öğretmen öğrenciyi dövmeli mi

1 /
sor bana pişman mıyım sor bana pişman mıyım
eskiden hocalar öğrenciyi evire çevire döverdi. bir allah'ın kulu da gidip hocaya sen napıyorsun lan demezdi. askeriye gibi düşünün.

şimdi bir tokat atsa amına koyuyorlar hocanın.

pek ne değişti?
bilinçlendik mi ? bence hayır. yeni nesil daha kötü. sevgi saygı hiç bir şey yok.
aslında konu burada şuraya sıçrıyor.
biri benden büyük diye ona saygı mı duyacağım? ya da biri sırf benim amcam diye ona saygı mı duyacağım?
saygı kazanılır mı yoksa bazıları otomatik olarak saygıyı elde eder mi?
yok lan bu çok uzun konu neyse.

ama yine de hoca dayağına karşı değilim. ee tabi şimdi buna da şöyle karşı değilim çocukta iz bırakmayacak dayağa.
onun ölçüsü ise sağ elin yatayda v = 7,547 m/s hızla gitmesi. hocalar bu konuda eğitilmeli. geçemeyenler hoca yapılmamalı.
ama ya psikolojik etkide olumsuzluk bırakırsa.
gerçi şu ana kadar ben hocadan dayak yedim psikolojik olarak çöktüm diyene rastlamadım.
herkes ortamda beni şöyle dövdü onu şöyle dövdü diye kahkaha atarak anlatıyor.

neyse bu konu güzelmiş öğretmen dost meclisinde bir gün içerken bu konuyu açıp kafalarını bi güzel sikeyim.
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
dövmeli, hatta anasını bile sikmeli, gerçekten, sen çocuğumu dövmüşsün diye sana horozlanacak anneyi babayı "sizin de yapacağınız ebeveynliğin de amına korum lan" deyip onları da evire çevire dövüp millete rezil edeceksin. amk ebeveynlerinin imalat hatalı piçleri zavallı öğretmenlere dert oldu.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
ilkokul hocam bir kadındı. üç sınıf vardı bizim okulda; a, b, c. diğer sınıfların hocaları erkekti ve çocukları dövüyorlardı. annem, güzel annem, beni kadın hocanın sınıfına verdirtti bunun için. hırslı ve dürüst bir hocaydı, çok başarılı çocuklar yetiştirdi. dövmezdi bizi, yalnızca biraz gerçek anlamda gerizekalı birkaç çocuk vardı, onlara çok sinirlenir, kulaklarını çeker, suratlarına vururdu. nedense gözümde canlanır hep. hafızam görüp göreceğiniz en kötü hafıza olabilir ama hocamın onlara vururken elindeki altın bileziklerin sallanışını dahi hatırlarım. benim belki bir defa cetvelle avuç içime vurmuştur, bir defa da birinci sınıfta tek ayak üstünde durma cezası vermişti, ki onu da unutmuyorum hala. diğer sınıftaki hocalar ise başarısız ve kan dondurucu adamlardı. üzerine tartışmaya bile gerek yok. çocuk dövülmez. öğrenci çocuktur, dövülmez. eğitim sisteminin boktan olmasının sebebi dövülmeyen çocuklar olamaz. makul olun.
ıasybd ıasybd
öğretmen öğrenciyi dövmemeli ama bunu demekle iş bitmiyor. eğitimde, bilhassa çocuk ve ergen eğitiminde disiplin şarttır. öğretmen sevilip sayılması gereken bir figür olmalı, sadece sevgi ile bir yere kadar yol alınabilir ama bazı çocukta bunun işlemeyeceğini biliyorum. herkes evde çocuğuna temel ahlak değerlerini vermiyor, okula gelen çocuklar da tornadan çıkıp gelmiyor. öğretmenin şiddet uygulaması doğru değil, çocuğa vurulmamalı, ama kabahat işleyen çocuğun da cezasını öğretmen elinden çekmesi gerekli, o halde abartmadan kulak falan çekebilmeli öğretmen, eğer öğrenci kabahatli ise de bunun hesabı sorulmamalı. benim gözlemlerime göre öğretmen sınıftaki disiplin unsuru olmaktan çıkartıldı. problem bence budur.

