oğuz atay

2 /
kuzudis kuzudis
sözlük konseptinin mimarıdır şahsımda.

-öyle bir şey yapılsa ki, ben o an elimde tuttuğum bu şeyin, dünyada yaşayan herkese göre ne anlama geldiğini bilsem..
şorşak kirpi şorşak kirpi
lafbaz, "oyun"baz, kimi okuruna işvebaz*
ağaca çarpıp özür dileyen
o buradan olamaz!
gitti zaten, boşa gitti, hiçe gitti
mezarda da tutunamaz...


*ki, "oğuz atay'ı anlamak" belki de hiç olmadı.
age of aquarius age of aquarius
"bir bilimadamının romanı" kitabıyla, istanbul teknik üniversitesi'nin kütüphanesine de ismini vermiş olan değerli hocamız mustafa inan'ın hayatını anlatmış olan yazardır, kendisi de itü'lüdür. gerçek bir bilimadamının örnek hikayesini gözyaşları içerisinde okumak isterseniz kaçırmayın derim. özellikle aydın sorumluluğu ne demekmiş anlamak için.
anarsik kirmizi anarsik kirmizi
"nasıl yaşadım on yıl bu evde? duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım; kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. kötü yazarım korkusuyla hiç yazmadım."

"hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu"

"sahte olmaktansa yaşamamak iyidir."

"bir silgi gibi tükendim ben. başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım : mürekkeple yazmışlar oysa. ben, kurşunkalem silgisiydim. azaldığımla kaldım."

tutunamayanlardan
roj u heyv roj u heyv
30. ölüm yıldönümü için 13-14 aralık 2007 tarihlerinde mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümü ile bilkent üniversitesi türk edebiyatı merkezi tarafından i̇letişim yayınları'nın katkılarıyla "msgsü fındıklı kampüsünde" sempozyum düzenlenecek oyun/bozan'dır.
seyrengiz seyrengiz
çınar elli, kızdı mı kezzap gibi bakan, oysa iri çağla gözlü, kapılardan sığmaz güzel adamım! o zamanlar pek ayardında değildin sanırım 'tutunamadığının'... vüs'at o. bener, kadim dostu oğuz atay'ı böyle anlatır 'buzul çağının virüsü' adlı eserinde. 30 yıldır yoksun, iri çağla gözlü adamım...
karakutu karakutu
oğuz atay kitapları, hayat gibidir. bazen üstüne tatlı ister. bu “canının tatlı bi’ şeyler çekmesi” durumu, ana yemekten yani hayattan ya işte bu oğuz abi kitaplarının yetersizliğinden doğan bir ihtiyaç değildir; tam aksine “bir insan gerçeği, insanın yüzüne bu kadar mı güzel vurur?” şaşkınlığını atlatabilmen için dikkatini başka şeylere yöneltmeni sağlayan hoş etkinliklerdir.
(bkz:
biraz kafanı dağıt istersen ha-ha!)
gayetül gaye gayetül gaye
oğuz atay’ı okumak, bir fark ediştir; hayatı yakalayıştır. i̇çinizdeki en korkak, en utangaç, en bencil ya da en sıkıntılı yanlarınızı fark etmeye başlarsınız onunla birlikteyken. siz çoğu duygunuzu tozlarla, örümcek ağlarıyla paslarla baş başa bırakmışken; oğuz atay’la birlikteyken çark tersten dönmeye başlar. “demiryolu hikâyecileri” öyküsünde atay: ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerde olduğumu bildirmek istiyorum. ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba? diyerek bizi bize çevirmek ister.
tasarımcı mühendizzz tasarımcı mühendizzz
yazın tutunamayanlar ı okumaya çalışmış ama başaramamışken birilerinin tavsiyesiyle onun yazarken üslup olarak etkilendiği söylenen yusuf atılgan 'ın aylak adam ve anayurt oteli kitaplarını okuyarak hazırladım kendimi onun romanlarına.halen selim ışık la tam olarak tanışabilmiş değilim ama korkuyu beklerken ve tehlikeli oyunlar ve içlerindeki ufak tefek ayrıntılarla bana rahatsız edici bir huzur vermiş okuldaşım yazardır kendisi.bukowski nin dediği gibi "başka birinin gerçeği sizin de gerçeğinizse ve o bunu sizin için dillendiriyorsa müthiştir".bu müthişliği hissedebildiğim ilk romancı olduğundan dolayı da değerlidir benim için.
2 /