o bunu okuyor

18 /
revoluce revoluce
yolumu uzatsa da boğaz kıyı şeridinden gitmeyi sayende sevdim. bol bol düşünüyorum sayende. ve kuzguncuk. orası ayrı bir güzel bu mevsimde. keşke zamanı geri sarabilsek. çok sıkıldım ve yoruldum artık bu saçmalıklardan.
revoluce revoluce
okumuyor, okumaz.

sen birine kayıtsız şartsız güvenmemek gerektiğinin en büyük dersisin bana. önce birine kollarını açıp, sonra onu boşluğa bırakırsın. olsun, bu da bir şeyler öğretti diyelim.

umarım sevgi bir gün seni ele geçirir, tadına vararak, yaşayarak öğrenirsin. çünkü hiç nasibini almış gibi durmuyorsun buradan bakınca.
kötü söz ve dilek yok benim aklımda. sevdiğim insanlar için olamıyor da zaten. benim yolum buradan bambaşka bir yöne doğru ayrılıyor. iyi yolculuklar sana.
la bocca della verita la bocca della verita
uzun zamandır seninle ilgilenmeyi ihmal ettiğimi biliyorum. benim aramamı beklediğini ve bunu yapmadigim için, her ne kadar belli etmesen de içten içe üzüldüğünü biliyorum.

eşin hastaneye yatmış ve 3 ay kadar hastanede kalmış. bunun ne demek olduğunu annemden dolayı bildiğim için ne kadar üzgün olduğunu ve bu süreçte çalışmaya devam ettiğin için ne kadar zorlandığını tahmin edebiliyorum.

seni gerçekten cok aramak istiyorum. ama senin bu durumla ilgili o kadar üzgün ve bu durumu bilmesem bile zor gününde yanında olamadigim için kendime kızgın ve sana karşı da bir o kadar mahcubum ki içim eziliyor.

arasam çok mutlu olursun, biliyorum. çok üzgün olduğunu tahmin edebiliyorum ve bunu düşündükçe içim eziliyor. tüm bu olanları duyduğumdan beri uyurken hep seni düşünüyorum. uyudum uyandım hep aklımdasın. açken, tokken... hep aklımdasın.

arasam ahizenin bı ucundaki sene ne söyleyebilirim, neresinden başlar da söylerim, bilmiyorum. kendimi cesaretlendiremedigim için özür dilerim.seni çok ama çok seviyorum. her seyden çok...

kızın.
rene rene
geçen x bir sigorta firmasında bir görüşmeye katıldım. bulunduğum il için bir ekip kuruyorlarmış. araştırdım internetten ne bulduysam firmayla ilgili. sunduğu poliçelerin paketlerin bazıları içerik bakımından alternatifsiz sayılacak kadar iyi görünüyor dışarıdan. aynı şekilde, şirket neredeyse 175 senelik bir marka yani sektörde eski. yaşadığım il büyükşehir 1 milyon civarı nüfusu var. ofis açmayacaklarmış, ekip ve ekip lideriyle mobil çalışacaklarmış. görüşmeye gittiğim yerde markayla ilgili tek bir logo vb. yoktu. eskiden çalıştığım sıcak satış ve pazarlama firmalarının ofislerinin plaza da olanı gibiydi, sürekli birileri giriyor çıkıyor, sürekli görüşmeye gelenler deli gibi bir insan trafiği.

ben giderken bulunduğum ile bir ofis açacaklar kurumsal ciddi bir çalışma yürütülecek diye düşünerek gittim çünkü marka sağlam görünüyor. gel gör ki kafelerde buluşup iç referansla müşteri bulup araç, yol, yemek vb. gibi hakların olmadığı bildiğiniz anketörlük gibi bir şey çıktı içinden.

şimdi anlamadığım şu, neredeyse 200 senelik bir firma olarak neden böyle bir satış stratejisi belirlemiş bu adamlar. yani anadolu ve anadolu da ki 1 milyon nüfuslu iller bu kadar "önemsiz" midir, burada yaşayan insanlar bir şirketi hayatlarına dahil ederken böyle şeyleri önemsemiyorlarmı, küçük de olsa bir ofis bir adres olmadan su arıtma cihazı satar gibi personel göndermek, bu personele araç veya yemek vermemek sigorta firmalarında normal mi.