esas üzerinde durulması gereken psikolojik şiddettir. eğer çocuğunuzu emanet ettiğiniz kişi öğretmen görünümlü bir puşt ise bunu yapacaktır, kılına bile dokunmaz ama o çocuğun ruhunda onarılmaz yaralar açar. o sebeple yaramazlık eden çocuğun kulağını hafifçe çekti diye kızmayın, sınıfta rencide ediyor mu esas o soruyu cevaplayın.
birfincancay birfincancay
kesinlikle dövmemeli. iz kalıyor. şikayet olursa sıkıntı yaşanabilir. ben tırnak diplerine kürdan batırıyorum öğrencilerimin. bazen de bir odaya kitleyip dokuz saat aralıksız "istiklal marşı" dinletiyorum. ayaklarını gıdıklıyorum. ama asla dövmem. rica ederim. kimi dövüyorsunuz siz ya?
2
yegi yegi
doğru ve yanlışı bulmak adına sorulmuş olan soru.

e madem sorulmuş biz de dilimizi döndüğünce düşüncemizi aktaralım.

tabii ki öğretmen öğrenciyi dövmemeli. adab, terbiye ya da her ne ise şiddet ile, dayak ile anlatılamaz, öğretilemez.
ancak burada öğretmenleri de anlamak zorundayız. biz okul zamanlarımızda öğretmenimizi gördük mü dut yemiş bülbüle dönerdik, müdürü falan gördüğümüzdeki halimizi söylemeyeyim bile... şimdiki öğrencilerde ise saygı sıfırın da altında.

öğreticilerin işi zor ama sorunları dayak çözmez.
tonguç tonguç
bu öğretmen ve öğrenci ile alakalı değil. 5 yaşından itibaren istikrarlı bir eğitim sözü verilen devlet güvencesinde dayağa gerek kalmaz.

ama bizim ülkemizde, özellikle doğuda olmak üzere ülkenin genelinde öğretmene karşı ciddi bir otoritesizlik hakim. siz ona matematiği, kimyayı, tarihi mi öğreteceksiniz yoksa ailesine, arkadaşlarına, çevresine hayırlı evlat olmayı mı? kimse kimseye kızmasın. bu ülkede işlenen cinayette de cahil bırakılan toplumda da dayak yiyen öğrencide de bu şartları sağlayan devletin mesuliyeti vardır. insanları ve meslekleri birinci sorumlu görmek çözümsüzlüğün istikrarı demektir. kendimizi insanlardan ve meslektaşlardan ayırmak yerine, sorunu esas mercilere getirmek doğru yaklaşım olacaktır.
plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
fiziksel şiddete tabii karşı olunmalı. ancak aman sesini bile yükseltmemeli yok aman utandırmamalı vs... bunları geçelim arkadaşlar. bir öğrenci bir kabahat işlemişse bundan utanacak. "yapma oğlum/kızım" ile işler -özellikle-bizim ülkemiz gibi eğitimin beş para etmediği ülkelerde- yürümüyor. yeri geldiğinde sesini de yükseltmeli öğretmen.

mizaç olarak insanlara bağıra çağıra kızan biri olamadım hiçbir zaman. ancak laflarımla karşımdakine "allah aşkına iki sille çak bana" dedirtebilirim.

tabii tüm bunları yaparken karşıdakinin öğrenci olduğunu unutmamak gerekir. dozajı iyi ayarlamak gerekir. yarınlar yokmuşcasına öğrencinin üzerine gitmek hiçbir zaman iyi bir fikir olmaz. öğretmen dediğin kızmalı ve uygun zamanda da gönül almasını bilmeli.

benim zaten en çok uyuz olduğum öğretmen, gönül almayı bilmeyen öğretmen. bence bağırıp döven öğretmenden çok daha zarar veriyor bu tarz öğretmenler.
kralfeanor kralfeanor
türkiye gerçekleri yaşantı ve anlayış biçimlerini yok sayan popülist söylemlere bakarsak dövmemeli. çünkü batıda böyleymiş çünkü modern insanlar böyle yaparmış çünkü popülizm bunu gerektirir.

