu olduğunu, bir önceki yazısında niye öyle dediğini, ama nasıl anlaşıldığını anlatır durur. ama kişisel düşüncelerini daha büyük ve tutarlı zeminlere oturtma konusunda çoğu zaman başarısızdır.
başarısızdır, çünkü bir kimlik problemi vardır, hem müslümandır, hem solcudur, hem kadınları savunur, hem feminizm karşıtıdır, hem karadenizlidir, fevridir, hem boğaziçilidir bla bla. böyle sürer gider mert'in kimlikleri. bir yandan da o derece modernisttir ki (analitik anlamında) günümüz post modern kimlik soluyla da bağdaşmaz, hatta çoğu solcuyu katıksız evrenselci perspektiflerden eleştirir. yani solculuğu da kendinden menkuldür desek yeri, ama sorsak bir açıklaması vardır mutlaka. e. özkök falan gibi mutlak bir kötü değildir mert yanlış anlaşılmasın, zeki, vicdanlı bir insandır bir yandan. ama biraz tutarsız ve fazla takıntılıdır, işte onun cezasını çekeriz biz okurlar olarak.
ayşe arman'la yaptığı röportajında burun ameliyatı yaptırmadığını özellikle vurgulamış. bunun üzerine perihan mağden'in cyrano de bergerac'in eski behçet necatigil çevirisinden alıntıladığı burun tiradı havada kaldı. acep diyorum oray eğin'le bir olup da ketenpereye mi getirdiler mağden'i ne? mağden gol gol gol!!!
küller küller
9 ekim 2007 tarihli "bilim budalalığı" başlıklı yazısıyla hem kendi gazetesinin saçma haberlerine hem de "pozitivist dar kafalılığa" gayet mantıklı cevaplar ve ayarlar vermiştir:

`http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=235240`
1 /