oktay rifat horozcu

telek telek
edebiyatı naif, en bilinen eseri perçemli sokak olan yakın dönem edebiyatçılarımızdandır.
tomurcuk ve perçemli sokak isimli eserlerini örneklendirmek gerekirse:

"sen en güzel çiçekleri açacaksın tomurcuk"

"gel bulutsuz masalara yaslan
elimi tut büyüsün
yüzüme bak çalsın
içimdeki çalar saat
dönüş yollarında sarmaş dolaş
vapurlar geçsin aramızdan"
necromayhem necromayhem
eski zamanda
büyükler henüz küçük
ölüler ölmemişti daha
altmış para şekerin okkası
portakalın sandığı bir mecidiye
meyva sebil
kiler dolu

hamam ustası nazife
yüzüne bakılır taze
kâğıtçı ali efendi burma bıyıklı
o vakit de sevişmek vardı

ağaca çıksak
yerde kalmazdı papucumuz
hey gidi günler
isteoyledegil isteoyledegil
ağlama ahmet ağlama
davranma kuşağına ikide bir
anam avradım olsun
bu kara günlerin sonu gelir

büyük balık küçük balığı yutar demişler
bok yemişler
onu sardalyeler düşünsün
sen balık değilsin ki ahmet
mek parmak mek parmak daha
sonu selamet
gravity gravity
geceye yakın

gözleri çukurda uzun yüzlü
iki adam yan dönmüş denize
geçmişi konuşuyorlar.
bir kurşun donukluğu havada
uzakta çizgi teknenin düz dumanı
ay doğmuş daha sular kararmadan
diyor ki bizlere : --- birazdan
geceye ve gündüze yabancı
bu melez akşam saati geçer
kentin gürültüsü yavaşlar
doğrulur koltuğundan cüceler sakatlar
yatışır can sıkıntısı
soylu bir gece başlar.
kuş sütü kuru hüzün kuş sütü kuru hüzün
" bir sen yürürsün sokakta, yürürken;
oturursun koltuğa, oturunca.
su, bir senin bardağında en çok su.
bir senin kolların bileziklidir .
bir senin ağzın dudaklı ve sıcak.
bir sen memelisin, ince bellisin

başkaları gitmiş olur, gidince;
bir sen yakınsın, uzakta kalınca "

(bkz:sen ve başkaları)
belbereth belbereth
ağzımın tadı
ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
boğazımda düğümleniyorsa lokma,
buluttan nem kapıyorsam,
vara yoğa alınıyorsam,
geçimsiz ve işkilli,
yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
denize bile iştahsız bakıyorsam,
hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
bu darağacı suratlı toplum!