fakat gel gelelim burası türkiye. burada otorite popülist söylemlerle sağlanmıyor. ben köyde büyüdüm ve 5 sene köyde okudum fakat küfürle ilk tanışmam kente gidip şehirde popülist sözüm ona çağdaş fakat sınıfçı ayrımcı cahil yobazlar tarafından yönetilen okulda tanıştım. öğretmen dayak atamasın öğretmen hiçbir şey yapamasın 85 sonrası yetişmiş olan içinde çok sayıda bok gibi kişiliğin fışkırtıp sokağa saldığı canlı türleri de böyle şeyler yapsın sonradan




evet evet dayak kötü ya psikoloji filan ehe
1
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
ya dövülerek travma yaşamış güzel beyinleri görmek gözlerimi yaşartıyor. burası yanlışlar ülkesi amk, burda doğru yapılmaz. argümanınızı seveyim. "ülke neden böyle oldu" sonra, kimden ötürü senden ötürü.
the red queen the red queen
insanları zorla bir odaya doldurup sizi dinlemeye mecbur ediyorsunuz ve dinlemek istemeyince şiddet gösteriyorsunuz. bence eğitim hak olmalı ama mecburi olmamalı. talep azalınca arz da daha kaliteli olur ve şiddet meraklısı öğretmen müsvettelerine yol verilebilir. özet geçtim, bir ara (yani hiçbir zaman) temellendirip anlatırım ne demek istediğimi.
benim kalbim temiz benim kalbim temiz
ilkokul 2. sınıftayım. hırsız polis oynuyoruz. koşarken düştüm, üstüm başım çamur oldu. sınıfa geldim, öğretmenin düştüm eve gidip değişebilir miyim dedim, öğretmen olacak piç de telefonda oyun oynuyordu. oyunu mu kaybetti ne olduysa, döndü bana bastı tokatı. ağlaya ağlaya eve gittim. babaannem üstümü vs değiştirdi, okula bıraktı geri beni. öğretmen olacak piçe de bu çocuğa bir daha dokunursan babası seni köyden sürer gibi bir şey dedi, çıktı sınıftan.

babaannem çıkınca beni tahtaya çağırdı, gel bakim buraya gibi bir şey dedi. babaannem geri girdi, piçe bastı tokatı. 2-3 hafta derse girmedi, sınıfta da kimseye dokunmadı o piç bir daha.
3
evetaynenbukelimeyikullandı evetaynenbukelimeyikullandı
dayak konusuna kesinlikle hayır diyorum.

bunun dışında bazı öğretmenlerimiz,müdürler ve müdür yardımcıları ne kadar ileri görüşlü ve politik.

misal bir çocuğa zeki ama bundan bir halt olmaz diyorlarsa ondan bir halt olmuyor ki bu ileri görüşlülük kısmı oluyor. politik kısmı da her çocuk için zeki demek zorunda olmaları.

hayır işin ilginç yanı aile ve çocuk o kadar zekalı ki cümlenin esas önemli yerinin ama kelimesinden sonraki kısım olduğunu, önceki kısmın ailenin gazını almak için söylendiğini seneler sonra bile anlayamıyor.

yıllar geçiyor, bu küçük çocuklar büyüyor. asgari ücretin bir tık üstü kazanıp "ortalamaya göre maaşım çok iyi" "sayısalcıydım, sözel sectim" yazım yanlışlarına bakmaksınız "edebiyattan sıkıldım, başka alana kayıcam" filan diyorlar. e müdür haklıymış? senden bir halt olmamış? adamlarda ileri görüşlülük tavanmış da işte bu tip insanlarda nerede kendini objektif değerlendirecek kabiliyet.
lorquet lorquet
dünyayı yeni yeni kavrayan bir insanı şekillendiriyorsunuz diyelim. demeyelim direkt öyle. bu insanın yaşadıkları ile geleceği şekillenecek. psikolojik sorunlarını kucaklayamamış kendi yaşamı da benzer insanlar tarafından şekillendirilmiş öğretmenlerle bu yeni nesil insanları aynı şekilde eğiterek nasıl bir toplumda yaşamayı hayal edebilirsiniz? toplumu siktiret elinizdeki kanla başka bir insanın tüm hayatını enfekte edeceksiniz.

sevgi böcek çiçek insanı değilim. kırlarda aptal aptal koşarak mutlu bir yaşama sahip olunmayacağını uzun zaman önce öğrendim. en azından zamanımızda değil. insan öğrenirken acı ile de öğrenebilir. belki çoğu şey acı ile öğrenme ile de mühürlenebilir. ama bu psikolojisi bozuk bir insanın ufak bir insanı canı sıkılıyor diye dövmesini haklı çıkarmaz.
1 /