ölen birini özlemek

min amie la rose min amie la rose
hayatta duyulabilecek en çaresiz durumdur
hele ki o kişi hayatınızdaki en yakınınız ise çok zordur
bi' yerden sonra insan fiziki olarak duygularını gösteremiyor (ağlamak gibi)
birden kendinizi fark ediyorsunuz resmine bilmem ne kadardır bakarken
harbi çok zor
gerçekten çok zor
delice bir hüzün bu anlatamıyorum
driving einstein driving einstein
hayatımda özleyeceğim tek ölen insan anneannem sanırım... beni karşılıksız her koşulda seven tek oydu. akraba çöplüğünde ve ailede bana tek saygı gösteren de oydu. belli istedikleri vardı annemden ölürsem diye bir sürü şey derdi. bir gün ansızın gitti. keşke olsaydı da aynı şeyleri söyleseydi, off deseydim(bilsem demezdim gerçi) ya da ölmeseydi ama felçli de olsa yaşaydı ona bakardım ben hiç sıkılmadan...

umarım hayatında çektiğin acılar, hastalıklar orada son bulmuştur anneanne. ben de yaşarken hastalıkları, ağrıları, onca derdi tasayı yok etmeyi ya da önemsemeye çalışıyorum. nereye kadar yaparım ama senin için yaşıyorum ailede sadece zaten. huzur içinde uyu, meleklerin bırakmasın cennette seni.
bengeneldebelgesel bengeneldebelgesel
bir de ruyada konuşmak vardır o kişiyle.
onun öldüğünü biliyorsun ama, şimdi karşında.

şaşırıyorsun önce rüyanda, senin bilincin yerinde gibi.
karşında o, ama konuşamıyorsun önce.
çünkü onun buraya nasıl geldiğini düşünüyorsun.
sonra birşeyler söylüyor,
dediklerini mi anlamaya çalışsan yoksa kendi diyeceklerini mi söylesen, kararsızsın.
artık ruyaya yavaş yavaş hakimsin ama süre bitmek üzere,
bunun farkına geç varıyorsun.
ve açıyorsun gözünü.
herşey eksik.
aklında bir sürü çelişki.
hemen kapatıyorsun gözlerini.
o an geri gelsin diye herşeyini verirsin.
olmuyor, yeniden açılıyor gözler, ama bu kez daha hüzünlü.

artık dua ediyorsun onun için, huzurlu uyusun diye.
sonra düşünmeye başlıyorsun; "ne dedi bana, ne demek istedi?"

bir gece sonra onu yeniden görebilmek için sabırsızlanıyorsun.
hatta erkenden uyumak istiyorsun artık.
olmuyor, gelmiyor bu gece.
bir daha olsun istiyorsun çünkü soracakların var,
dinlemek, hatta duymak istediklerin var.

olmuyor, koca gece boşa geçti.
geri gelmiyor.
bir sonraki gece yeniden deniyorsun, yine aynı.

artık sadece dua etmeye başlıyorsun
ve diyorsun ki; benim ruyamda olmasa da huzuru olsun yeter.
thomas shelby thomas shelby
tarif edemediğim bir hüznü var bu duygunun. insan kilometreleri aşacağını bildiği birine gerçekten özlem duyamıyor sanırım. ama ölen birini özlemek çok tarifsiz. yaşasa, getireceği güzelliklerle kim bilir ne kadar değişecekti hayatım, ama özlemekle yetiniyorum. ah kübra ah.