olgunlaşmak

1 /
juliette juliette
zaman içinde, insanın tahlil etmeden anlayamadığı durum. bazen hayatın zorla diretmesiyle, bazen de insanın yapısıyla alakalı yaptığı hataların geri dönüşümüyle mümkündür. belli başlı, göze batan ve insanın kendisinin de farkettiği özellikleri genelde şöyledir ;

+ hata yaptığınızı kabul ediyor ve yaptığınız hataya bakakalmak yerine, ders çıkarabiliyorsanız,

+ öfkeyle asla yerinizden kalkmıyorsanız,

+ kendinize verdiğiniz zararları telafi etmek için uğraşıyorsanız,

+ büyüklerin laflarına kulak kabartıyorsanız,

+ insanları daha az kıskanıp, daha çok örnek alıyorsanız,

+ siniriniz artık kısa sürede, muhakemeye dönüşüp yatışıyorsa,

+ insanların her söylediğine değil, hiç bir söylediğine inanmıyorsanız

+ hafiften paranoyak olduysanız,

+ çaba sarfetmeniz gereken şeylerin farkına vardıysanız ve en önemlisi ne boş şeylere kafa yorduğunuzu gördüyseniz,

+ 15 yaşındaki yeğeninizi gece ikide eve geldiği için azarladıysanız

yavaş yavaş olgunlaşıyorsunuz demektir...

( ben değil, bir arkadaşım olgunlaştı.. uyumam lazım artık farkındayım..)
ahmet ahmet
düşüncelerimiz ile üzerinde düşündüğümüz şeyleri, zihnimiz ile zihnimiz dışındaki gerçekliği ve doğruluk ile yanlışlığı biribirinden ayrımamızı sağlayan epistemik süreç. *
idiot idiot
"püüüüff" deyip durmaktır. çaya gidip suya giremeden geri gelmek ve "keşke çocuk olsaydım" ya da "çocuk olmak varmış" demektir.

sözlük ufalayımda cebine gireyim n'olur!
bleed bleed
küçükken "salak bunlar, ben böyle olmıycam..." dediğimiz, büyüklerin sayıklayıp durduğu hayata dair klişelerin haklı sebeplerine, teker teker vakıf olmak.
keditör keditör
farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz ya da gerçekleştirdiğimizi sandığımız büyüme şekli.

oruç aruoba'nın anlatımıyla :

"öyle yaşayacaksın ki, kendin bir türlü olgunlaşamadan,
arkanda olgun ürünler bırakıp yürüyeceksin - ancak
da olgun olduklarında bırakacaksın onları ardında...

çünkü sen kendin de, olgun hale geldiğinde,
kendi ardında kalacaksın - bırakacaksın kendini
ki
ardında
kalsın..."
matricaria chamomilla matricaria chamomilla
şehir dışından haftasonları memlekete gelip de, geldiğiniz gibi ailenizle 5dk muhabbetten sonra arkadaşlarla dışarı çıkmaya can atmak, yazlıkta babanız haftasonları sadece iki günlüğüne gelse bile biraz daha eve geç dönmeye zorlamak, ailece yenen o nadir yemeklere sahilde biraz daha voleybol oynamak için geç kalmak.... bunun gibi şeyleri bırakıp da sizi dışarı çağıran arkadaşlarınıza ben bu akşam evdeyim annemlerle olucam diyebiliyorsan, bunu gerçekten istemişsen, olgunlaşmışsındır.
morşapka morşapka
zordur. yumurtadan çıkan bir civciv gibi olmaktır. korunmasızken dış dünyaya açılmak... düşüp düşüp yaralanmak...artık eskisi gibi safça herkese inanamamaktır olgunlaşmak. ölümler, kayıplar, işsizlik, parasızlık derken yüzüne acılar zorluklar yerleştirmektir.çocuk gibi kaygısız olduğun, mutlu olduğun o günleri özlemek ama yaşamın attığı çentiklerin duvar olmasından dolayı geri dönememektir.kalkanlarını sıkı sıkı giyinmek, düşüp kırılan kalbini onarabilmektir. aynı acıyı yaşarken bunun tadını bilmek ve umarsızlıkla geçmesini beklemektir.kabuk bağlamış yaralarla, kırılmış bir kalple nefes almaktır.
1 /