internetteki şikayet oranlarının diğer firmalara göre azlığını vurgulamak istedim fakat bu şikayetleri önemsemediklerini dile getirdiler. yani tüm operasyonu potansiyel müşteriye "herhangi bir poliçeyi" nasıl satarız üzerine kurmuşlar.

merak ediyorum tüm sigorta ve emeklilik firmaları bu şekilde mi çalışıyor ? yani türkiye de insanlar özel hayat sigortası ve özel emeklilik gibi kavramlara çok mu uzak? illa ki kapılarına dayanıp psikolojik tekniklerle baskı uygulayıp mı satmak zorundasınız? güzel bir yere şık bir ofis açıp, bir kaç broşür ve reklam videosu ile, yerel radyolara vb. kanallara reklamlarla ulaşsanız insanlar size gelmiyorlar mı? 175 senelik köklü geçmiş üzerinden bir marka imajı oluştursanız yerleşik, çok daha güzel olmaz mı?

belki ben sektöre uzağım bilmiyor da olabilirim sistemi. fakat ben bir hayat sigortası vb. özel bir ödenek ayıracağım poliçe alacak olsam kendime veya aileme, öncelikle yaşadığım ilde organizasyonu nedir ona bakarım. küçükten büyüğe o firmayla ilgili size organizasyon şemasıyla çalışma şekliyle ilgili bir ipucu verir böyle şeyler. danışman benimle görüşmeye gelecek, benim müsait yerim yoksa kafede buluşacağız veya benim evde. ofisi yok, daha 21 yaşında bir üniversite öğrencisi, şimdi ben seninle tüm bu doneleri yan yana koyduğumda nasıl güvenip 10 senelik bir anlaşmaya gideyim ki? o öğrenci 6 ay sonra bırakacak işi. e sen marka olarak burada sabit değilsin adresin yok. ben yaşayacağım bir sorunda kimle muhatap olacağım?

sevgili "o" bunu okuyorsan söyleyeceklerim bunlar. konuyla ilgili bilgin varsa benim yanıldığımı düşündüğün şeyler varsa lütfen bana dm ile ulaşmaktan çekinme. teşekkürler.
wendera wendera
eskiden sen beni kızdırır tetiklerdin. ama artık ben seni tetikliyorum görüyorum da. her şey nasıl da lehime döndü. aç bir canavar gibi kemik attıkça beslendin ama artık kemik atmayı kestim açsın üzgünsün ve üşüyorsun yatağında. benden bir ses soluk bekliyorsun bir işaret.. ama o da ne. ben yokum, gitmişim. ben biliyordum böyle olacağını. varken kıymet bilecektin, bisey icin geçse geçtir. ve senin bunu geç anlaman üzücü. ben yol aldım çünkü.
1
darbelimatkap darbelimatkap
o bunu okuyor
diye başladım 2007'den beri seni düşünmeden 1 günüm bile geçmedi kimseye en ufak birine sevgi kırıntısı bile beslemedim seni ilk gördüğüm gün kıyafetine kadar hatırlıyorum bir an bile çıkmadın aklımdan ama sen gittin evlendin bu ağır bir yük mutlu olmaya çalışıyorum olmuyor tam mutlu olacak kem sen aklıma geliyorsun seni heryerden sildim olmadı yine yüzün aklımdayken unutamıyorum sırf yanına gelemediğim için benden uzaklaştın oysa utandım erkekler utanır mı?
diyeceksin utanır insan hele o ilk aşık olduğu kişiyse utanır
bir konudan konuşuyorduk sende bana sen ne zaman iyi oldunki diyordun nedeni seni sevmek
morbid angel morbid angel
wish you could be stronger as much as me. wish you could believe yourself as much as i did. wish i heard my name in your broken accent, one more time.

remember, gabriel. everything we've done.
kurbanım aman kurbanım aman
ben sana bir mektup yazarım, olmaz. o kâğıt bir dereden akar gider. sen bana bir mektup yazarsın, yarı yolda yırtılır... yani ben sana ne yazarsam yazayım, istersem karşına geçip konuşayım yine de sana ulaşır mı tereddüt ederim. ki bunlar senin için de geçerli.

fakat yine derin bir gecenin sessizliğinde açık unutulan radyoda en sevdiğin şarkı çalar. o zaman ne yaparsam yapayım, sana kilometrelerce uzakta olsam ve aramızda etten duvarlar olsa dahi ettiğim tek kelimenin kulağına gitmesini temenni ederim. keşke böyle olmasaydı ama durum böyle...
18 /